Düzene entegrasyon belgeleri

Düzene entegrasyon belgeleri

İslamcı kesimlerin siyasi öncüleri, bugüne kadarki tezlerini tersine çevirerek düzen çizgisinde buluşmayı resmileştiriyor. Sözkonusu belgelerde geleneksel burjuva bildirgeleri yeni tezlermiş gibi ileri sürülüyor.

Düzene entegrasyon belgeleri
Fetullah Gülen ve çevresindekiler tarafından kurulduğu bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın düzenlediği ve bu yıl dördüncüsü yapılan Abant Platformu, sonuç bildirgesinin yayınlanmasıyla sona erdi.
Halkın dini duygularının kullanılması üzerinde politika ve ticaret yapan çevreler palazlandıkça söylemleri değişti. İslam ümmetçiliğiyle başlayan siyasal süreç, bugün artık global burjuva dünyasının tezlerini programlara dönüştürerek resmileştiriyor.
Sonuç bildirgesi
Abant Palas Otel'de "Çoğulculuk ve Toplumsal Uzlaşma" konularının ele alındığı platformun son gününde, sonuç bildirgesi ele alındı. Abant Platformu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Aydın ve Prof.Dr. Mete Tunçay tarafından 24 maddeden 11 maddeye indirilen bildirge, toplantıya katılanlara okundu.
Katılanların oy birliği ile kabul ettiği bildirgede, "Çoğulculuk, ancak hukukun üstünlüğünü esas alan, insan haklarına dayalı, demokratik ve laik bir rejimde gerçekleşebilir. İnanç, düşünce ve
ifade, öğrenim ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere sivil ve siyasal özgürlükler çoğulculuğun ön şartıdır. Bu anlamda özgürlük olmadan çoğulculuk olamayacağı gibi; kalıcı bir toplumsal barış ve uzlaşma da sağlanamaz" denildi.
Demokratik çoğulculuğun, kutuplaşmaların ortadan kaldırılmasını, siyasal ve ulusal birliğin güçlenerek sürdürülmesini sağlayacağı ifadeedilen bildirgede, şu ifadelere yer verildi:
"Çoğulculuğu gözeten bir uzlaşma, toplumsal sözleşmeye dayanan yeni bir anayasada ifadesinin bulmalıdır. Bu husus, toplumun farklı kesimlerinin eşitlik statüsünde biraraya gelerek (Çokluk içinde birlik) ilkesi uyarınca anlaşabilmelerine bağlıdır. Farklılıkların tanınmasına dayalı çoğulculuğun temel hedefi, toplumsal uzlaşmaya varmaktır. Bu uzlaşmadan kastedilen, farklı olanların dönüştürülmesi değil, söz konusu farklılıklarla birlikte yaşamanın gerçekleştirilmesidir."
Uzlaşma ahlaki mesele
Toplumsal uzlaşmanın aynı zamanda ahlaki bir mesele olduğunu, "öteki"ni kendimiz kadar "saygı değer" kabul etmeden gerekli uzlaşmaya varılamayacağı ifade edilen bildirgede, siyasal çoğulculuğun "çoğunluğun yönetimi" kuralı ile çelişmediği kaydedildi.
Bildirgede, çoğunluğun tercihleri uygulanırken çoğunluğun dışında kalanların haklarının gözetilmesinin demokratik rejimin temel ve vazgeçilmez ilkesini oluşturduğu da belirtildi.
Türkiye'nin temel sorunlarından birinin, devlet yönetimi ile halkın talepleri arasındaki uyuşmazlık olduğunun öne sürüldüğü sonuç bildirgesinde şu görüşlere yer verildi:
"Devlet, toplumu bir inşa alanı olarak görmekten ve (toplumsal mühendislik) yapmaktan vazgeçmeli; toplumdaki farklılıkları tanıyarak tercihlerini dikkate almalıdır. Türkiye'nin bütün vatandaşlarına ve her toplumsal kesime eşit mesafede duran, bütün farklılıkların kamusal alanda temsil edilmesini mümkün kılan bir devlet anlayışına ihtiyaç vardır."
Siyasal çoğulculuğun önünü açılabilmesi için anayasa, siyasal partiler ve seçim kanunlarında demokrasinin evrensel kurallarına uygun değişiklikler yapılmasının acil ihtiyaç olduğu kaydedilen bildirgede, "Bu bağlamda, fikriyatı ve faaliyetleri herhangi bir şekilde şiddet içermeyen partilerin siyasetten men edilmeleri önlenmelidir. Bununla beraber, siyasetin finansmanının ve kamu harcamalarının şeffaflaşması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesine imkan sağlayacak düzenlemelerin yapılması zorunludur" görüşüne yer verildi.
www.evrensel.net