Bir 'çökert ve sat' oyunu daha

1997'de 2.5 trilyon, 1998'de 1.7 trilyon kâr eden Elazığ Ferro Krom İşletmesi, 1998 yılı içinde Özelleştirme İdaresi'ne devredildi. Aradan geçen iki yılda işletme 12 trilyon zarar eder hale getirildi.

Bir 'çökert ve sat' oyunu daha
Türkiye'nin ve dünyanın sayılı krom cevherine sahip olan ve ülke ekonomisinde önemli bir yer tutan Elazığ Ferro Krom (Eti Krom) İşletmesi'nde üretimin durdurulmasına bölge halkı tepkili. 1600'ü kadrolu, diğerleri taşeron olmak üzere yaklaşık 3000 işçinin çalıştığı, en aşağı 20 bin kişinin geçim kaynağı durumundaki fabrikada yılda 100 bin ton ferro krom üretimi yapılıyordu. 50 milyon dolarlık bir kapasiteye sahip olan ve bir süre önce Park Holding'in sahibi Turgay Ciner'in talip olduğu söylenen özelleştirme kapsamındaki bu kuruluşun kaderinin, bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirme örneklerinden farklı olmayacağı giderek daha çok açığa çıkıyor.
Kurulduğu 1977 yılından bugüne kadar hiçbir zaman üretimi durmayan ve personeline toplu izin verilmeyen Ferro Krom Tesisleri'nde 1 Temmuz'dan itibaren "bakım-onarım" bahanesiyle üretim durduruldu ve personel toplu olarak izne çıkarıldı. Ancak dünyanın hiçbir yerinde bu tür tesislerin bütün üniteleri birden durdurularak bakım ve onarıma alınmıyor. Üretimin durdurulmasının asıl gerekçesinin fabrikanın Özelleştirme İdaresi (Öİ)'ne devrinden sonra kurumun mali durumunun bozulması, mevcut stoklara rağmen ürünün pazarlanmasının özellikle engelleniyor olması ve böylece piyasaya, devlete ve işçilere olan borçlarını ödeyemez duruma getirilmesinin yattığı belirtiliyor. Bu durumun da özelleştirme kıskacındaki kuruluşun rant çevrelerine peşkeşini kolaylaştırdığı ifade ediliyor.
Pazarla(ma)ma oyunu
1998 yılına kadar Etibank Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren, 1997'de 2 trilyon 500 milyar, 1998'de ise 1 trilyon 700 milyar lira kâr ederek bölgede "en kârlı kuruluş" ödülleri almış olan Elazığ Ferro Krom Tesisleri, Özelleştirme İdaresi'ne devredildikten sonra 2000 yılında bir anda "12 trilyon lira zarar eden" bir işletme haline getirildi.
Üretilen ürünlerin pazarlanması, kurum Etibank Genel Müdürlüğü'ne bağlı iken Pazarlama Satış Dairesi'nce, Eti Holding bünyesinde faaliyet gösterirken Eti Pazarlama AŞ tarafından yapılıyordu. Öİ'ye devredildikten sonra Eti Krom'un üretmiş olduğu ferro krom ürünü pazarlanamadı. İşletmenin "zarar eder" duruma getirilmesinde büyük rol oynadığı belirtilen bu "pazarla(ma)ma" oyunu konusunda yapılan tespitler şöyle sıralanıyor:
  • Eti Holding bünyesinde kurulan ve asli görevi Eti Holding'e bağlı şirketlerin üretmiş olduğu ürünlerin pazarlanması olan Eti Pazarlama AŞ'nin, ferro krom ürününü pazarlamak için yüksek oranda komisyon istediği öne sürülüyor.
  • Özelleştirme İdaresi, Eti Krom tesislerinin sağlıklı bir şekilde faaliyetine devam etmesi için gerekli olan ferro krom ürününün satılması konusunda şirket idarecilerine gerekli referansları vermedi.
  • Ferro krom ürününü kendi içinden bir komisyonun çabalarıyla pazarlamak durumuyla baş başa bırakılan Eti Krom AŞ, desteklenmek bir yana çeşitli engellerle karşılaştı. Şirket tarafından ürün-satış bağlantısı yapılmak üzereyken, Eti Holding bünyesinde bulunan ve büyük ölçekli bağlantıları yapan yabancı ortaklı Eti Mine'nin, daha önceki yıllarda Eti Krom tesislerinden alınmış olan ferro krom ürününü Amerikan piyasasına 20 dolar daha ucuza satarak Eti Krom AŞ'nin satış bağlantısını engellediği de geniş kabul gören oldukça yaygın bir iddia.
    'Bakım' bahane, amaç fiyat kırmak!
    Elazığ Eti Krom'un şu anki stoklarında en az 60 milyon dolarlık 130 bin ton ürün bulunduğu halde işçilere maaş veremez duruma getirilmesi, özelleştirme kapsamındaki hemen bütün işletmelerde izlenen "en düşük değerden birilerine peşkeş çekmek" oyununun burada da oynanmakta olduğunun kanıtları olarak gösteriliyor. Ayrıca, "bakım" bahanesiyle bütün ünitelerin birden durdurulmasıyla, teknik ve fiziki olarak büyük tahribatlara uğrayacak olan tesislerin "peşkeş"teki fiyatının böylece iyice düşeceği belirtiliyor. Nitekim bir bakım teknisyeni, "Bütün fırınların hep birlikte üretim dışı kalması, hepsini kullanılamaz duruma getirecektir. Tesisi temelli kapatmanın zeminini hazırlıyorlar" şeklinde konuşuyor. Bir başka işçi ise, "Şu ana kadar bu fabrikada böyle toplu bir şekilde izne ayrılma hiç olmadı. Bakım olduğu zaman da koordineli oldu. Bunların amacı bakım makım değil" diyor. Tesislerin kapanmasıyla birlikte işsiz kalacak 3000 işçi ve 20 bin kişilik sosyal ve ekonomik 'etkinlik alanı'nın mağduriyetinin ise diğer özelleştirmelerde görüldüğü gibi, hiç düşünülmediği ve hesaba katılmadığı bir kez daha ortaya çıkıyor.
    İşçinin rızkı, devlet tahviline!
    Öte yandan, Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun ödenek yokluğu nedeniyle işletmede bir süredir ücretlerin ödenmemesini, Öİ'ce alınan devlet tahvillerinin hemen nakde çevrilememesine bağladığı ifade edildi. Maden-İş Elazığ Şube Başkanı İrfan Cirit gazetemize yaptığı açıklamada, "ödenek yokluğu" konusunda Devlet Bakanı Karakoyunlu'nun sendika yetkililerine, Öİ'nin Hazine'den 180 trilyonluk devlet tahvili aldığını, ancak bu tahvillerin nakit paraya dönüştürülmesinin zaman alacağını belirttiğini söyledi. Yaklaşık 3000 işçinin iki ikramiye ve bir maaşlarının ödenmediğini söyleyen Cirit, stoklardaki 130 bin ton yüksek karbonlu ferro krom satışının bizzat Eti Holding'in pazarlama şirketi tarafından sabote edildiğini, bunun da bir "rant savaşı" göstergesi olduğunu kaydetti. Tesisin kapatılması halinde yöre esnafının da oldukça olumsuz etkileneceğini belirten Cirit, şöyle devam etti: "Sendika olarak girişimlerimiz sonuç vermezse, diğer kitle örgütleriyle birlikte miting düzenlemeyi, bu da sonuç vermezse, 3000 işçiyle açlık grevine gideceğimizi belirtiyoruz."
    www.evrensel.net