Asgari ücret açlık sınırına yetişemiyor

Asgari ücret açlık sınırına yetişemiyor

Türk-İş, TİSK ve hükümet yetkilileri, asgari ücreti "iyileştirmek" amacıyla bir araya geldiklerini söylüyorlar ama sözü edilen rakamlar, 250 milyon lira olan açlık sınırına dahi ulaşamıyor.

Asgari ücret açlık sınırına yetişemiyor
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, brüt asgari ücrete yapılacak zammı görüşmek üzere yarın toplanacak. Beklendiği gibi brüt 180-190 milyon lira arasında değil, Türk-İş'in talep ettiği 210 milyon olarak belirlense bile asgari ücret yine de 250 milyon lira olan açlık sınırının altında kalmış olacak.
İşçi ücretlerinin düzeyini korumak için ortaya konan asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nu oluşturan işçi, patron ve hükümet temsilcilerinin bir araya geldiği toplantılarda, oy çokluğu ile kararlaştırılıyor. Şimdiye kadar verilen kararların neredeyse hepsinde patron ve hükümet tarafı, işçi tarafının teklifine karşı birleşti.
Yarın yapılacak toplantı, Temmuz ayında mevcut asgari ücrete yapılan 5 milyon liralık komik zammın ardından yapılan ikinci toplantı olacak.
İlk toplantıda ortaya konulan önerilerin ele alınacağı yarınki toplantıda DİE'nin yeni ücrete ilişkin hesapladığı besin içi ve besin dışı harcama kalıpları da değerlendirilecek.
210 milyon bile çok!
İşçi kesimini temsilen toplantıya katılan Türk-İş, yeni asgari ücretin en düşük memur maaşı düzeyinde veya SSK prim taban ücreti olan 210 milyon olarak saptanmasını talep ediyor. Ancak patronları temsilen komisyona katılan TİSK, "ek yük" getireceği gerekçesiyle buna karşı çıkıyor.
Bu ay içinde saptanıp 1 Ağustos'tan itibaren 5 ay süre ile yürürlüğe girmesi beklenen yeni asgari ücretin brüt 180 ile 190 milyon lira arasında saptanabileceği kaydediliyor. Yeni asgari ücretin brüt 180 milyon lira olarak belirlenmesi durumunda kesintilerin ardından işçiye net 130 milyon 725 bin lira; brüt 190 milyon lira olarak belirlenmesi durumunda ise yapılacak kesintilerden sonra işçiye net 137 milyon 805 bin lira ödenecek.
Patronlar aç işçi istiyor
"Bir işçinin ailesiyle birlikte insan onuruna yakışır bir biçimde yaşamasını sağlayacak ücret" olarak belirlenen ve ILO Anayasa'sında "İşçinin ve ailesinin yalnızca geçimini temin eden ücret, insanca yaşamaya yeten bir ücret değildir. Halbuki işçinin insanca yaşaması için yeterli ücrete sahip olması gerekir" ifadesiyle tanımlanan asgari ücret, Türkiye'de açlık sınırı olan 250 milyon liranın bile çok çok altında. Patronlar ise asgari ücretin belirlenmesi sırasında sadece bir işçinin "düşük gelir seviyesi"ndeki grubun harcamalarına göre belirlenmesini istiyor. Üstelik bu ücretin kök ücret olarak değil, toplusözleşme yapılan yerlerde sosyal yardım, ikramiye ve fazla mesai gibi yan ödemelerin içinde olduğu bir hesap yapılmasını istiyorlar. Patronların arkasına sığındığı gerekçe ise "rekabet şartları."
Anayasa patronlar için değişti
Asgari ücrete ilişkin düzenlemeler Anayasa'da bulunuyor. 1961 Anayasası'nda "Devlet çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alır" hükmüne yer veriliyordu. Ancak darbe sonrası hazırlanan 1982 Anayasa'sında, 1961 Anayasası'nda yer alan "insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli" yerine "Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulur" ifadesi kullanıldı. Zaten 1980 yılından itibaren de asgari ücret belirlenmelerinde aile faktörü tamamen dışarıda tutuldu.
www.evrensel.net