Ulusal DGM programı

18 olan DGM'lerin sayısını 121'e çıkarmayı planlayan Adalet Bakanlığı, DGM'lerdeki dava sayısının da üç kat artacağını öngörüyor.

Ulusal DGM programı
Serpil Kurtay
Adalet Bakanlığı, sık sık eleştirilen ve kaldırılması istenen Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM)'nin sayısını, 2010 yılına kadar 18'den 121'e çıkarmayı planlıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) adaylığı çerçevesinde hazırlanan Ulusal Program'da kısa vadede "Anayasa'nın DGM'lere ilişkin hükümleri ile DGM Kanunu'nun gözden geçirilmesi" öngörülmesine rağmen de, hiçbir çalışma yapılmıyor.
İstanbul'a 59 DGM
Adalet Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan istatistiklerde, var olan ceza ve hukuk mahkemelerinin sayısına ve 2010 yılında kurulması düşünülen mahkeme sayısına yer veriyor. Bu istatistiklerde en dikkat çeken ise DGM'lerin sayısında 'olağanüstü' bir artışın öngörülmesi. DGM'lerin İzmir'de 1'den 4'e, Ankara'da 2'den 4'e çıkarılması düşünülürken, İstanbul'da 6 olan DGM'lere 53 tane daha eklenmek isteniyor. Diğer iller ise istatistiklerin dışında tutuluyor.
Açılan davalar da artacak
Sayısını artırmanın yanı sıra bakanlık, DGM'lerde 1998 yılında 13 bin 33 dava açıldığını belirterek, bu sayının 2010 yılında yaklaşık üç katına yani 30 bin 136'ya çıkacağı tahmininde bulunuyor. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun standartı ise 250. Peki bu rakamlar ne anlama geliyor? DGM'ler yıllardır düşünce ve örgütlenme özgürlüğü önünde en büyük engellerden biri olarak duruyor. Özellikle var olan sistemi eleştirdiği için aydın, sendikacı, gazeteciler başta olmak üzere binlerce insan "bölücülük" yaptığı iddiasıyla cezaevlerinde bulunuyor.
DGM'lerin kapsamına giren bir diğer önemli davaların "çete" suçları olması da ayrı bir sorunu akla getiriyor. Özellikle Susurluk'ta meydana gelen kazanın ardından ortaya çıkarılan "çeteler", demek ki hayatımızda önemli bir yer tutmayı sürdürecek.
Yine Türkiye'nin uyuşturucu ticaretinde geçiş bölgesi olduğu yönündeki haberler ve uyuşturucu suçlarının da DGM kapsamında olduğu düşünülürse, uyuşturucu ticaretinin 2010 yılına kadar aynı hızla ve hatta artarak süreceğini söylemek pek zor değil.
AB'ye verilen sözler unutulmuş!
İstatistiklerde Trafik Mahkemeleri'nin sayısı konusunda öngörüde bulunurken, henüz yapılmamış yasal düzenlemelere atıfta bulunan Adalet Bakanlığı, DGM'ler ve "demokratikleşme" konusunda Avrupa Birliği'ne verilen sözleri unutmuş görünüyor. Türkiye'nin AB adaylığı çerçevesinde hazırlanan Ulusal Program'ın Siyasi Kriterler bölümünde, "Devlet Güvenlik Mahkemeleri Dahil Olmak Üzere, Yargının İşlevselliği ve Verimliliği" altbaşlığı altında, Türkiye hükümetinin bu konuya "özel bir önem" verdiği savunuluyor. Bu alanda kısa vadede yapılacaklar sıralanırken, Anayasa'nın DGM'lere ilişkin hükümleri ile DGM Kanunu'nun gözden geçirilmesi öngörülüyor. Yargıyla ilgili birçok taahhüdün verildiği programda, orta vadede ise Askeri Ceza Kanunu ile 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu'nun gözden geçirilmesi isteniyor.
Ancak bakanlık, trafik konusunda daha "hassas"! olan trafik mahkemelerinin sayısını, "bu konuda çıkarılan kanunlara paralel büyük değişiklikler olduğuna" dikkat çekerek sabit tutacağını ve hatta açılan dava sayısının "sıfır" olacağını kaydediyor. Ya da öngörüde bulunamadığı için rakamları bu şekilde açıklıyor.
Makyaj da o kadar kolay değil
Yıllardır DGM'lerin en çok eleştirilen bir yönü de "askeri üye"nin varlığı oldu. İç kamuoyunun tepkisinin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin de Türkiye aleyhine karar vermesiyle birlikte makyaj arayışları gündeme geldi. Çünkü AİHM, "İncal davası"nda DGM'lerde askeri yargıç bulunmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan "adil yargılanma hakkı"na aykırı olduğu tespitinde bulunmuştu.
Bu şekilde DGM'lerin tüm kararı Türkiye'ye yeni mahkûmiyetler ve beraberinde para cezaları getirecekti. Ancak ordunun ülke yönetiminde önemli bir yer tuttuğu bu ülkede bunu yapmak o kadar kolay değildi. Ta ki Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirilene kadar... İki yıl önce Öcalan'ın yargılanması sürecinde, Avrupa ülkelerinin davaya ilgisi ve "kararın AİHM'de bozulacağı" korkusu nedeniyle "DGM makyajı" hızlandırıldı. Ve askeri üyenin DGM heyetlerinden çıkarılmasıyla ilgili düzenlemeler Öcalan davasına yetiştirildi. "Bölücülük" histerisi olan yetkililerin, DGM'leri "normal mahkemeler" haline getirme konusunda da bir adım atması pek kolay gözükmüyor.
www.evrensel.net