'Hava kapalı gök açık'

DAY-MER'in düzenlediği 12. Kültür ve Sanat Festivali'nin amacı göçmenlerle yerli emekçileri, ayrı alışkanlıkların halklarını kaynaştırmak...

'Hava kapalı gök açık'
Sennur Sezer
Festival sözcüğü herhalde Büyük Britanya için bulunmuş. Havanın nasıl olacağı öğrenilmeden sokağa çıkılmayan bu coğrafyada, açık havada müzik dinlemek, alışveriş etmek bir tür şenlik.
DAY-MER'in merkezinde, satılacak festival yemekleri saptanır, malzemeler hesaplanırken yağmurdan sık sık söz edildi: "Bu malzeme yağmur yağarsa ancak yeter... Hava açarsa eti, hamuru artırmak gerekir. Börek içlerini de..." Önce anlamadım. Meğer yağmur yağsa da İngilizler şenlikleri kaçırmazlarmış. Sıcak havalı ülkelerden gelenler kapalı havada üşenirmiş sokağa çıkmaya. Aldı mı beni bir korku... Festivalin amacı göçmenlerle yerli emekçileri, ayrı alışkanlıkların halklarını kaynaştırmak... Ama ya "bizimkiler" azınlığa düşerse...
Pazar sabahı, Clissold Park'ta saat 7.30'da çadırlar, stantlar kurulmaya başladığında hava da çiselemeye başladı. Eyvahlar olsun... Ama her şey düşündüğümden farklı. Kimse kötümser değil. Üstelik parkta sabah yürüyüşüne çıkmış İngiliz ailelerin giyiminde bir değişiklik yok: Atlet, şort, sandalet... Çocukların giyimi de ana babalar gibi. Ayaklarında çorap da yok. Parktaki hareketliliği doğal karşılıyor, programı soruyorlar. Sonra da yürüyüş sonu uğrayacaklarını söylüyorlar. Otomobil direksiyonu sağda olan bir ülkenin tersliği işte...
Festival alanına balon, oyuncak stantları kuruluyor. Resimlerle süslü kapalı bir kamyon geldi. Resimde binalarla çevrili bir park var. Gökyüzünde hem ay hem güneş görünüyor. Primitif denilen resim türü. Yapanlar altına imza da atmış. Bizim atarabalarına böyle resimler yaparlardı.. Bu resimler insanın içini ısıtıyor. Kamyondan biçim biçim balonlar indiriliyor aşağıya. Fırıldaklar. İki çocuklu bir aile bir gaz tüpüyle balonları şişirmeye başladı. Yunuslar, kediler, şapkalar. Cıvıl cıvıl. Kurulan çadırların allı morlu renkleri de. Özyalçıner, kamyondaki güneşi gösterip, havanın ısınacağını müjdeliyor. Gençler harıl harıl çalışıyor. Çoğu tişörtle. Nasıl da tasasızlar. Havayı sorsam, Alis Harikalar Ülkesi'ndeki kedi gibi yanıt verecekler: "Hava kapalı, gök açık!"
Kitap stantları benim düşündüğümden daha çok. Yeni kitaplar, elden düşme kitaplar Türkçe, İngilizce... Çocuk kitapları, romanlar... Türkiye yayınevleri, Kıbrıs yayınevleri... Sahnenin önüne yerleştirilen kamera naylonlara sarılı. Görevlinin elinde bir de şemsiye... ve... benim gözlerim hâlâ gökyüzünde... sonuç mu... en tenha durumda iki bin beş yüz kişilik bir kalabalık. Sayı İngiliz polisince DAY-MER'e bildirildi. Kişi başına bir para ödemek zorunda festival düzenleyenler de. Gelecek festivale buna göre hazırlanmaları, katılımı doğru bildirmeleri için.
Müzik grupları çok kültürlülük örneği: After Hours Jazz Band, Double Negatif Rap Grubu, Kemal Küllahçı yönetimindeki saz okulu, Dunav (Tuna) Balkan Dans ve Müzik Topluluğu, Anatolia coşkuyla izlendi. Arada şemsiyeler açılsa da kimse ayrılmadı parktan. Moğollar sahneye çıktığında akşamın altısıydı. Yiyecekler tükenmiş, kitaplar azalmış, katılımcılar dans ediyor... Gökyüzünde ipini koparmış balonlar mavi bir yunusla sarı bir kedi...
Politik şarkılarıyla ünlü Ensemble Pleiad, gösterilerini kalabalığın içine almış. Elektrikle ilgili bir sorun zaman kısıtlamasına yol açtı da. Elden düşme çocuk kitaplarının görevlileri bitkin düştü. Gençlik kampına kayıtlar sürüyor. Kimi katılımcı grupları Yeni Dünya Düzeni'ni tartışıyor. DAY-MER yöneticileri ile sıradan üye hangisi, hangisi daha yorgun belli değil. Hiçbiri yemek yiyemedi. Zaten yemek de yetmedi.
DAY-MER'in 12. Kültür ve Sanat Festivali'nin son aşaması park etkinliğini ben böyle izledim. Eğer sigarayı bırakmaya karar vermeseydim daha ince ve keyifli ayrıntılara da dikkat ederdim.
Kalabalık dağılırken konuştuklarım, "Bu önemli bir aşama" diyor. "Her yıl başarımız arta arta geldik buraya". Bu başarı, festivali planlayanların olduğu kadar, çadırları kuranların, hamur yoğuran, kebap pişiren, çay hazırlayanların... Gönüllülerin, emekçilerin. Biz edebiyat emekçisi konuklara gelince... Özyalçıner stantta sürdürdü söyleşilerini... O da çalıştı, yoruldu. Ben mi, semah döndüm, halay çektim, keyif aldım. Festival nasıl düzenlenir öğrendim. Gerekebilir.
www.evrensel.net