Yaşam insanı, insan da yaşamı etkiler

Yaşam insanı, insan da yaşamı etkiler

Asım Gönen şiirde ustalaşmak için 20 sene uğraşmış. Gençliğin verdiği coşkuyla, ustalığı birleştirebilmenin iyi ürünler verebilme açısından önemli olduğunu vurguluyor.

Yaşam insanı, insan da yaşamı etkiler
Emine Uyar
"Bizim okulun lojmanının penceresi mezarlığa bakardı. Çok kar yağardı. Bembeyaz kar, pencerenin hemen karşısında mezarlık. Üç günde bir mezarlığa uzun paltolu adamlar gelir, imam önde, çocuğu gömerler. Yeni toprak karın üzerine örtülür. O bir sel gibi nehir gibi orada durur. Artık her gün orada onu görürsün, 'karları kirletiyor ölümün tümsekleri' gibi dizeler gelir aklına... Öğretmenim. Köylerde daha yoğun çalıştım. Bir taraftan yoğun bir okuma içerisinde iken, yaşamın olumsuzlukları, üretimin içindeki insanların insanca yaşamdan uzak oluşları, daha iyi yaşamalarının önündeki engeller insanı sürekli gerilim içerisine sokuyor. O gerilim size sürekli bir enerji yüklüyor. Bir taraftan köydeki akşamların o hüzünlü duygusu, yalnızlık duygusu bir taraftan 'niye bu insanların kültür düzeyi, yaşam düzeyi daha çağdaş değil'in yüklediği gerilim sizi bir şeyler yapmaya zorluyor. O zorlamanın içinde girdi şiir benim yaşam alanıma" diyor şair Asım Gönen. 1945 Artvin doğumlu olan şair 25 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, emekli olmuş ve İzmir'e yerleşmiş. TYS İzmir Temsilciliği üyesi olan Gönen, Varlık, Yazıt, Öğretmen Dünyası, Yaba, İmece, Gerçek Sanat, Parantez, Evrensel Kültür, İnsancıl, Damar gibi dergilerde yazmış halen de yazıyor.
Gençliğin enerjisi ile ustalığı birleştirmek gerek
Asım Gönen şiirde ustalaşmak için 20 sene uğraşmış. Gençliğin verdiği coşkuyla, ustalığı birleştirebilmenin iyi ürünler verebilme açısından önemli olduğunu vurguluyor. İleri yaşlarda duygunun biraz öykümsü biçime dönüştüğünü ifade eden şair kendisinin bu konuda gerekli imkânlardan yoksun kaldığını belirtiyor. "Köyde Anadolu'nun neresinde olursa olsun birkaç büyük kentte yaşanan kültürel yoğunluğun dışına çıkmış insanların sanat yeteneği olsa bile o sanatın ustalığı ile iç içe olmadıkları için kendi el yordamlarıyla ne kadar yürürlerse yürüsünler bir süre sonra bırakıyorlar ve kaybolup gidiyorlar. Kültürel yoğunluğun Türkiye'nin her tarafına dağılmamış oluşu, kütüphanelerin olmayışı, dergiciliğin olmayışı benim için önemli eksikliklerdi. Sanatın inceliğini bunun önemini daha erken kavrayabilseydim çok daha erken ustalaşırdım ve o gençliğin coşkusuyla çok daha önemli ürünler ortaya çıkardı" diyor. Buna rağmen köyde sürekli olarak uğraşmış ve ustalığını bu uğraş içerisinde geliştirmiş.
Asım Gönen'in şiirle uğraşmasındaki en büyük etken köydeki insanların yaşadığı çelişkiler olmuş. "Üreten insanların, yaz boyu dişinden tırnağına kadar terleye terleye çalıştığı halde özellikle kışın derinlemesine bir açlık yaşarlardı ve köylü insanının yüzünde sarı sarı açlık tüyleri biterdi. Ya da o tüyler açlıktan dolayı o sarımsı renge bürünürdü. Kadınlarda da olurdu bu. Ben o kadınların yüzündeki açlık tüylerini gördükçe tüylerim diken diken olurdu. Lojmanda bir öğretmensiniz başka sarılacağınız bir şey yok. Sarılacağım tek şey şiirdi. Böyle şiirle içlidışlı ola ola sürekli ne o beni bıraktı ne ben onu bıraktım". Öğretmenliğinin son 5-6 yılını şehirde yapmış Asım Gönen. Şehire gelmesiyle birlikte şiirleri dergilerde çıkmaya başlamış. Ondan sonra da kitapları yayımlanmış; "Sen Ayrılığa Eyerli Şarkısın" (1987), "Acının Volkanı" (1990, Enver Gökçe şiir başarı ödülü) "Yaramdan Hasretin Aktı" (1996), "Gül Kokan Düşler" (1999). "Çalınmış Gülücükler" isimli kitabı ise yakında çıkacak.
İyi şiir günışığına çıkamıyor
Fransız, İngiliz, İspanyol ve Rus şiiri ile kıyaslandığında Türk şiirinin biraz yerine varmamış gibi göründüğünü ifade eden Gönen yeteneğin coğrafi bölge olarak eşit dağıtıldığı inancında olduğunu dile getirerek, 'neden bir yerde çok görkemli ürünler verilebiliyor da başka bir yerde verilemiyor' sorusunu yaşamın insanı zorlamasıyla ilgili bir durum olarak açıklıyor ve şöyle devam ediyor; "Görkemli şiirlerin ortaya çıktığı bölgelerde yaşam, insanların duygu alanını o görkemli ürünleri verecek kadar zorlamış, etkilemiş. Şiirin ülkemizde olumlu noktada olduğuna inanıyorum. İyi ürünler çıkıyor çok daha iyi ürünler de çıkacak. Çünkü yaşam gerçekten insanı şiire götüren duyarlılığı müthiş biçimde etkiliyor artık."
Günümüzde iyi şiirleri geçmişteki gibi hemen günışığına çıkarmanın kolay olmadığını söylüyor Asım Gönen. "1920'lerden tutun 1950'lere 60'lara kadar çağdaş serbest vezinli şiir yazan insanlar biraz şiir konusunda ustalaşmışlarsa gönderdikleri dergilerde şurda burda yayın olanağı buluyordu. Bugün bir sürü nedenden dolayı bu yayın olanağını bulduğunu sanmıyorum.
Şiir halkı olumlu yönde etkiliyor. Üretimin içinden gelen üretimin verdiği duyarlılıktan gelen her şey gibi şiirin önü de egemen kesim tarafından bilerek kasıtlı olarak kesiliyor. Bu şiirleri gün ışığına çıkarmak gibi bir sorunla karşı karşıya kalınıyor. Motive edilememe var."
En önemli engelin de halkın çıkarlarından yana siyasi içerik, yaşamı daha iyiye götürecek sınıfsız bir toplumun mücadelesini veren şiir için 'Bu, şiiri monotonlaştırıyor kirletiyor' yaygarasının topluma empoze edilmesi olduğunu söylüyor Gönen. Bunları söyleyen insanların da bir taraftan Neruda ve Aragon hayranı olduğunu belirtiyor. "Kendileri halktan yana olma cesaretini gösteremiyorlar ya da o siyasi ve politik içerikle kendileri donanımlı değiller. Yaşamın mücadeleci coşkusuyla dolu olmadıkları için o gürül gürül şiirleri yazamıyolar. 'Doğa güzelliği ve aşkla ilgili şiirler yazalım' diyorlar. 'Hafif müzik düzeyinde bir şeyler yazalım'. Yazdıkları gerçekten hafif düzeyde kalıyor" diyen şair, bunun, günümüzde gerçekten 'öfkeli' şiir yazma yeteneğini bünyesinde barındıran gençlere çok zarar verdiğini düşünüyor ve ekliyor: "Anlamsız, bireyci, edilgen, sorunların çözümünü başkasından bekleyen kendi yaşamının mücadelesini vermeyen, kendi karanlıklarının içine gömülmüş bu yönde imgeler üretenler, 'sanat bu' diyerek gençleri etkiliyorlar. İnsanların önünü tıkayan açmazlara götüren önemli nedenlerden birisi bu. Sadece sorunları gösteren değil çözüm yollarını da gösteren ürünlerle kendini donatma zorunluluğu var".
Bugün yaşamın mücadeleyi artık dayattığını birkaç ay önce yaşanan esnaf eylemlerinin de bunu gösteren örneklerden olduğunu dile getiren Gönen'e göre; yaşam insanı ne kadar etkilerse insan da yaşamı o kadar etkiliyor ve yaşamın kendisi bu yanılgıların, yanlış anlayışlarla şiir yazmaların önüne geçecek önemli nedenlerden birisi. "Grev yaptığı için greve öncülük ettiği için işten atılan işçiler gördüm. Bugün asgari ücret 102 milyon, ucuz ekmek satılan büfelerin önündeki kuyruklar 300 metre. Benim duyarsız ve tarafsız kalmam söz konusu olamaz" diyen Asım Gönen'le söyleşimizi öğretmenlik yaptığı Kırşehir'in Çiçekdağı Kasabası Kızılcalı köyünde yaşadığı anılarından birisiyle bitiriyoruz: "Benim öğrencim solucan kustu. Derste fenalaşan öğrencime gidip elini yüzünü yıkamasını söylemiştim. Öğrencim gelmeyince merak edip yanına gittim. Çeşmenin başına oturmuş bir avuç solucan kusmuş. Akşam ne yediğini sordum. 'Bir şey yemedim öğretmenim' dedi. Çocuğun açlığına karnındaki solucanlar da dayanamamış..."
www.evrensel.net