Türkiye geriye göçüyor

Yıllar önce, "Taşı toprağı altın" diye İstanbul'a göç etmiş olan ailelerin birçoğu, artık karınlarını bile doyuramaz hale geldikleri için geriye göç ediyorlar.

Türkiye geriye göçüyor
Fatih Polat / Bülent Kılıç
Son yıllarda daha da artan işsizlik ve buna bağlı olarak derinleşen açlık gerçeği, İstanbul'un en yoksullarını, yıllar önce büyük umutlarla geldikleri bu kentten, yine geldikleri yerlere, köylerine itmeye başladı. Arka arkaya gelen krizlerin İstanbul'da yaşayamaz hale getirdiği aileler içinde, köylerine geri dönmeye karar veren, ancak eşyalarını yükleyecek kamyonun parasını bile bulamayıp, fakirlik belgesi ile belediyeye başvuranlar içinde olumlu yanıt alanlar kendilerini şanslı sayıyor. Son yedi ayda, İstanbul'da geriye göç için sadece belediyeye, 967 aile başvurdu.
Aylardır işsiz olup, bir süre sonra belki iş bulabilirim umuduyla köydeki traktörünü satıp kirasını ödemiş, ancak uzun süren işsizlik ve açlıkla baş edemeyip dönmeye karar vermiş olan bir aile babası, belediyenin tahsis ettiği kamyona eşyalarını yüklerken şu soruyu soruyor: "Acaba orada ne yapacağım?" Kriz gerekçe gösterilerek aylar önce işten çıkarılan bir başkası ise, eşi, çoluğu çocuğu ile eşyalarını kamyona doldururken, döneceği yerde de bir iş garantisi olmadığını belirtiyor ancak, şunu biraz buruk, ama çok emin olarak vurguluyor: "İstanbul'a bir daha dönmeyeceğim."
Sanayileşme ve ticaretin büyük kentlerde yoğunlaşmasıyla birlikte köylerinden, iş ve daha iyi bir gelecek umuduyla yıllar önce büyük kentlere göç edenler, artan işsizlik ve derinleşen yoksulluk nedeniyle, gelirken hiç akıllarına getirmedikleri bir gerçeği yaşıyorlar: "Geriye göç." Türkiye üniversitelerinin sosyoloji bölümleri ve araştırmacılarının inceleme konusu olan kırdan kente göç ve sonuçlarına, daha dramatik bir süreç olarak eklenen geriye göç olgusu, son krizden sonra daha da artış gösterdi.
Bu gerçeğin boyutlarını görmek ve göstermek için, köylerine geri dönmeye karar veren ailelerin başvurdukları yerlerden birisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüştük. Büyükşehir Belediyesi'nde, geriye göç başvurularını Kontrol Daire Başkanlığı inceliyor ve işleme koyuyor.
Geriye göç, son 7 ayda daha da arttı
Kontrol Daire Başkanı Ali Çolak, 1997'den beri kendilerine yapılan geriye dönüş başvurularına ödeneklerinin izin verdiği ölçüde yanıt vermeye çalıştıklarını söylüyor. Sorularımızı yanıtlayan Çolak, 1997'den 2000 yılına kadar kendilerine başvuranlardan 267 aileye geriye dönüş için yardımcı olduklarını söylüyor. Bu ailelerin nüfus olarak karşılığı ise 741 kişiymiş. 1 Ocak 2001 ile 12 Temmuz 2001 tarihleri arasında belediye kanalı ile köylerine geri dönen ailelerin sayısı 107. Onların nüfus olarak karşılığı ise 485. Ancak başvuranların sayısı bunun çok üzerinde. Örneğin Çolak, bu yılın başından itibaren 107 aileyi gönderebildiklerini ama, kendilerine başvuran aile sayısının 967 olduğunu belirtiyor.
Çolak, bu rakamları verdikten sonra da şunları söylüyor: "Bu rakam düşük gelebilir size. Muhtemelen İstanbul'dan göç, bunun çok çok üstündedir. Ancak bizim hedef aldıklarımız, bize başvurmaktan başka çaresi kalmamış olanlar. Yani her başvuranı gönderemiyoruz. İllaki insanlar kendi sınırlı olanaklarıyla veya başka kanallarla da gidiyorlardır."
Çolak'a kendileri dışında geri dönüşe yardımcı olan kurumların hangileri olduğunu sorduğumuzda da, "İlçelerdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonları var. Onların nasıl kullanılacağı da oraların mülkü amirlerine bağlı" diyor.
Her bölgeye göç var
Çolak'la görüşmemizin ardından, geriye göç edecek ailelerle görüşmek üzere, biz de Kontrol Dairesi'nin bir ekibiyle birlikte yola çıkıyoruz. Bu ekip, geriye dönecek olan ailelerin eşyalarını kamyona yükleyen ve otobüs biletlerini veren, onlarla doğrudan muhatap olan ekip. Bindiğimiz araçta, başvuruların dosyaları da var. Bir yandan onları incelerken, diğer yandan da bize refakat eden zabıta görevlisi Ramazan Tereci'ye, göç edenler içinde ağırlığın hangi illere olduğunu soruyoruz. "Her tarafa var" diyor. Tereci elindeki kayıtlardan, son 1 ay içinde hangi illere aile gönderdiklerini şöyle sıralıyor: Amasya, Kayseri, Diyarbakır, Van, Siirt, Urfa, Kastamonu, Giresun, Adıyaman, Erzurum, Samsun, Sivas, Bingöl, Bitlis, Düzce, Konya, Kayseri, Ordu, Maraş, Mardin, Isparta, Giresun, Çorum, Malatya, Batman, Erzincan, Manisa, Iğdır, Tokat, Antalya, Mersin.
'Varoş'lar göçüyor
Tereci'ye bunun ardından, İstanbul'da yoğun olarak nerelerden göç olduğunu soruyoruz. Tereci de dönecek ailelerin eşyalarını yüklerken kolaylık sağlamak için İstanbul'u Trakya ve Anadolu yakası olarak ikiye ayırdıklarını, en yoğun göçün ise, Trakya yakasındaki "varoş"lardan, gecekondu bölgelerinden olduğunu söylüyor. Bu yerleri şöyle sıralıyor: Bağcılar, Güneşli, Güngören, Esenler, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Eyüp. Tereci, Anadolu yakasında en yoğun göçün Pendik ve Ümraniye gibi ilçelerden gerçekleştiğini belirtiyor.
Ayrıca başvuruya olumlu yanıt alabilmek için fakir olmak yetmiyor. Onu belgelemek de gerekiyor. Muhtardan alınacak Fakirlik Belgesi'ne ek olarak, ikametgâh senedi ve nüfus cüzdan sureti ve nakil belgesi isteniyor.
Bugünkü geri dönüşler de Pendik ve Ümraniye'den olacak. Az sonra Pendik'teki Fatih Mahallesi, Gözdağı Caddesi, Yengeç Sokak'tayız. İlk yükleme buraradan yapılacak.
Göç edecek olan ailenin evinin önünde aracımızı park ediyoruz. Hemen ardından eşyaların yükleneceği kamyon da yaklaşıyor. Eve girdiğimizde aileyi eşyalarını toplamış olarak buluyoruz. Komşular da yardımcı olmak ve vedalaşmak için ordalar. Göç edecek olan aile 6 kişiden oluşuyor. Baba İbrahim Güven'e, önce İstanbul'a ne zaman ve hangi ümitlerle geldiklerini soruyoruz. Güven, memleketi olan Tokat Turhal'dan 1986 yılında belki bir ticaret yapabilmek, daha iyi bir yaşam ve gelecek umudu ile İstanbul'a geldiklerini söylüyor ve ekliyor: "Ama işler durunca ümitlerimiz kül oldu."
'Oraya vardığımızda da ne yapacağımız belli değil'
İbrahim Güven inşaat işçiliği yapıyormuş. "Sigortamız falan da yoktu. Yılbaşından bu yana da işsizim" diyor. Güven'in, dört tane de çocuğu var. Eşi ile birlikte 6 kişilik nüfusun geçimi ona ait. Güven, kirasının 50 milyon olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Ama aylardır kiramı ödeyemiyorum. Bir süre sonra belki iş bulabilirim umuduyla, köydeki traktörümü satıp kiramı ödedim. Ancak ondan sonra da iş bulamadım. Şu an birkaç aylık kiram duruyor. Elektrik, su ve telefon faturalarım da. Şimdi bunları ödemeden gidiyorum."
Güven'e döneceği Tokat Turhal'ın Sarıkaya köyünde nasıl geçineceği konusunda bir hazırlığı olup olmadığını sorduğumuzda ise, şunları söylüyor: "Herhangi bir hazırlığımız yok. Orada babamızdan kalan ahşap bir evimiz var. Ne yapacağımız belli değil oraya vardığımızda da. Ancak, oraya vardığımızda bir elektriğe para vereceğiz. Su ve ekmeği gayrı sağdan soldan bulacağız."
Anneyi ağlatan sözler
İbrahim Güven'in eşi Nilüfer Güven'e de, İstanbul'a ne umutlarla geldiklerini ve hangi duygularla geriye döndüklerini soruyoruz, şunları söylüyor: "Bir evimiz olsun. Bir işimiz olsun. Mutlu geçinelim dedik, geçinemedik. Çocuklarımızı okutalım dedik, okutamıyoruz." Nilüfer Güven, bundan sonrasını zor getiriyor: "Söylemek ayıp, biz karnımızı doyuramıyoruz. Bir ekmeğe muhtaç durumdayız." Anne Güven, gözleri dolduğu için daha fazla konuşamıyor. Kucağındaki, en küçük çocuğu, 6 yaşındaki oğlu Ahmet üzülmesin diye de gözleri boşalınca yüzünü elleriyle kapatıyor. Güven ailesinin en büyük çocuğu 11 yaşında. Baba İbrahim Güven, öğrenci olan üç çocuğunun bundan sonra döndükleri köylerinde okullara devam edeceklerini belirtiyor. Onlara daha iyi bir okuma olanağı ve daha iyi bir gelecek sunamadığını düşündüğü için de üzgün.
Komşuların yaptığı çaylar içildikten sonra eşyalar yüklenmeye başlanıyor. Ancak Güven ailesinin televizyon, buzdolabı ve divan, döşek gibi eşyaların dışında fazla bir eşyaları bulunmadığı için, yükleme de kısa sürüyor. Kamyonun ön tarafındaki küçük bir bölümü ancak dolduran eşyaları, üzerlerine battaniyeler örtülüp iple bağlandıktan sonra onlardan ayrılıyor. Buradan, Tokat Turhal'a göç edecek başka bir ailenin adresine gidilecek. Güven ailesi, yol biletleri konusunu da belediye görevlileriyle görüşüp, eşyalarıyla vedalaşıyorlar. Onlar yarın otobüsle gidecek. Eşyaları onlardan bir gün önce yola düştüğü için, onlar bu geceyi komşularında geçirecekler.
www.evrensel.net