Dikkat yarışma var!

"Doğu Londra" ya da Hackney, yoksullar bölgesi. Yolculuk için yanıma aldığım küçük sözlük "Hackney"in tam karşılığını bulmama yetmiyor.

Dikkat yarışma var!
Sennur Sezer
"Doğu Londra" ya da Hackney, yoksullar bölgesi. Yolculuk için yanıma aldığım küçük sözlük "Hackney"in tam karşılığını bulmama yetmiyor. "Adi, Harcıalem, dile düşmüş kaşarlanmış" sıfatlarının İngilizcesi 'Hackneyed' ile ilgili de olabilir. "Çentmek, yontmak, kuru kuru öksürmek fiili olan "hack"tan türemiş de sayılabilir. Ben nedense Tom Sawyer romanının işsiz güçsüz, evsiz barksız ve kimsesiz Hucklaberry Finn adlı delikanlısını anımsıyorum bu adla. Bölgeye Hintlilerin mahallesinden geçiliyor. Pazar günleri Old Gate'de kurulan uçsuz bucaksız bit pazarında sigara satan balkan ülkelerinin sığınmacı kızları burada mı yaşıyor acaba? Ya "Bul karayı al parayı"nın İngilizce versiyonu "Bul beyazı"nın icatçısı delikanlı? Hint mahallesinin, yoksulluğu, neredeyse saygın bir havaya büründüren entarili, takkeli, sakallı, bastonlu ihtiyarlarından çok farklı bir havaları var bu yeni Londralıların. Üstlerindeki hiçbir şey eski değil. Hatta gösterişli. Ama gözlerinde tehlikeli bir ışıltı yanıp sönüyor. Dikkat etmezseniz göremeyeceğiniz bir yırtıcılık. Kuşkusuz onlar için bu şehir ne pahasına olursa olsun ayakta kalmaları gereken bir orman. Bu ilk günler dayanmaları gereken sınav günleri.
"Survivor" hayatta kalan, bir belayı savuşturup yaşayabilen, kısaca "ayakta kalan" anlamına geliyor. Şu aralar İngiltere'nin gözde yarışmalarındanmış. Elbet televizyon yarışması. Sanırım ilk kez Amerika'da "keşfedilmiş" bu yarışma. Sonra İsveç televizyon kanallarından biri "Robinson Yolculuğu" anlamında bir adla sunmuş. Yarışma ıssız bir adada hayatta kalmayı amaçlıyor. Grup halinde katılınsa bile bir kişi kazanabiliyor. O yüzden yarışmanın sloganı "Kimseye güvenme!". Bu uyarı ilkel insanın sloganı da değildi kuşkusuz. O buzul çağını da, dinazorları da tek başına yenemezdi. Küresel dünyanın uygarı tek başına başarmalı!
Bu yarışmada kazanmak çok zor değil. Islak kumda bir dakikada ateş yakabilmeli, doğadaki her canlıyı yiyebilmelisiniz. Arkadaşınızı üstüne tünediği ağaçtan suya itmeniz de gerekecek elbet. Kazanmak için tek kişi kalabilir ayakta. Siz insan olmaktan usul usul sıyrılırken 51 milyon kişi de sizi soluğunu tutarak izleyecek. Dünyanın 21 ülkesinde yayımlanıyor bu yarışma. Kapitalist bir ülkede başarılı olmanın koşullarını ilkel doğaya uygulayacaksınız. Jakie gibi "duyarsız, duygusuz ve ciddi" olacaksınız.
Kameranın ense kökünüzde olduğunu bilin. Böcekleri tutup yutuşunuz, sincabın boynunu kırışınız, akşam yemeği saatine denk gelebilir. Önemli değil. Kimsenin midesi bulanmaz. Ödül bir milyon paund!
Siz bu yarışma için seçildiyseniz, eğilip bükülmez bir kişilik edinmelisiniz. Sonsuz bir inadınız olmalı. Kimseye güenmeyeceksiniz. Ama başkalarının güvenini kötüye kullanabilirsiniz. Yoksa elenirsiniz. Yarışmanın internet sitesindeki suretinize çarpı çekerler. Bakın Jakie'ye 31 yaşında. Gencecik gülümsüyor. Kazanma şansı büyük. Bekâr oluşunu anımsayın. Böyle bir sevgiliniz olsun istemez misniz! Daha önce kazananlar arasında kadınlar da var. Bu olağanüstü kadının yıldız haritasını, psikolojik profilini, fotoğraflarla günlüğünü görmek istemez misiniz?
http://www.itv-survivor.co.uk/tribes/profiles/general/prof-contestant 5.jhtml'e tıklayın. Nasıl hayatta kalınır öğrenin. Jakie dışında kadınlar da var yarışmada: Eve, Zoe. Geri kalan üç yarışmacı erkek: Petg, Mick, Richard. Bakalım kim kimi yiyecek. Pardon yenecek...
Ben Survivor'u hiç izlemedim. İzlemek de istemedim. Waterloo Köprüsü'nün az ilerisindeki köprüde (Yarısından tren geçen bir köprü) bir adam dergi satıyordu. Ayağının dibinde fermuarlı bir torba. Hani kamplarda insanların içine girip uyuduklarından. (Şu anda adını bulamıyorum ama siz kuşkusuz anlattığım şeyi anladınız) Ben bizi gezdiren Bayram arkadaşa "Neydi bunun adı" anlamında işaret ettim. O başka bir şey söyledi. Adam "Evsiz"lerdenmiş. Bu dergiyi elbirliğiyle yayınlıyor, satıyor, harçlık ediyorlarmış. Yeniden baktım dergiye, alımlıydı. Adam da hiç "yersiz yurtsuz" takımından birine benzemiyordu. Yüzündeki güven duygusu muydu onu insanlar arasında insan kılan? Kuşkusuz oydu.
Bu adam bir arkadaşını köprüden itemezdi. Tek başına ayakta kalamayacağını biliyordu. Tek başına kurtulmak da istemiyordu belli. Yoksa şimdi 4. Kanal'ın yarışmasında olurdu. Soğukla, açlıkla baş etmeyi kim ondan iyi bilebilirdi ki... Uyku tulumunda geçiyordu geceleri...
Köprünün üzerindeki adam bir arkadaşına elini uzatıp gülümsedi. Tam o sırada Zoe ona gülümseyen Mick'i olanca gücüyle suya itti...
Anlaşılan kimi yarışmalardan önce "Dikkat yarışma" uyarısı gerekiyor. Daha doğrusu "Dikkat Yarışma! İnsanlığa zararlıdır!"
www.evrensel.net