IMF-Derviş programı çöktü

Hükümetin IMF'nin direktifi ile hayata geçirdiği Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı çöktü. Dün piyasalarda yeni bir kriz yaşanırken, faiz-dolar-borsa şeytan üçgeninde yine milyarlarca dolar yurtdışına çıktı.

IMF-Derviş programı çöktü
Türkiye'nin IMF dayatması ile uyguladığı "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" üç aylık uygulamanın ardından faiz-döviz-borsa 'şeytan üçgeni'nde kayboldu. Program ekonomiyi düze çıkarma iddiasına karşın birbiri ardına ürettiği krizlerle birlikte halkı her geçen gün daha da yoksullaştırırken, spekülatörlere ve rantiyeye milyarlarca dolar aktardı. Dün yaşanan dolar-faiz krizi ise programın çöküşünün ifadesi oldu.
Dün, güne 1 milyon 390 bin liradan başlayan dolar, 1 milyon 585 bin liraya yükseldi. Açılışı 607 bin liradan yapan mark 13 bin lira değer kazandı. Akşam saatlerinde ise konsolidasyon haberleri gelmeye başladı.
Bunun üzerine Başbakan Bülent Ecevit bir basın toplantısı düzenleyerek piyasaları sakinleştirmeye çalıştı.
Ancak Başbakan'ın açıklamaları piyasalardaki beklentiyi olumluya döndürmeye yetmedi. Ecevit açıklamasında, Derviş ile Bahçeli arasındaki sorunun çözüldüğünü öne sürerken, inandırıcı olamadı.
Ecevit ayrıca, piyasalardaki çalkantıları, "düzen bozukluğundan çıkarı olanlar" tarafından yaratılan spekülasyon ortamına bağladı. Ancak Ecevit'in açıklamasının ardından dolardaki tırmanış sürdü ve akşam saatlerinde dolar 1 milyon 500 bin sınırını da aştı. Uzmanlar dolardaki fırlamanın sorumlusunun hükümetin yarattığı tedirginlikten yararlanan yabancı bankalar olduğunu belirtiyorlar. Borsa bu tedirginlikten olumsuz etkilendi. İMKB Ulusal-100 Endeksi, Ecevit'in açıklamalarına rağmen düşüşünü sürdürdü. Ecevit basın açıklamasına başladığı saatlerde kapanan borsa önceki günkü kapanışa göre 262.76 puan kayıpla 1. seansı 8,817.25 puandan tamamladı. Hisse senetleri ortalama yüzde 2.89 oranında değer yitirdi.
Faizler de tırmandı
Bu ortamda gerçekleştirilen iç borç ihalesinde ise faiz yüzde 104.89 ile üç haneli rakamlara ulaştı. Faizlerin yükselmesi, Hazine'nin iç borç çevriminde zorlanacağı anlamına geliyor. Nitekim yüksek faize rağmen Hazine dünkü ihalede hedefinin çok gerisinde kaldı. 300 trilyon borçlanma hedefi ile yapılan ihalede Hazine ancak 45 trilyonluk borçlanma gerçekleştirebildi. Bugün yapılacak 1 katrilyon 96 trilyonluk ödeme için Hazine'nin Merkez Bankası rezervlerine yönelmesi bekleniyor. Diğer yandan faizin üç haneli rakamlara çıktığı iç borçlanma ihalesine sadece bir Amerikan bankasının katılması, diğer bankaların ihaleye girmemesi, piyasalarda spekülasyona ilişkin soruların artmasına neden oldu.
Nasıl gelişti?
Telekom kirizi ile ortaya çıkan 'güven bunalımı'nın aşılamaması programın çöküşünü hızlandırırken, hükümetin Başbakan aracılığı ile yaptığı 'güven' açıklamalarının hiçbirisi piyasalar tarafından ciddiye alınmadı. Son olarak Ecevit'in önceki gün yaptığı "Uyumlu bir koalisyonuz, ancak her koalisyondaki tartışmaları biz de yaşıyoruz, ama sorunları çözüyoruz" açıklaması da piyasalar tarafından Bahçeli-Derviş gerginliğinin kabulü olarak algılandı ve olumsuz beklentileri güçlendirdi.
Faiz-dolar vurgunu
Program, uygulandığı günden bu yana faiz-dolar-borsa üçgeninde yaşanan spekülasyonları güçlendiriyor. Borsa, "Ecevit öldü", "Telekom krizi çözülmedi" gibi dedikoduları bahane ederek bir sarkaca döndü. Dolar her iç borçlanma ihalesi öncesi spekülatörler tarafından yükseltildi. Hazine'yi yüksek faize mahkûm etme amacı taşıyan bu uygulama sonucunda iç borçlanma ihalelerinde faizler sürekli yükseldi. İç borçlanma faizleri yüzde 72 ile başladıkları yılı yüzde 100'leri aşarak sürdürüyor. IMF'nin de 'ihtarı' ile en önemli sorunlardan birisi olarak "programda revizyon" gerekçesi haline getirilen yüksek faizler, hükümetin bütün müdahalelerine rağmen düşürülemedi.
Merkez Bankası'nın dolardaki tırmanışı frenlemek amacı ile yaptığı dolar satışları etkisiz kaldı. Dolar satış ihalelerinin etkisizliği ise yabancı yatırımcıların tavrına bağlanıyor.
Merkez Bankası haziran ayı başından bu yana her gün ortalama 50 milyon dolarlık döviz satış ihaleleri yapıyor. Bu ihalelerde arz edilen dolarların tamamı alınıyor. Ancak dikkat çeken bir nokta, bu dolar satışlarının piyasaları rahatlatamaması. Bunun en önemli nedeni ise alıcıların aynı olması. Hazirandan bu yana sürekli olarak dolar alıcısı pozisyonunda bekleyen bankalar, hep aynı bankalar. Türkiye'de faaliyet gösteren en büyük 5 yabancı banka.
Spekülasyonun iki yönü
Başbakan Ecevit, hemen her kriz sonrası açıklamasında, "bu sistemden beslenen ve değişmesini istemiyorlar" dediği spekülatörleri suçluyor. Ancak bir türlü bu spekülatörlerin kim olduğunu açıklamıyor. Dedikoduların piyasaları olumsuz etkilediğini söyleyen Ecevit, bunun için ne gibi önlemler alacağını da bilemiyor. Her iç borçlanma ihalesinde bu durum bir kez daha ortaya çıkıyor. Merkez Bankası'nın dolar satış ihalesinde sürekli olarak alıcı olan Türkiye'de faaliyet gösteren "5 büyük yabancı banka" bu araçla hem faizleri hem de döviz kurunu kontrol edebiliyor. "Derinliği olmayan" İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na da kolayca müdahale edebilen bu bankalar, iç borçlanma faizlerinden döviz kuruna kadar Merkez Bankası'nın elindeki bütün müdahale araçlarını eline geçirmiş oldu. Ve bu üçgendeki "serbest" hareketleri ile vurgun vuruyor. Kâr trasferinin önündeki bütün engeller ortadan kaldırıldığı için istediği zaman da yurtdışına çıkarak kârını realize ediyor. Bu durumda iç borçların çevrilebilirliği tehlikeye giriyor. Ya bu borçların konsolidasyonu yapılacak ya da yüksek faize katlanılacak. Bu da hükümetin çaresizliğinin ifadesi olarak ortada duruyor.
www.evrensel.net