Sefiller devam etmeli mi?

Sefiller devam etmeli mi?

Victor Hugo'nun torunları, Fransız bir gazetecinin "Sefiller" romanının devamını yazması ve yayınlaması üzerine yazarın haklarına saldırı gerekçesiyle bir dava açtı.

Sefiller devam etmeli mi?
Sennur Sezer
Küçük bir haberdi, bilmem dikkatinizi çekti mi: Victor Hugo'nun torunları, Fransız bir gazetecinin "Sefiller" romanının devamını yazması ve yayınlaması üzerine yazarın haklarına saldırı gerekçesiyle bir dava açtı. Dava kitabın satışının yasaklanması ve 410 bin paundluk bir tazminat istemiyle açılmış. Davacılar: "Yayıncının ve kitabın devamını yazan yazarın elde ettiği kirli parayı almak için değil, ruhsuz küresel kapitalizmin edebi değerleri yozlaştırmasına karşı etik ve sembolik bir duruş sergilemek" adına yasal yollara başvurduklarını söylüyorlar.
Victor Hugo (1802-1885) yeniden gündeme geliyor böylece, demek mümkün değil. Çünkü kimi eserleriyle, örneğin "Sefiller"le gündemde. Londra'da sahneleniyor şu anda. Ve kim bilir daha nerelerde bu ünlü romantik yazar tartışılıyor, romanlarıyla, tarihe ve sosyalizme bakışıyla: "Değişik adlar altında toplanan, bizim 'sosyalist' soyadıyla belirtebileceğimiz bu adamlar kayayı delmeye, ondan kişi mutluluğunun kaynağını fışkırtmaya gayret ediyorlardı. Onların çalışması darağacından savaşa kadar her sorunu içine alıyordu. Fransız Devrimi ile ilan edilen erkeğin haklarına onlar kadının haklarını, çocuğun haklarını ekliyorlardı.(...) Sosyalistlerin kendilerine konu edindikleri bütün sorunlar (...) iki önemli sorunda toplanır. Birinci sorun: Zenginlik elde etmek. İkinci sorun: Onu bölüştürmek. İki sorunun içinde iş konusu var. İkincisinin içinde ücret konusu var. Birinci sorunda güçlerin kullanılması söz konusu. İkincisinde kazanç paylaştırılması. Güçlerin iyi kullanılmasından kamu gücü doğar. Kazancın iyi paylaştırılmasından bireyin mutluluğu doğar. Uygun paylaştırma demek eşit paylaştırma değil, haklı paylaştırmadır."
Hugo,1830 Fransası'nı anlatırken sosyalizm konusunu irdeler, paylaşımın üretime etkilerini, sosyalist görüşün çeşitli ülkelerdeki yorumlarını açıklayıp tartıştığında kuşkusuz içtendir. Mülkiyetin ortadan kaldırılması değil yaygınlaştırılması gerektiğini söylerken de. Genç yaşta ün kazanmayı başarmıştı, ama zor bir çocukluk geçirmişti. Vaftiz edilmemiş bir çocuktu. Katolik bir ülke için bir dışlanma nedeni. Yoksuldu. Bir başka dışlanma nedeni. Yeteneği ve çalışmasıyla bütün bu zorlukları arkasında bıraktığında, kırk yaşlarında, eserlerinin haklarını bir şirkete satıp kenara çekilmiştir. Ama onun dinginliğini bozan olaylar olur: Şubat Devrimi, Haziran Ayaklanması... 1848-1851 arası, hem yazarlığını hem yaşamını etkileyen bir dönemdir. Milletvekili oluşu, gazete çıkarışı, dindar olduklarını söyleyen muhafazakârlara güvenindendir. Oların yoksulları gözeteceğine inanır. Oysa olaylar onun umduğu gibi gelişmez. O da düzen partisi ile ilişkilerini keser. Bu ilişki kesiş onu sürgüne, gerçekleri yazmaya götürdü. Ve Komünü desteklemeden komüncüleri savunması, Bürüksel'deki evini sürgünlere açması, Brüksel'den sınır dışı ediliş. Muhalefette kalmayı sürdürüş ve başeserler: "Sefiller", "Deniz Emekçileri..."
Okumayanlar için anımsatalım, "Sefiller", ekmek çalan bir adamın ağır bir mahkûmiyet alışı ile başlar, devrim günleriyle sürer..
Acaba "Sefiller"in devamının yazılmasını isteyenler ve bu ısmarlamayı yazan, Hugo'nun toplumdan yana değişimini mi hedefleyip değiştirmek istemişlerdi? Onun inandığı "Hak" duygusu hiçbir düzene uymuyor çünkü. "Sefiller" romanını, Hugo'nun torunları kalmasa da okurları savunmak, onun bir "Rambo" ya indirilmesini engellemek zorunda. Çünkü yazarların gerçek mirasçıları onun okurları ve dünya görüşünü savunanlardır.
www.evrensel.net