GAP

GAP'ın peşkeşine kılıf

Uluslararası tekellerin gözünü diktiği GAP, yerli işbirlikçiler tarafından "Bir işe yaramaz" damgası vurularak hiçbir tepki almadan peşkeş çekilmek isteniyor.

GAP'ın peşkeşine kılıf
Bülent Falakaoğlu
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD)'nin 52. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinliğe katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, tarımın adım adım bitirildiğini kabul ederken, GAP'a ilişkin çok önemli itiraflarda bulundu. Gökalp etkinlikte, GAP'ın planlamasında, ürün deseninin belirlenmesinde bakanlığın yetkili olmadığını söyledi. Bu açıkça "GAP'ta ne yetiştirileceğine biz karar veremiyoruz" anlamına geliyor.
Oysa, bölgeye suyun gelmesi, sulu tarıma geçme ve Güneydoğu Anadolu'da yetişmeyen, ancak sulak bölgelerde yetiştirilebilen ürünlerin artık bölgede yetiştirilebilmesi olanağı sunuyordu. Bu olanak bölgede ürün deseninin değiştirilerek, bölgenin ve ülkenin ihtiyaçları gözetilerek uygun üretimin yapılabilmesi için bulunmaz bir fırsattı. Tarım politikalarını, IMF aracılığıyla, ABD'li tekeller başta olmak üzere uluslararası tarım tekellerinin çıkarlarına göre belirleyenler, suyun getireceği olanaklardan bölgenin ve ülkenin yararlanamayacağını, utanmadan, sıkılmadan ilan ediyorlar. Suyun gelmesiyle bire iki alan üreticinin, bire 20 alacağı masalı anlatılanlar şimdi, üreticinin gözüne baka baka GAP'ın elden gittiğini söylüyorlar.
GAP'ta tarım durdurulmalıymış
Tarım Bakanlığı'nın projelerde yer almadığını kaydeden Gökalp'in ağzından dökülen şu sözlere ise insanın "inanası" gelmiyor: "GAP çoraklaşmıştır. GAP'ta tarım durdurulmalıdır." Konuşması boyunca IMF'nin Türkiye'de tarımsal üretimin bitirilmesine yönelik politikalarına hükümette bulunan bir bakan olarak imza koymuş olmasını görmezden gelerek bu politikalardan şikâyet eden Gökalp'in bu sözleri, tam da uluslararası tekellerin sözcülüğüne denk düşüyor.
Enerjiden tekstile, tarımdan telekomünikasyona kadar birçok tekelin pay alma savaşı verdiği bölgede öncelik enerji alanına veriliyor. Bölgenin taşıdığı enerji potansiyeli, bölgede hakimiyet kuracak olan enerji tekelinin aynı zamanda Ortadoğu'daki petrol rezervlerini de kontrol altında tutma olanağı elde edecek olması, başlıca emperyalist ülkeleri, zaman kaybetmeden harekete geçiriyor. GAP kapsamındaki enerji yatırımlarının yüzde 80'inin tamamlanmış olmasına karşın tarımsal yatırımların henüz yüzde 13'ünün tamamlanmış olması bu gerçeliğe işaret ediyor. Tarımsal yatırımlar bu hızıyla devam ederse (ki yatırım hızı daha da düşürüldü), ancak 60 yıl sonra tamamlanabilecek. Tarım politikalarının bu şekilde devam etmesi halinde zaten 60 yıl sonraya üretici kalmayacak.
Tabii ki enerji yatırımlarına öncelik verilmesi bölgenin tarımsal alanda sağladığı olanakların uluslararası tarım tekellerince göz ardı edildiği anlamına gelmiyor. Şimdiden tarım tekellerinin yer kiraladığı bilinen bir gerçeklik. Bölgede üretici kalmadığı bir dönemde, istediği ürünü üretmek, ürün desenini istediği gibi belirlemek isteyen tarım tekelleri uzun dönemli bir pusuya yatmış durumda. Bu yöndeki planları da hazır. Böylesi bir süreçte, bölgede yetkisinin olmadığını belirten ülkenin Tarım Bakanı'nın üreticileri önerisi ise, "Üretmeyin" oluyor. Tabii nasılsa sözcülüğünü yaptığı tekeller ileride üretecek.
İnisiyatif üreticiye geçmeli
Bölgede ülke ve bölge çıkarlarına uygun bir tarım politikasının plan dahilinde hayata geçirilmemesi halinde Gökalp'in itiraf ettiği, "Ürün desenini biz belirleyemiyoruz" gerçekliğiyle karşılaşmak kaçınılmaz hale gelecek. Bu nedenle bölgede tarım ve sanayinin gelişmesi için kooperatifçiliğin desteklenip yaygınlaştırılması, tarım ve sanayi projelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu projeler; Et Balık Kurumu, Yem Sanayii, Zirai Donatım Kurumu, TEKEL, Şeker Fabrikası ve benzeri tarımsal KİT'lerin bölge halkına hizmet eder şekilde yeniden düzenlenirse ekonomiye önemli katkı sağlayabilir. Bölgedeki Devlet Üretme Çiftlikleri'nin araştırma, geliştirme merkezleri, tohum yetiştirilmesi, hayvancılığın ıslahı merkezleri olarak yeniden organize edilmesi de unutulmamalı. Bölgede tarım ve sanayinin gelişmesi ve ülke ihtiyaçlarına göre üretimin yapılması için bütçeden yeterli miktarda pay ayrılması, üreticilerin söz sahibi olduğu ulusal tarım politikaları ve GAP'a yönelik tarım projeleri hayata geçirilmelidir. Ülke tarımını IMF boyunduruğundan kurtaracak olan da budur; Gökalp'in IMF'ye yönelik kuru sözleri değil. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Hücre tipi mahkeme
F tipi cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler bundan böyle mahkemelere çıkartılmayacak. Adalet Bakanlığı'nın aldığı karar doğrultusunda, F tipi cezaevlerine duruşma salonları yapılacak ve "tehlikeli" olduklarına karar verilen tutuklular buralarda yargılanacaklar.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, yaptığı açıklamada, halen 17 cezaevinde ölüm orucu ve açlık grevi eyleminin sürdürüldüğünü belirterek, bu eyleme 17 örgütün destek verdiğini iddia etti. Cezaevlerinde açlık grevi yapan tutuklu ve hükümlü sayısının 10, ölüm orucunda bulunanların sayısının ise 172 olduğunu ifade eden Türk, ölüm orucundaki 65 mahkûmun hastanede olduğunu, bunlardan 40'ının tedaviyi reddettiğini kaydetti.
Bugüne kadar sağlık durumları nedeniyle 83 hükümlünün cezasının 6 ay süreyle ertelendiğini hatırlatan Türk, "Ölüm orucu eylemi dolayısıyla sağlığı bozulduğu için tahliye edilenlerin sayısı ise 45. Cezası ertelenmesine rağmen başka bir suçtan tutuklu olduğu için tahliye olamayanların sayısı 10. Bunlar için yargılandığı mahkemenin tutukluluk kararını kaldırması gerekiyor" diye konuştu. Tutukluların tahliye edildikten sonra da ölüm orucunu devam ettirmesine tepki gösteren Türk, sorunun çözümü için tutukluların taleplerini dikkate almak yerine, yine "örgüt"lere işaret etti.
Sözünden çabuk döndü
Bakan Türk, bundan sonra yeni F tipi cezaevi inşa edilmeyeceği şeklindeki sözlerinden de çabuk çark etti. Sözlerinin yanlış anlaşıldığı savunmasında bulunan Türk, "Bundan sonra Türkiye'nin hiçbir yerine F tipi cezaevi yapılmayacak" ifadesini kullanmadığını öne sürerek, kendisinin Trakya'da yeni F tipi cezaevleri yaptırmayı düşünmediklerini söylediğini iddia etti. Halen Trakya'da 1'i Edirne'de, diğeri Tekirdağ'da olmak üzere 2 F tipi cezaevi bulunduğunu ifade eden Türk, Tekirdağ'da bir F tipi cezaevinin de inşa halinde olduğunu kaydetti. Türk, Türkiye'de şu anda 4 tane F tipi cezaevi bulunduğunu, Buca ve İzmir'de F tipi cezaevlerinin yapılmasına karar verildiğini, 5'inin de inşaatının devam ettiğini kaydetti.
Küçük cezaevlerinin kaldırılacağını ve onun yerine bölge cezaevleri kurulacağını belirten Türk, Türkiye'de şu anda 542 cezaevini bulunduğunu bildirdi.
www.evrensel.net