Adalet aramak da suç!

Adalet aramak da suç!

1996'da dedektör niyetine mayınlı tarlada yürütülen Batman'ın Sason ilçesine bağlı Tekevler köylülerine Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi'nden sonra, bir darbe de Sason Adliyesi'nden geldi.

Adalet aramak da suç!
Askerler tarafından "canlı dedektör" niyetine mayınlı sahada yürütüldükleri için, adları "kobay köylüler"e çıkan Batman Sason ilçesine bağlı Tekevler köylülerine, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi'nden sonra, bir darbe de Sason Adliyesi'nden geldi. Davanın peşini bırakmayan köylülerden Erdal Kılıç'ın başına 1996 yılında yaşanan bu olaydan sonra gelmeyen kalmadı. Kılıç, hakkında son olarak "Adliyeyi yanıltmak, devletin manevi şahsiyetini tahkif ve tazyif etmek" suçlamasıyla dava açıldı.
Görevsizlik kararı
1996 yılında yaşanan olayda, PKK'ye yönelik operasyon yapan güvenlik güçleri, Sason ilçesi kırsalındaki mayınlı bir alanda, Tekevler köylülerini "canlı dedektör" olarak kullandı. Ertesi gün Sason Cumhuriyet Savcılığı'na başvuran köylüler, hayatlarının tehlikeye atıldığını ileri sürerek, uygulamadan sorumlu tuttukları Jandarma Üsteğmen Hakan Başakçı hakkında adli ve idari soruşturma açılmasını istediler.
Olay, kapatılan RP'nin Batman Milletvekili Musa Okçuoğlu tarafından Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na getirildi. Komisyon bir rapor hazırlayıp, köylülerin can güvenliğini tehlikeye atan görevlilerin yargılanmasını istedi.
Sason Savcılığı ise o sırada yürürlükte olan Memurin Muhakemat Yasası'nı gerekçe göstererek, 21 Ekim 1999 yılında "görevsizlik" kararı verdi ve dosyayı Sason Kaymakamlığı'na gönderdi.
Sason Kaymakamı başkanlığında toplanan İlçe İdare Kurulu, aynı yıl "takipsizlik" kararı aldı ve dosyayı Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi'ne yolladı. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, 1999'da İlçe İdare Kurulu'nun kararını onayladı ve dosyayı Sason Kaymakamlığı'na iade etti ve dosya kapandı.
Fazla ısrarın zararı
Ancak köylüler, işin peşini bırakmak niyetinde değildi. Kobay köylülerden Erdal ve Erol Kılıç, bir üst mahkemeye başvurmak için 23 Mart 2001 günü görüştükleri Sason Kaymakamı Mahmut Halhal'dan dava dosyasını istediler. Halhal, dosyanın kapandığını söyledi ve köylülerin talebini geri çevirdi.
Kaymakamla yapılan görüşmeden 10 gün sonra, 3 Nisan 2001 günü saat 01.00'de ellerinde, sadece güvenlik güçlerinde bulunan "M 16" diye tabir edilen uzun namlulu silahlar ve telsizler olan sivil giyimli kişiler, davanın ısrarlı takipçisi olan Erdal Kılıç'ın kapısına dayandılar. Ancak bir saate yakın zorlamalarına karşın, tedbirli davranan "Kılıç" ailesinin kapısı açılmadı. Kılıç, 5 Nisan 2001 günü Sason Savcılığı'na bir dilekçe ile başvurdu ve olayın gelişimini anlattıktan sonra, evine zorla girmek isteyenlerin bulunup, haklarında adli ve idari kovuşturma yapılmasını istedi.
Ters tepen şikâyet
Ancak kimse bu olaya tanıklık yapmak istemedi. Kılıç, annesi Belkıs Kılıç, 16 yaşındaki kardeşi Secih Kılıç ve yengesi Fehime Kılıç'ı tanık gösterdi. Nitekim Secih Kılıç ile annesi Belkıs Kılıç, savcılıkta, Kılıç'ın iddiasını doğrularken, yengesi Fehime Kılıç, olay sırasında uykuda olduğunu ve bir ses duymadığını söyledi. Sason Savcılığı yetkilileri, Erdal Kılıç'ın da ifadesinde, olayı bizzat yaşamadığını, kardeşi Secih'in anlatımlarına dayanarak dilekçeyi hazırladığını söylediğini iddia ettiler. Erdal Kılıç ise bu durumu şöyle açıkladı: "Olay sırasında uykuda olduğum ve kapının zorlandığını görmediğim doğrudur. Ancak kardeşim ve annem bu olayı yaşamıştır. Kardeşim bu olaydan öylesine olumsuz etkilenmiş ki, her akşam büyük bir korku içinde kapıları, pencereleri sımsıkı kapatıyor. Silahlı kişilerin kapımı zorladıklarını gören başka köylülerimiz de var, ancak, korkudan ifade vermiyorlar."
Kılıç'ın iddiasına göre, jandarma görevlileri, 1996'da da davacı olmamaları yönünde baskı uyguladı. Kılıç bu konuda da "Baskı ve tehditlere rağmen davacı olduk, savcılıkta olayı anlattık. Ancak 1999'da jandarma tekrar ifademizi almak istedi. Daha önce ifade verdiğimizi söyleyip, yeniden ifade vermeyi reddettik. Bunun üzerine, kendileri tarafından hazırlanan yazılı ifadeleri bize zorla imzalattılar. Biz 9 kişi ise, tüm baskılara karşılık imzalamadık. Ancak duyduğumuza göre, bizim yerimize askerlere imza attırmışlar" dedi.
Sason Savcılığı, gece kapısını zorlayan eli silahlı kişilerce öldürülmek istendiğini ve ve ailesinin hayatının tehlikede olduğunu "kanıtlayamayan" Erdal Kılıç'ın başvurusu hakkında "takipsizlik" kararı verdi. Ayrıca, Kılıç hakkında da "Adliyeyi yanıltmak, devletin manevi şahsiyetini tahkir ve tazyif etmek" suçuyla dava açtı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bakanlardan oyun içinde oyun
F tipi cezaevleriyle hayata geçirilen tecrit politikasının son bulması için sürdürülen ölüm orucu eylemi 300'üncü günlere doğru yaklaşıyor. Ölüm oruçları nedeniyle tutuklu ve hükümlüler bir bir yaşamını yitirir, yüzlercesi de geri dönüşü olmayan hastalıklara yakalanırken diyaloğa yanaşmayan Adalet Bakanlığı, tutuklu yakınlarını yeni yöntemlerle aldatma çabası içine girdi.
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, "Ölümleri durdurun" çağrılarıyla defalarca görüşme talebinde bulunan ve birçok kez kapılardan çevrilen tutuklu yakınlarıyla "mektup" aracılığı ile irtibat kurmaya çalışıyor. Cezaevlerinde ölüm orucu eylemini sürdüren tutuklu ve hükümlülerin ailelerine, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı imzalı çağrı niteliğinde mektuplar gönderiliyor. Mektupla birlikte Sabancı suikasti sanıklarından itirafçı Mustafa Duyar'ın eşi Semra Duyar'ın "Anılarım" adlı kitabının da gönderilmesi dikkat çekiyor.
Timsah gözyaşları
Ali Rıza Dermanlı adlı tutuklunun ailesi Besime ve Munzur Dermanlı'ya gönderilen mektupta, Dermanlı ailesine "Geçmiş olsun" dileklerinde bulunuldu. Mektupta, "Ülkemizde 30 yıldan bu yana yaşanan terör, onbinlerce insanımızın ölmesine ve yaralanmasına, yüzbinlerce insanımızın göç etmesine, trilyonlarca lira masrafa neden olarak, bütün insanlarımızın yaşamını şu ya da bu şekilde etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. 'Şimdi çocuklarımız için neler yapabiliriz, onları hiçbirimizin istemediği bu durumdan nasıl kurtarabiliriz, onlara nasıl yardım edebiliriz?' diye düşünmenin tam zamanı" denildi.
Mektupta, tutukluların cezaevlerinde spor yapabileceği, rahatlıkla kitaplarını okuyabileceği, çalışabileceği, yemeklerini rahatça yiyebileceği, banyo ve temizliklerini yapabileceği iddia edildi. "Onlar için yasalar da çıktı. En önemlisi çocuklarınız güven içinde yataklarına uzanıp uyuyabileceklerdir. Unutmayın, onlar bizim de evlatlarımız ve bize emanettirler" denilen mektupta, "el ele verme" çağrısında bulunularak şöyle denildi: "Bizim amacımız sizlerin desteğiyle evlatlarınızı yeni bir yaşama hazırlamaktır. Hiçbir hak, yaşam hakkının üzerinde olamaz. Birlikte kurtaralım çocuklarımızı. Onları kazanmak için birlikte çalışalım."
www.evrensel.net