Susurlukçulara ödül gibi cezaya

   onama istemi

Susurlukçulara ödül gibi cezaya
   onama istemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasından sonra ortaya çıkan devlet çetesinin, sadece görünür ve açık kısmını oluşturanların yargılanmasıyla yetinilen davada verilen kararın onanmasını istedi.
Sanıkların temyiz istemine ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesini tamamladı. Tebliğnamede, İstanbul 6 No'lu DGM'nin verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğu iddia edilerek, onanması istendi. Başsavcılık, dava dosyasını temyiz incelemesinin yapılacağı Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Sanıklar temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ettiğinden 8. Ceza Dairesi, 20 Eylül Perşembe'yi duruşma günü olarak belirledi. Duruşmanın ardından daire, temyiz istemine ilişkin kararını açıklayacak.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tebliğnamesinin bağlayıcılığı bulunmuyor. Tebliğnamenin aksine, İstanbul 6 No'lu DGM'nin kararı bozulursa, başsavcılık, bu karara doğrudan Ceza Genel Kurulu'nda itiraz edebiliyor.
DGM'nin kararı
Yaklaşık 4 yıl süren davayı 12 Şubat 2001 tarihinde karara bağlayan İstanbul 6 No'lu DGM, sanıklardan Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin ve MİT eski görevlisi Korkut Eken'i, TCK'nın 313. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları uyarınca, "Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve bu teşekkülü yönetmek" suçundan 6'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırmıştı. Şahin ve Eken, ömür boyu kamu hizmetlerinden men edilerek, haklarında yurtdışına çıkış yasağı konulmuştu.
Mahkeme, davanın diğer sanıkları olan özel timci eski polis memurları Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altunok, Ercan Ersoy ve Ziya Bandırmalıoğlu ile Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın şoförü Abdülgani Kızılkaya, "katliam mahkûmu" Haluk Kırcı, "uluslararası uyuşturucu kaçakçısı" Yaşar Öz, Sarıyer'de öldürülen Ömer Lütfü Topal'ın iş ortakları Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir'i de, TCK'nın 313. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca "Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" suçundan 4'er yıl ağır hapis cezasına çarptırmıştı. Bu sanıklar da 3 yıl süreyle geçici olarak kamu hizmetlerinden men edilmişti.
Sanıklara en üst sınırdan ceza tertip eden mahkeme, sanıkları ceza indirimini öngören TCK'nın 59. maddesinden de yararlandırmamıştı. Mahkeme, tüm sanıklar hakkında TCK'nın 296. maddesinde öngörülen "Hakkında yakalama ve gıyabi tevkif müzekkeresi bulunan kişiyi saklamak veya saklı olduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere derhal haber vermemek" suçunu ise 4616 sayılı Şartla Salıverilme, Ceza ve Davaların Ertelenmesine İlişkin Yasa uyarınca ertelemişti.
Gerekçe: 'Adalet onlara da lazım olur'
İstanbul 6 No'lu DGM'nin, 188 sayfalık gerekçeli kararında, unvanı, görevi, sıfatı, siyasi ya da sosyal konumu ne olursa olsun suç işleyen herkes, derhal ve en kısa zamanda yargı önüne çıkartılıp, hesap vermesinin sağlanması gerektiğine işaret edilmişti.
Kararda, özetle şu tespitler yapılmıştı: "Suç işleyenin cezasını çekmediği bir toplumda, sosyal ve siyasi istikrar sağlanamaz, huzur ve refah tesis edilip sürdürülemez. Suç işleyip de bazı siyasi, sosyal, idari ve yasal koruma kalkanlarının arkasına sığınanlar ile bu koruma kalkanlarını muhafaza edenler ya da kaldırmayanlar unutmamalıdır ki, adalet bir gün onlara da lazım olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve yüce Türk milletinin iç ve dış güvenliğinin katillere, uyuşturucu kaçakçılarına, kumarhane işletmecilerine emanet edilmesi, bunlardan medet umulması affedilemez, kabul edilemez bir davranıştır. Suçun oluşumu için teşekkül yeterlidir."
www.evrensel.net