Hava-İş protokolü reddediyor

Türk-İş ile hükümet arasında "teslimiyet anlaşması" olarak adlandırılan protokolün imzalanması sonrası bazı sendikalar ise bu protokole boyun eğmeyeceklerini duyurdular.

Hava-İş protokolü reddediyor
Muzaffer Özkurt
Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin, Türk-İş'le hükümet arasında imzalanan kamu sözleşmeleri protokolünü kabul etmeyeceklerini söyledi. Bu protokolün toplusözleşme sistemini ortadan kaldırdığına dikkat çeken Ayçin, sözleşmenin imzalanmasından sadece Türk-İş Yönetim Kurulu'nun değil Başkanlar Kurulu'nun da sorumlu olduğunu belirtti.
160 ayrı iş grubunun yer aldığı havayollarında toplusözleşme görüşmeleri 5 aydır sürüyor. Şimdiye kadar 8 görüşme yapıldı ve resmi arabulucu aşaması sona erdi. Grev kararı alınan THY'de, 60 gün içinde anlaşma sağlanamazsa greve çıkılacak.

Ücret konusunda kendilerine Türk-İş ile hükümet arasında imzalanan protokolün dayatıldığını ifade eden Ayçin, "Bizim temel 17 iş grubu açısından istediğimiz artış oranları farklı. Taban ücret alanlar için yüzde 46, en üst seviyeden ücret alanlar için ise yüzde 35 civarında artış istiyoruz" dedi.
Taşeron uygulamasının sendikal örgütlülüğü tehlikeye soktuğunu dile getiren Ayçin, taşeron firmalarla olan sözleşmelerin önümüzdeki dönem için yenilenmemesini istediklerini, ancak işveren kesiminin maliyetleri öne sürerek bu talebi kabul etmediğini belirtti. "THY'nin özelleştirilecek olması göz önüne alındığında işgüvencesi bizim için önemli. Ancak işveren Meclis'ten bu yasanın çıkacağını öne sürerek kabul etmiyor. Biz ise bunu beklemek istemiyoruz" diyen Ayçin, bir başka taleplerinin de uçucu çalışanların dinlenme sürelerini içeren, çalışma koşullarının uluslararası normlara uygun hale getirilmesi olduğunu bildirdi.
Toplusözleşme görüşmelerini üyelere açık yaptıklarını ve çoğu kez bu rakamın 500'ü bulduğunu söyleyen Ayçin, "Bunun dışında tüm üniteleri ve vardiyaları dolaşarak bilgi veriyoruz. Üye arkadaşlarımızın içinde bulunduğumuz süreçle ilgili görüşlerini alarak onları canlı tutmaya çalışıyoruz. İnsanların kararlı olmaları için sağlıklı bilgiye ulaşmaları gerekiyor" dedi.
Türk-İş'in imzaladığı protokolün ülkenin ihtiyaçlarını karşılamayacağını belirten Ayçin, "Biz hükümete ve Türk-İş'e rağmen mücadelemizi sürdürüyoruz. Götürebildiğimiz yere kadar bu mücadeleyi götüreceğiz" diye konuştu.
Başkanlar Kurulu da suçlu!
Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral'in protokolü kabul etmeyen sendikalar hakkında yaptığı, "kendi başlarının çaresine kendisi baksınlar" yönündeki açıklamasına değinen Atilay Ayçin, "Konfederasyon bir protokol imzalayarak üyelerine 'Ne haliniz varsa görün' deme yetkisine sahip değildir. Bu anlayışa sahip insanların da konfederasyonda yönetci olma şansları yoktur. Türk-İş'in varlık amacı kendisine bağlı sendikaları örgütlü güç haline getirmesi ve ortak sorunlara ortak çözüm üreterek sendikaların ortak hareket etmesini sağlamak" dedi.
Bu protokol konusunda sadece Türk-İş'in suçlu olmadığını söyleyen Ayçin, "8 Mayıs'ta yapılan Türk-İş Başkanlar Kurulu'ndaki tavrın bu protokolün imzalanmasına katkısı var. Genel başkanların çoğunluğu sözleşmenin böyle biteceğini biliyordu ve Türk-İş yönetimi hiç de tepki almadı" dedi.
Toplusözleşme ortadan kalkıyor
Protokolde yer alan birçok maddenin toplusözleşme sistemini ortadan kaldırdığını belirten Ayçin, "Yeni idari maddelerin sunulamaması, geriye dönük hakların bir sonraki seneye sarkıtılması, 6 aylık dilimlerdeki enflasyon farkının yüzde 80'inin ödenecek olması ve ücretlerdeki artışların sosyal haklara yansımayacak olması" gibi maddeleri örnek gösterdi. Protokolde pek çok maddenin de hükümetin "gayret sarf edeceği" şeklinde belirtilen 'iyi niyet'e bırakılmış olduğunu ifade eden Ayçin, "Hakları siyasal iktidarın iyi niyetine bırakan bir protokolün altına imza atmayı bir sendikacı olarak kendime yakıştırmıyorum. Bu işçilerin geleceğini siyasal iktidara teslim etmektir. Hiçbir gerekçe bu protokolü imzalamayı haklı kılamaz" diye konuştu.
www.evrensel.net