Büyükelçi pazarlıkta

Büyükelçi pazarlıkta

Diyarbakır'da bir panelde konuşan ABD Büyükelçisi Grede Holtz, Türkiye ve GAP projesi hakkındaki düşüncelerini açıkça itiraf etti.

Büyükelçi pazarlıkta
Haber Analiz / Bülent Falakaoğlu
Diyarbakır'da bir panelde konuşan ABD büyükelçisi Greda Holtz, ülkeyi ve GAP'ı yağlama hedeflerini açıkça itiraf etti. Asıl amaçlarının "ABD'ye pazar yaratmak" olduğunu ifade eden büyük elçiler, GAP'ta yerli tekellerle işbirliği projeleri hazırladıklarını, ABD'nin Türkiye'ye yaptığı tarımsal ihraç miktarını artırmak istediklerini belirttiler.
ABD büyükelçisi niyetlerini, kendi ülkelerinin "emperyalist tekellerinin ajanlığını" yapmak için ortak proje sahalarında cirit atan, yağmalanacak ülke kaynakları ve "zenginlikleri" hakkında raporlar hazırlayan diğer ülke büyükelçilerinin aksine "masum", halk nezdinde kabul edilebilir gerekçelerle açıklamayı da ihmal etmiyorlar.
ABD'nin irtibat ve reklam bürosu gibi çalışan, geçen yıl da GAP üzerine bir broşür hazırlayan ABD Adana Konsolosluğu bu görevine yeni eklemeler yapmış görünüyor. Zaten, ABD Adana Konsolosu Greta Holtz'un, geçtiğimiz pazar günü Diyarbakır Dedeman Oteli'nde konsolosluğunca, bölgedeki iş çevrelerine yönelik olarak düzenlenen panelde, niyetlerini açıkça koyması bunu gösteriyor. "Ticaret ve iş" başlığını taşıyan panelde Holtz'un şu sözleri her şeyi açıklamak için yeterli aslında: "Türkiye'de İstanbul, İzmir Ankara ve başta Adana olmak üzere pek çok yerde büromuz var. Temel hedefimiz ABD iş çevresi için alıcı ve pazar bulmaktır". ABD'nin ülke kaynaklarının talanına yönelik politikalarının açıktan ifadesi olan bu sözler, aynı zamanda ABD konsolosluklarının stratejik yerlerde kurulduğu ve talana yönelik politikaların truva atı rolünü üstlendiğinin açıktan itirafıdır.
DOĞU SEFERLERİ HEDEFLİ
Dünyanın en büyük bölgesel kalkınma projesi olan GAP'ı enerji, tekstil ve tarım başta olmak üzere önde gelen ABD tekellerinin defalarca kez ziyaret etmesi projenin ABD'nin iştahını kabartığını göstergesi. 1997 yılından beri Amerikalıların bölgeyi 13 kez ziyaret etmesi ve ziyaret sonrasında yatırım projeleri hazırlaması bu durumun kanıtı niteliğinde. ABD merkezli tarım kuruluşlarının ve pek çok firmanın son yıllarda art arda tarım ve hayvancılık konulu toplantılar düzenlemesi ve bölgeye heyet üstüne heyet göndermeleri "babalarının hayrına" yaptıkları bir iş değil. Bölgede daha işlenmemiş bakir toprakların, kirlenmemiş bol suyun, geniş otlakların, yaylaların, ucuz iş gücünün ve büyük bir enerji potansiyelinin bulunması ABD'li tekellerin iştahını kabartan nedenler. Tüm bunların yanında bölgeyi firmalar aracılığıyla kontrol altında tutmanın, Ortadoğu'daki petrol rezervlerinin korunması açısından ABD için büyük önem taşıması da diğer önemli bir nokta.
Bölgenin bu olanakları üzerinden talana yönelik olarak hazırlanan projelerin hiçbiri bölge insanının talepleri doğrultusunda yapılmıyor. ABD'nin çıkarlarının gözetildiği ABD Adana Konsolosu Greta Holtz tarafından açık açık ifade ediliyor. Holtz, panel boyunca yaptığı itiraflarla, Dayton Hudson isimli bilgisayar donanım sistemleri satışı yapan bir firmanın bölgede neden inceleme yaptığı konusundaki merakımızı bile giderdi: "Batıya kimyasal, Doğu'ya ise biokimyasal ve bilgisayar yatırımlar yapıyoruz. Diyarbakır'daki iş çevresiyle, bölgenin büyümeye müsait alanlarının neler olduğunu belirleyerek ortak yatırımlar konusundaki olanakları ortaya koymak istiyoruz" ifadeleriyle bölgeye ilişkin düşüncelerini sıralamaya başlayan Konsolos Holtz, tarım ve ticaret alanında ilişkilerin geliştirilmesine ısrarlı vurgular yaptı. Holtz, ABD'nin GAP'taki verimli tarım arazilerine göz diktiğini ve bu yöndeki çalışmalarını hızlandırdığını da gizlemedi.
NEOLİBERALLERE DUYURULUR
Bir ülkenin yabancı tekellerin pazarı haline gelmesinin ülke halkına 'hiç bir faydasının' olmadığı Holtz'un panelde sunduğu verilerle bir kez daha ortaya kondu: "Türkiye ile ABD arasındaki ticaret oldukça istikrarlı ve 6 milyar dolar cıvarındadır. 2001 yılında Türkiye'ye yapılan ihracat, 1.25 milyar dolar civarındadır. Finansal zorluklara rağmen bu yılın ilk dört ayında, geçen yılla aynı düzeydedir. Hedefimiz ABD için alıcı pazar bulmaktır." Ülke halkı yaşanan krizler ve uygulanan ekonomik politikalarla yoksullaşırken ABD, boyunduruğu altında bulundurduğu Türkiye pazarına aynı oranda satış yapmış ve hedef büyütmek istediğini açıkça itiraf etmiştir. Diğer panelist ABD Ankara Büyükelçiliği Ticaret Ateşesi Erik Hunt ise, hedeflerinin Amerikan ürünlerini dünya genelinde satmaya çalışmak olduğunu söyleyerek Holtz'un sözlerini pekiştirdi.
Böylece ABD'nin IMF kanalıyla Meclise "15 günde 15 yasa" çıkarılması için dayatmalarda bulunmasının hedefi bizzat Amerikalılar tarafından vurgulanmış oldu. Panelde ayrıca, geçen yıl ABD'nin Türkiye'ye 675 milyon dolar cıvarında tarımsal ihraç yaptığı, bu ürünlerin büyük bülümünü "pamuk ve tütünün" oluşturduğu ve bu pazarın daha da büyütülmek istendiği ABD Ankara Büyük Elçiliği Tarım Müşteşarı Susan R. Schayes tarafından belirtildi. Tütün ve şeker yasalarının muhtevası ABD'lilerin bu sözleriyle daha anlaşılır hale geldi aslında. Bu yasalara yapılan itirazları, "ekonominin ve siyasetin yeniden yapılandırılmasına karşı çıkan, demokrasi ve insan hakları konusunda AB normlarını benimsemekten kaçan, eski koşulların devam etmesini isteyen, devlet geleneğinden kopamayan rantçı çevrelerin kuruntuları" olarak değerlendiren kraldan çok kralcı kesilen neoliberallere de bir cevap niteliği taşıyor.
ZENGİNLİKLER KAYIP GİTMEDEN
Diyarbakır'da Dedeman Otel'de panel düzenleyen konsolosluğun hedefleri ve bölgeye ilişkin planları hazır. GAP'ın saymakla bitmeyen olanağı, Ortadoğu'dan Çin'e kadar geniş bir pazara hitap etmesi sadece ABD'lileri değil bütün uluslararası tekelleri ve başlıca emperyalist ülkelerin iştahını kabartırıyor. Bu ülkeler ve tekeller kendi aralarında pay kapma savaşı verirken, yıllardır kuru topraklarına uzaktan seyrettikleri nehirlerin gelmesini bekleyen, verimli günleri düşünerek pek çok çileye katlanan bölge halkının buna karşı bir mücadele vermesinden başka bir yol gözükmüyor. Bu mücadelenin bir yanı GAP'ın imkanlarından yoksul Kürt köylüsü ve emekçisinin yararlanması, toprak reformu gibi acil ve somut taleplerden oluşurken, diğer bir önemli yanı ise antiemperyalist 'kavga' vermekten geçiyor.
Çünkü bölgeye akın eden yerli ve yabancı tekellerin projeleri bölge halkını kalkındırmayı, açlığı, yoksulluğu ortadan kaldırmayı hedeflemiyor. Aksine bu projelerin hayata geçmesiyle bölge halkı doğal zenginliklerini kaybedecek ve bugünkünden daha büyük sefalete sürüklenecek. Bu gün ağanın, beyin marabasıysa, yarın projelerin hayata geçmesiyle tekellerin ırgatı olacak. Bölgede çıkabilecek savaşlar da bölge halkı açısından dikkate alınması gereken bir diğer gerçeklik. Sanırız, halen farklı düşünen varsa işin aslını ABD konsoloslarından öğrenebilir.
www.evrensel.net