IMF batağında çırpınıyorlar

IMF batağında çırpınıyorlar

IMF'nin Türkiye'ye vereceği kredinin ikinci dilimini serbest bırakmamasının ardından Başbakan Ecevit ilk kez IMF'ye sert konuştu.

IMF batağında çırpınıyorlar
IMF'nin, Türk Telekom'un yönetimine kimlerin geleceğinden, Cumhurbaşkanı'nın Emlak Bankası'nın tasfiyesini getiren yasayı zamanında onaylamamasına kadar her konuya müdahale etmesi ve krediyi ertelemesi IMF'ye ve uluslararası sermayeye bağlanan hükümetin çaresizliğini iyice gün yüzüne çıkardı. Konuyla ilgili toplantı düzenleyen Başbakan Bülent Ecevit, çaresizliğin verdiği şaşkınlıkla önce IMF'yi eleştirdi, sert bir üslup kullandı, ardından ise övgüye varan sözler sarf etti. IMF'nin Cumhurbaşkanı'nın yasayı onaylayıp onaylamayacağına karışamayacağını söyleyen Ecevit'in, ardından Tütün Yasası'nın vetosunu 'siyasi' olarak nitelemesi, "Ecevit, çaresizlik içinde çırpınıyor" yorumuna neden oldu.
IMF'ye bel bağlamış sermaye çevrelerindeki kargaşa Ecevit'in basın açıklamasına da yansımışıtı. IMF'siz bir Türkiye düşünemeyen sermayenin iktisatçıları, politikacıları ve büyük patronlar, IMF'nin, "anlam veremedikleri" dayatmaları karşısında da ne yapacaklarını bilemez duruma geldiler. Nitekim Başbakan Ecevit'de, dün, "IMF'yi sert biçimde eleştirmek" için başladığı basın açıklamasını, "Her şey iyiye gidiyor, merak edecek bir şey yok. IMF bizi anlayacaktır"a bağlayarak, başı ve sonu çelişen bir açıklama yaptı.
'IMF Başkanı mektup yazmış' sevinci!
Başbakan Bülent Ecevit dün Başbakanlık'ta düzenlediği basın toplantısında, IMF ile ilişkileri ve ekonomik gelişmeleri değerlendirmeye çalıştı. Toplantı için odasından çıkan, ancak daha sonra geri dönen ve 12 dakika geç gelen Ecevit, IMF Başkanı Horst Köhler'den mektup geldiği için geç kaldığını söyledi.
Köhler'den uzun ve ayrıntılı bir mektup aldığını, mektupta IMF'nin parasal desteğinin sona erdirilmeyeceğini özellikle vurguladığını ancak uygulamada bazı tereddütleri bulunduğunu bildirdiğini söyleyen Ecevit, mektubun Devlet Bakanı Kemal Derviş'in Türkiye'ye dönmesinden sonra geniş şekilde değerlendirileceğini bildirdi.
Toplantıya elinde metinle gelen ve daha çok metinden okuyarak, IMF'nin önerdiği yasaların kabul edildiğini, Emlakbank'ın tasfiyesiyle ilgili düzenlemelerin yapıldığını ve Telekom'un yönetimine uzlaşma ile atama yapıldığını anlatan Ecevit, IMF'nin faizlerin yüksekliğinden şikâyet ettiğini belirterek, "Faizlerin yükselmesinden en başta IMF'nin Türkiye'ye dayattığı dalgalı kur politikası sorumlu" itirafında bulundu.
Ecevit IMF'yi okşadı
Hemen ardından "Çözümü de birlikte bulmamız gerekiyor" diyerek IMF ile ilişkinlerin bundan sonra da benzer şekilde süreceği mesajını veren Ecevit'in IMF'nin Türkiye'de bir hukuk devleti bulunduğunu göz ardı ettiğini söylemesi dikkat çekti.
Ecevit IMF'ye ne kadar bağlı olduklarını şu sözleriyle itiraf etti: "Emlak Bankası ile ilgili yasa Meclis'ten geçti. IMF toplantısıyla aynı gün Sayın Cumhurbaşkanı'nın onayından geçti. IMF kamu sektöründeki işçi ücretlerini aşırı buluyor. Oysa ücret zamları aşırı olmadığı gibi Türk-İş'in bu zamları gelecek yıla bırakması sağlandı. Yine IMF hububat fiyatlarını aşırı buluyordu. Oysa fiyatlardan çok daha yüksek fiyatlarla tüccarlar alım yapıyorlar. Bu da bizim belirlediğimiz fiyatın çok gerçekçi olduğunu gösterdi. Sayın Köhler, benimle yaptığı telefon görüşmesinde faizlerin yüksekliğinden yakınmıştı. Oysa faizlerin yüksekliğinden en başta IMF'in dayatmış olduğu dalgalı kur sistemi sorumludur. Çözümü de birlikte bulmamız gerekir. IMF borç yükünün ağırlığından yakınıyor. Doğrudur, fakat zaten biz de bu borç yükünden kurtulmamıza yardımcı olması için IMF ile ilişki kurduk. IMF'nin bu gibi konulardaki haksız iddiaları ve bazı vaatlerine kredilerini ertelemesi iç ve dış piyasalarda Türkiye'ye zarar vermektedir. IMF Türkiye'de bir hukuk devleti olduğunu fazlasıyla göz ardı ediyor."
Tütün Yasası yeniden dayatılacak
IMF'nin yasayı zamanında onaylamayan Cumhurbaşkanı'nı eleştirmesine atıfta bulunan Ecevit, Cumhurbaşkanı'nın kendisine sunulan her yasayı imzalamak zorunda olmadığını, bu doğrultuda Tütün Yasası'nı da iptal ettiğini hatırlatarak, yasayı geri yollamanın Cumhurbaşkanı'nın hakkı olduğunu, geri yollanan yasada direnmenin de Bakanlar Kurulu'nun hakkı olduğunu ifade etti. Hükümetin bu konuda direnmesi durumunda Cumhurbaşkanı'nın yasayı imzalamak zorunda olduğunu hatırlatan Ecevit, Tütün Yasası'nda böyle bir dayatma yapacakları mesajını verdi. Cumhurbaşkanı'nın Tütün Yasası'na itirazını "hukuksal değil, siyasal içerikli" olarak değerlendiren Ecevit, "Siyasal açıdan Tütün Yasası'nı belirlemek de Bakanlar Kurulu'nun görevidir. Sayın Cumhurbaşkanı kendi siyasal anlayışına göre yasaları geri çevirmeye devam ederse partiler üstü bir parti konumuna gelmiş olur" diye konuştu.
'Tütün üretimi fazla' yalanı
2000 yılında 50 bin ton üretim fazlası tütün olduğunu, bunun parasal değerinin yaklaşık 80 trilyon lira düzeyinde olduğunu öne süren Ecevit, 80 trilyon lira ile tütün üreticisinin daha verimli ve kârlı alanlara yönelmesine yardımcı olunabileceğini iddia etti.
Köhler'den aldığı mektubun ayrıntılı değerlendirmesini Derviş'in dönmesinden sonra yapacaklarını belirten Ecevit mektubun içeriği konusunda bilgi verdi. Mektupta Köhler'in çıkardıkları yasalardan övgüyle söz ettiğini aktaran Ecevit, "Ancak uygulamada bazı aksaklıklar bulunduğunu bence inandırıcı olmayan bir biçimde ortaya koyuyor. Ancak söylediğim gibi Sayın Köhler'in mektubu genellikle ilişkilerimizi sıcak tutmak isteğini yansıtır niteliktedir" dedi.
Köhler'in, IMF'nin parasal desteğinin sona erdirilmeyeceğini özellikle vurguladığını, ancak desteğin devam ettirilmesi için bazı koşulların yerine getirilmesini yinelediğini belirten Ecevit, "Bu koşullardan biri Telekom yönetimiyle ilgilidir, fakat Köhler'in öne sürdüğü iddiaların gerçekle ilgisi olmadığını biraz önce dile getirdim. Buna rağmen Sayın Köhler, haksız iddiasından geri dönmüyor. Emlakbank sorununun çözüldüğünü kabul ediyor ancak bu konuda Sayın Köhler'in, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamındaki bankalar konusunda bazı endişeleri de bulunuyor. Fakat ben her şeye rağmen IMF ile ilişkilerimizin kısa sürede normalleşeceğine inanıyorum. Bu konuda biz elimizden geleni yapıyoruz. Fakat hiçbir devlet IMF ile ilişkilerinde Türkiye kadar koşullarına özenli davranmış değildir" diye konuştu.
www.evrensel.net