Özelleşti ve batıyor

EBK, SEK, Sümer Holding'e bağlı işletmeler gibi Petlas da özelleştirme nedeniyle yok oluyor.

Özelleşti ve batıyor
Muzaffer Özkurt
Türkiye'de uçak lastiği üreten tek fabrika olan Petlas, özelleştirilerek Kombassan'a satılmasından 4 yıl sonra kapanma aşamasına geldi. Petlas'ın kurulma projesi 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı ambargo nedeniyle Bülent Ecevit hükümeti tarafından ortaya konmuş, 1977 yılında ise Süleyman Demirel tarafından temeli atılmıştı. Fabrikanın tamamlanması için ise tam 1 milyar 186 milyon dolar harcandı. Bugün özelleştirilerek çürümeye terk edilen fabrikada üretim günden güne azalırken, sayıları 400'e düşen işçiler 7 aydır düzenli ücret alamıyor.
Petrol-İş Sendikası Kırıkkale Şube Başkanı Recep Sefer, Petlas'ın özelleştirilmesinin ardından fabrikada çalışan 1000 işçiden 600'ünün işten atıldığını söyledi. Kasım ve şubat krizlerinin de etkisiyle işçilerin durumunun daha da kötüleştiğini ifade eden Sefer, "2000 yılının Kasım ayından itibaren maaşlar düzenli verilmedi. Bu tarihten sonra 2-3 maaş alınamadığı oldu. 2001 yılının Ocak ayında 1 ay ücretsiz izne çıkarıldık. Nisan ve mayıs aylarında ise 20 gün ücretsiz izne çıkartıldık. Mayıs'tan itibaren ise ara ara ücretli izinlerle bu uygulamayı devam ettirdiler" diye anlattı. Üç aylık maaşları ve sosyal haklarıyla birlikte her işçinin fabrikadan 1 milyara yakın alacağının olduğunu dile getiren Sefer, zor durumda olan işçilere avans vererek durumun kurtarılmaya çalışıldığını kaydetti.
Üretim düştü
"Özelleştirme sonrası atılan işçilerin neredeyse hepsi genç işçilerdi. Özelleştirme işsizlik getirdi. İstihdamı daralttı. Fabrika gerçek değerinin çok çok altında satıldı. Değer tespitleri gerçeği yansıtmadı" diyen Sefer, alıcı firmanın taahhütlerini de yerine getirmediğini belirtti. Kombassan Holding'in fabrikada 30 milyon dolarlık yatırım yapmayı ve teknolojik gelişkinliği sağlamayı taahhüt ettiğini ifade eden Sefer, bunun yanında üretimde çeşitliliğin de sağlanamadığını söyledi.
"Bundan dolayı özelleştirilmeden önce 1993 yılındaki üretim seviyesini hiçbir zaman yakalayamadı. 1993'te yılda 480 bin adet lastik üretiyorduk. Bu sayı 2000 yılında 380 bine düştü. Bu yıl ise muhtemelen 200 binlerde kalacak. Oysa bu fabrikanın yüzde 90 randımanla yılda 1 milyon lastik üretme kapasitesi var" sözleriyle fabrikanın son durumunu anlatan Recep Sefer, bu durumun sonucunda Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi Uzak Doğu ülkelerinden Türkiye'ye yılda 2 milyon adet lastik ithal edildiğine dikkat çekti.
Hammadde alınmıyor
Fabrikanın bir dönem için ihracat açısından bir gelişkinlik gösterdiğini, ancak hammadde alamadığı için bu dalgayı yakalayamadığını belirten Sefer, şöyle devam etti: "Türkiye'nin her fabrikası bu şekilde bitirildiği için ülke bu sıkıntıları çekiyor ve krizleri yaşıyor. Üretim sektörüne kimse bakmıyor. Herkes dışarıdan mal getirmeye çalışıyor." Türkiye'nin yılda 10 milyon lastik tükettiğini hatırlatan Sefer, fabrikalarının revize edilmeden şu haliyle bu ihtiyacın ancak beşte birini karşılayabileceğini belirtti.
"Biz her koşulda bu bacanın tütmesini istiyoruz" diyen Sefer, bunun hukuki zemininin hazır olduğunu belirterek devam etti: "Kayseri 5. İdari Mahkemesi fabrikanın satışının Anayasa'ya aykırı olduğunu ortaya koydu ve Danıştay da bunu onadı. Hukuki zemin hazır. Devlet bunu çalıştırmak zorunda. 400'ü sendikalı olmak üzere 800'e yakın insan çalışıyor. Dolaylı olarak ise 20 bin kişiyi ilgilendiriyor." Hükümetin "Sattık, kurtulduk" mantığıyla haraket edemeyeceğini kaydeden Sefer, "Biz kolay lokma değiliz. Onların boğazında dururuz" dedi.
Özelleştirmeye karşı mücadele
Petlas'ın kapanmaya doğru gittiğini belirten Recep Sefer, "Bugünden önlem alınmazsa yarın çok geç olacak" dedi. Petlas'ın 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı sonucu Türkiye'ye koyulan ambargo nedeniyle kurulduğunu ifade eden Sefer, "O gün neyse bugün de aynı durum geçerli. ABD'nin ülkemiz üzerindeki tutumu belli ve bize ait bir lastik fabrikasının olması çok önemli. Ecevit zamanında proje olarak ortaya koydu. Çalışmalar başladı ve temeli Demirel tarafından atıldı. Stratejik bir yatırım oldğu için Orta Anadolu Bölgesi'nde kuruldu" diye anlattı.
Özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerdeki işçilere de seslenen Recep Sefer, "Bundan sonra özelleştirilecek yerdeki arkadaşlar ekmeğini aşını kaybetmek istemiyorlarsa önce özelleştirmenin sonuçlarına ilişkin bilgilenecekler. Bundan sonra da mücadele edecekler. Özelleştirme direkt çalışana yansıyor. Türkiye'de bu yasalar olduğu sürece özelleştirmenin ardından 'Kimsenin atılmasına izin vermeyeceğiz' demek hikâyedir. Özelleştirme işsizlik demektir" dedi.
www.evrensel.net