Fotoğraf: Evrensel

Halksız festivaller zamanı...

Kuşkusuz, kültürel ve sanatsal etkinlikler yapılmalıdır. Halkın demokratik kültürünün geliştirilmesi, tüm ulus ve azınlıkların kültürel zenginliklerinin buluşmasına ve gelişmesine vesile olacak etkinlikler ve festivaller düzenlenmelidir.

Halksız festivaller zamanı...
Ali Rıza Kılınç
Bilindiği gibi Türkiye'de bir festival furyası var. Meyve ve sebzelerden ismine festival düzenlenmeyeni kalmadı. Adet olduğu üzere her il, ilçe ve kasabanın bir "meşhur" şeyi bulunuyor ve adına festival düzenleniyor. Çilek, Ahududu, Kuşburnu... Organize eden kurumlar bir şov ve rant kapısı olarak değerlendirdikleri festivallerle bozulmuş bir kültürü halkın üzerine boca ediyorlar. Bu arabesk kültür hegemonyasının genelden yerele inmesinde yerel yönetimler adeta yarış halindeler. Bu yıllardır sürüyor. Kibariye, Ceylan, Küçük Emrah, Ciguli, Azer Bülbül ve türevlerini halkla buluşturmanın onurunu hemen tüm belediye başkanları yaşadılar. Yeni Dünya Düzeni'nin yoz, bireyci kültürünün esiri olmuş bir toplum yaratmada yerel yönetimlerin katkısı küçümsenemez! Kendi kültürüne yabancılaşmış ve ona burun kıvıran bir toplumsal etki yaratma ve bunu "çağdaşlaşma" olarak yutturmada epey mesafe kat edildi. Emperyalist kültür kuşatması festivaller aracılığıyla yerelleşerek yediden yetmişe halkın iliğine kadar işledi. Demokratik ve halkçı olana karşı müsamahasız olan egemen sınıflar, hükümetleri ve kurumları aracılığıyla bu incik-boncuk, arı, bal, armut kapsamındaki festivalleri teşvikte "demokrat" ve finanse etmede oldukça çömert davranıyorlar. Demokrasinin olmadığına dair dünya alemin havanda su dövdüğü (!)12 Eylül yıllarında generallerin onur konuğu olarak katıldıkları Demokrasi ve Dostluk Festivalleri hâlâ zihinlerde yerini koruyor.
Sektör haline geldi
Türedi bayramlarla ırkçı ve şoven propagandayı yayma mantığı, festivallerle bir parallellik taşıyor. Günlerce ve çoğunlukla hafta boyu halkın deşarj olması, "eğlenmesi" ve rahatlaması için gelenekselleşen festivaller üç mevsim boyunca da sürdü, sürüyor. Festival "kültürü" ve festival piyasası bir rant kapısı olarak sektörleşmiş oldu. Üreticiyi konu mankeni yaparak üreticiliğini unutturup "kiraz güzeli" seçimi ya da en büyük karpuz ödülü kapışmasında çeyrek altın ödülü uğruna maskara eden bu festivallerde üretim, bilim, kültür, sanat, folklor, tarih ne varsa adeta iğdiş ediliyor. Kültür, sanat, eğlenme ve dinlenme yoksunu milyonlarca emekçiyi, yılda bir defa da olsa aile boyu evin monotonluğundan çekip alan bu etkinliklerin güçlü etkisi bir yıl boyunca sürmüş oluyor. Ve bu tekrar edip duruyor. Yozlaştırmanın tezgâhları olarak kullanılan etkinlikler, aynı zamanda bir ideolojik manipülasyon işlevi de görmüş oluyor ve milyonları buradan süzüp geçirmek Salazar'ın 'Üç F'sindeki yaklaşımla oldukça benzeşiyor. Mevcut baskıcı ortamın göz ardı edilmesi ve "demokratik ortam" manipülasyonu yaratmayı temel amaç edinmiş, çoğunlukla bir resmi törene dönüşen, asker ve sivil erkânın günün mana ve ehemmiyetine dair açış konuşmalarıyla başlayan ve gerisi "Vur patlasın, çal oynasın" babında süren bu festivallerin halkın kültür, sanat ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenlendiğini söylemek olası değil. Yerel yönetimleri ele geçiren tüm partilerin nüans farkıyla bu mantığın savunucusu ve uygulayıcısı oldukları söylenebilir. Festivaller, "milliyetçi", "halkçı", "liberal", "mukaddesatçı-adil düzenci" tüm yerel yönetimlerin ortak paydası oldu.
Halkın demokratik katılımı
Kuşkusuz, kültürel ve sanatsal etkinlikler yapılmalıdır. Halkın demokratik kültürünün geliştirilmesi, tüm ulus ve azınlıkların kültürel zenginliklerinin buluşmasına ve gelişmesine vesile olacak etkinlikler ve festivaller düzenlenmelidir. Türk halk kültürünün, Kürt kültürünün ve diğer kültürlerin desteklenmesi ve yerel özgünlüklerin ulusal ve evrensel kültür düzeyine çıkarılması için festivaller halkın demokratik katılımıyla gerçekleşmeli ve desteklenmelidir. Her kültürün, sanat, tarih ve dillerin ayrım gözetmeden ifade edilmesinin koşulları yaratılmalıdır. Her halkın kendi dilinde kültürünü geliştirmesine olanak yaratılmalıdır. Baskı ve yasaklamalarla kültür ve sanatı yok edip silmenin olası olmadığı gerçeğinden hareketle halkların kültürel etkenliklerle kaynaşması, yerel kültür ve sanat formlarının canlandırılması, her halkın tarih ve kültürünün diğer halklarla buluşması sağlanmalıdır. Suni çitleri, önyargıları ve ırkçı yaklaşımları kıracak bu tarz etkinlikler halkların kardeşliği duygularını da güçlendirecektir. Buna hizmet edecek yerel, ulusal ve uluslararası festivaller de olmalıdır.
Özellikle halkçı ve demokratik bir yerel yönetim iddiası ile belediye kazananlar ve bolca vaatle yerel yönetimleri alanların bu festivalleri nasıl ele aldıkları ve hangi amaçla "değerlendirdikleri" halk tarafından sorgulanmaktadır.
Katılım olmadan neye yarar?
Geçen yıl birincisi yapılan Munzur Festivali'nde yaşananlar bu bakımdan önemlidir. OHAL'in devam ettiği Tunceli'de ikincisi yapılacak olan festival bu yıl geçen yılın bir tekrarı, hatta daha da gerisinde bir mantıkla oldubittiye getirilmemelidir. Halkı hiçe sayarak, demokratik kitle örgütlerini, Türkiye ve yurtdışındaki dernekleri dışlayarak, sendikaları ve siyasi partileri muhatap kabul etmeden yapılacak bir festivalin neyi amaçladığı değerlendirilmelidir. Resmi/askeri bir mantıkla hazırlanan bir programla yapılacak festivalin Dersim halkı bakımından hangi ihtiyaca yanıt olacağı da bilinmiyor. Yıllardır sürgünde yaşayan Dersimlilerin özlemleri ile oynanmamalıdır. Geçen yıl "Bu ilk, hele bir yolu açılsın" diyerek kitle örgütlerini ve demokratik festival yönetimini dışlayan Belediye Başkanı, halka sırtını dönerek festivali tamamladı. Halkın sorduğu sorulara yanıt vermek yerine "Sayın valim burada o yanıtlasın" diyerek Valiyi kürsüye davet edip saatlerce süren birifinge dönüşen paneller bu yıl tekrerlanacak gibi gözüküyor. Belediye Başkanı, panelleri fiili olarak Vali'nin yönetimine devredecek midir? Halktan insanlar etkinliklerde ne kadar etkili olacaklar? Gençlik festivalde nerededir, gençliğe yönelik ne tür etkinlikler bulunmaktadır?
Festival geçiştirilmemeli
Yakılan, yıkılan ve boşaltılan köylerden, baskılardan ve diğer nedenlerle bölgeyi terk etmek zorunda kalmış ve yurtdışında yaşayan Dersimlilerin özlemini çektikleri festivalin kapsamı bilinmez değildir. Munzur festivali Ceylan'ın "Dersimli Zeyno"suyla, "haline şükret"meyi telkin edecek "konuklar"la geçiştirilmemelidir.
Bilinmez değildir ama biz de söyleyelim, bu amaçla yapılacak festival "etkili ve yetkililerin çalıp-dinledikleri" bir panayıra dönüşür. Halkın yaşadığı ve devam eden zor ve baskı koşulları ve hâlâ Dersimlileri potansiyel suçlu olarak gören yaklaşımı sorgulamak yerine, geçiştirmeyi amaç edinmiş bir mantığın sonucu olarak katılımcılar belirlemek, biri, iki kişiyi de arada sıkıştırmak izah edilir bir durum değildir. Başından beri katılacağı söylenen ve kitle örgütlerinin de katılımıyla belirlenen katılımcıların isimleri neden çizildi. Valilik tarafından programa yerleştirilen ve çıkarılanlar kimlerdir? Bu açıklanmalıdır. Belediye Başkanı halkın talepleri ve sıkıştırmaları karşısında topu Valiliğe atarak durumu izah etmekten vazgeçmeli ve halkın talepleriyle yeni bir organizasyona gitmelidir. Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, Tuncelililer dernekleri, EMEP, HADEP ve diğer partilerin katılımıyla oluşan organize komitesiyle bu başarılabilir.
Halksız bir festival
Y. Nuri Öztürk ve İzzettin Doğan'ın öbür dünyaya dair anlatacakları değil, somut olarak yaşananların değerlendirilmesi ve sorgulanması için paneller ve etkinlikler düzenlenmelidir. Koşulların normalleşmesi, 22 yıldır devam eden sıkıyönetim ve OHAL uygulamalarının son bulması kapsamlı, yaşanan ekonomik krizin nedenlerini irdeleyen paneller, işsizlik, açlık, operasyonlar, ambargonun sonuçları, köylülerin ve tüm bölge halkının yaşadıkları ne oranda dile getirilecektir. Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasaklar, tahrip edilen doğa, yok edilecek Milli Park Munzur Vadisi, "2. Munzur Kültür ve Doğa Festivali"nde bölge halkı ve emekçileri tarafından nasıl değerlendirilecek ve dile getirilecek. Bunun zemini nedir?
Demokratik ve halkçı kaygılarla yapılmayan bir festivalin "Vur patlasın, çal oynasın" festivallerine dönüştürülmesinde rol alanlarında tüm halkın ve emekçilerin nezdinde edinecekleri itibar bilinmez değildir.
Şu da bilinebilir: Dersim'de halksız bir festivalin düzenleyicileri egemenlerin kazandığı kadar itibar kazanabilirler.
www.evrensel.net