Tütün tekellerinin kuşatmasını kırmalıyız

Tütün yasası ve gündemdeki diğer saldırıların ancak halk muhalefeti ile engellenebileceğini belirten işçiler, emekçilerin ellerindeki değerleri geleceğe zenginleştirerek aktarmaları gerektiğini ifade ettiler.

Tütün tekellerinin kuşatmasını kırmalıyız
Sinan İmrek
Özelleştirme, resen emeklilik, tütün yasası, sözleşme ve sendikal sorunlarlara ilgili görüşlerini gazetemize açıklayan Cevizli ve Paşabahçe TEKEL fabrikaları işçileri, tüm halkı bekleyen tehlikelerin daha iyi anlatılmasının önemini vurguladılar. Saldırıları püskürtmenin işçi ve emekçilerin ortak ve birleşik mücadelesinden geçtiğinin altını çizen işçiler, üyesi oldukları Tek Gıda-İş Sendikası'nın gelişmeler karşısında pasif kalmasından yakındılar. Paşabahçe TEKEL İçki Fabrikası'nda çalışan Dursun Şahinyılmaz, Musa Soner, Mehmet Genç adlı işçiler, yemekhanenin özelleştirilmesi girişiminin yaşandığı dönemde de TEKEL'i daha büyük tehlikeler beklediğine dikkat çektiklerini söyleyerek, THY, TEKEL, Telekom gibi kurumların vazgeçilmez olduklarını kaydettiler.
TEKEL'in günlük gelirinin 9 trilyon lira olduğunu belirten işçiler, bunun IMF'nin bir yılda verdiği krediye eşit olduğunu belirtiyorlar. TEKEL'in özelleştirilmesi çabasına Marlboro, BAT, Sabancı, Koç gibi tekellerin iç piyasayı ele geçirme kavgasının neden olduğunu kaydeden işçiler, tütün yasası için de "Ülkeye yapılmış bir ihanet" dediler. Tütün yasasıyla doğuda Diyarbakır nüfusuna yakın insanın açlığa itileceğine dikkat çeken işçiler, tütünün ekildiği yerlerden gelen milletvekillerinin konuşmalarının üreticiyle alay etme anlamına geldiğini ifade ettiler. Halk muhalefetinin güçlenmesi gerektiğini söyleyen işçiler, sendikaların da sessiz kaldıklarının altını çizidiler. "Hayır demekle, bağırıp çağırmakla bu iş bitmez. Bir iki saat iş durdurma cesareti bile gösterilmedi" diyen işçiler, saldırıların ancak genel grevle durdurulabileceğini söylediler.
Türk-İş'in özelleştirmeye karşı kamuoyu yaratmadığını belirten işçiler, özelleştirmelerle altı yüz bin insanın işten atıldığını söyleyerek, işletmelerin peşkeş çekildiğini söylediler. 1985-2000 yılları arasında 162 işletmenin satıldığını belirten işçiler, 7 milyar 300 milyon dolar para elde edildiğine dikkat çektiler. Batık bankalara ise 11 milyar 500 milyon doların aktarıldığını kaydeden işçiler, bu paranın nereye gittiğinin belli olmadığını söylediler.
'Yasa köylüyü bitirir'
Cevizli TEKEL Fabrikası'ndan Alaattin Çinko, Hüseyin Aykaç, Ahmet Ergingöz, Fahrettin Kahraman, Rauf Özcan, Tevfik Sürükçü adlı işçiler de tütün yasanının iyi bilinmediğini belirttiler. Yasanın köylülüğü bitireceğini söyleyen işçiler, özelleştirmenin doğuracağı sonuçların tüm kesimlere anlatılması gerektiğinde hemfikir. Sözleşmeyi değerlendiren işçiler, Türk-İş'in kamuda imzaladığı protokolün hayata geçmesinin sıfır zam ve açlığa terk edilmek olduğunu belirttiler.
TEKEL'in özelleştirilmesi ve tütün yasası tehlikelerine işaret eden işçiler, "İyi kâr eden bir kolda rant kavgası var. Tahkimle her şey garanti altında. ABD, 'şu kadar tütün ekeceksin, Meclis'e şu kadar milletvekili sokacaksın' diyecek. Egemenlik dolar olacak" diyorlar. Uluslararası sermayenin hukukunun geçerli olacağını söyleyen işçiler, "Sözleşmelerde işçi yararına en ufak bir şey yok. İşçinin gelişmelerden haberi olmuyor. Resen emeklilik yeniden gündeme gelecek. Kâğıt üzerinde söylenen hiçbir şeyin garantisi yok" şeklinde konuştular.
'Sendika ayrı havada'
Sendika genel merkezi için, "Bir şey yapıyorum havasında. Özelleştirmeye karşı olduğunu söyleyen sendika günü kurtarma peşinde" diyen işçiler, TEKEL işçilerinin kendi güçlerine güvenmeleri gerektiğini vurguladırlar. "Sendika şubeleri bir şey yapmamalarını, 'Düşünüyoruz ama aforoz ederler' diye açıklıyorlar. Yeni örgütlenmeler yaratılmıyor. Sendikalar işçi bakışına yakın olmadıkları için bu sorunları yaşıyoruz. Yemekhane eylemi sendikacılara rağmen yapılan bir eylem" diyerek tepkilerini dile getirdiler. Sendikanın el attığı her yeri bitirdiğini söyleyen işçiler, "Genel grev, genel direniş çağrısı yaptılar da işçiler gitmediler mi? Hak ararken işçilerin artık bunları aşması gerekiyor. İşçi bomba gibi, pimini çekecek biri lazım" şeklinde görüşlerini ifade ettiler. Tevfik Sürükçü mücadelenin sürekli hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, işçilerin görüşünü şu sözlerle özetliyor: "Adamın biri fidan dikiyormuş, başka biri yaklaşmış, 'Amca ne yapıyorsun?' demiş, ağaç diken adam 'Gölgesinde oturmak için bir ağaç dikiyorum' diye yanıt vermiş, diğer adam 'Ohoo, bu yaştan sonra ağaç dikip de gölgesinde nasıl oturacaksın ki?' deyince ağaç diken adam da yandaki ağacı gösterek, 'Oğlum benden önce biri şu ağacı dikti ve ben gölgesinde oturdum. Ben de bir tane dikeyim ki hiç olmazsa benden sonra gelecek biri otursun' diye yanıt vermiş. Biz, dikilmiş ağaçların altında yeterince oturduk, yeni ağaçlar dikerek mücadelemizi yarınlara taşımalıyız."
www.evrensel.net