Miloseviç Batı'ya meydan okudu

Devrik Sırp lider Slobodan Miloseviç, Lahey'de tutulduğu cezaevinden, emperyalistleri kaygılandıran açıklamalar yaptı.

Miloseviç Batı'ya meydan okudu
ABD güdümlü bir operasyonla Belgrad Cezaevi'nden çıkartılıp, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (USSM)'nde yargılanmak üzere Hollanda'nın Lahey kentine götürülen Slobodan Miloseviç, Batı'ya meydan okudu. Yugoslavya'nın devrik devlet başkanı, İngiltere ve diğer Batılı emperyalistlerin, Yugoslavya'da oluşturduğu rejime nasıl yardım ettiklerini ve kendisinin iktidara gelmesinde Batı'nın nasıl bir rol oynadığını anlatacağını ilan etti.
İlk hayırlı icraatı!
Miloseviç'in sözünü tutması durumunda, ABD ve Avrupa devletlerinin, bugün "kasaplık" ile suçladıkları Sırp lideri nasıl kullandıkları gözler önüne serilecek. Böylece devrik Sırp lider, kendi halkı ve diğer Balkan halkları için ilk kez "hayırlı" bir iş yapmış olacak. Miloseviç'in avukatlarının; savunmalarını, Yugoslavya topraklarının parçalanması ve bölge halklarının on yıllık kan ve gözyaşına gömülmesinde; İngiliz ve Amerikalı emperyalistlerin sorumluluğu üzerine oturtacağı söyleniyor.
Üç kilit İngiliz bakan
Avukatlar; 1989'dan bugüne, tam üç İngiliz Dışişleri Bakanı'nın (Lord Hurd, Lord Carrington ve Lord Owen) Miloseviç'e destek olduğunu kanıtlayarak, bu desteğin bir devlet politikası olduğunu gösterecekler. Avukatlar, aralarında şiddet kullanmak da dahil olmak üzere, Miloseviç'in birçok eylem ve politikasının Batı'dan "yeşil ışık" verilmesi üzerine hayata geçirildiğini belgeleyecek. Devrik liderin avukatlarından Branimir Gugl, önceki gün yaptığı açıklamada, "Miloseviç, gerçek suçlunun NATO olduğunu düşünüyor ve bu, savunmasının bir parçası olacak" diye konuştu.
Yağlı özelleştirmeler
Slobodan Miloseviç, İngiliz liderleri ve Dışişleri diplomatlarının, iktidarda kalmasını sağlayan bir dizi barış anlaşmasını hazırladığını da gösterecek. Yargılamada; Lord Hurt'ün, dışişleri bakanlığından sonra Ulusal Westminister Bankası'nın başına geçtiği ve bu dönemde, Sırp ekonomisini "finanse etmek" adına Miloseviç ile bir dizi anlaşma yaptığı vurgulanacak. Lord Hurt, bakanlık görevinin ardından NatWest Markets adlı finans şirketini de yönetmiş, bu dönemde Sırbistan Telekomu'nun özelleştirilmesine karışmıştı. Bu kirli anlaşmalara, bir dönem İngiltere'nin en önemli kadın diplomatı olan Dame Pauline Neville-Jones da dahil olmuştu.
Srebreniça katliamı
Miloseviç'in, İngiliz ve Amerikalı yöneticilerin yanı sıra, Fransız liderlerle işbirliğini de örnekleriyle ortaya koyması umuluyor. Fransa; NATO'nun 1999 bombardımanında dahi, Sırp yönetimine harekâtla ilgili bilgi sızdırmıştı.
İddiaya göre, BM'nin eski komutanlarından General Bernard Janvier, Bosna İç Savaşı sırasında, Sırpların 300 BM rehinesini serbest bırakması halinde, Batılıların olası bir hava saldırısını veto edeceklerini vaat etti.
Bu sözün ardından, 1995 ortalarında, Bosna Sırp ordusu Srebreniça'ya saldırarak 7000 Boşnak'ı vahşice katletti.
İşte 'barış adamları'!
Miloseviç'in avukatları, mahkemeye kanıt sunmak için eski "barış elçileri"ni de çağırmayı planlıyor. Bunlar arasında, 1991-92'de Avrupa Birliği'nin Yugoslavya sorumlusu olan Lord Carrington, 1993 tarihli Vance-Owen "barış anlaşması"nı hazırlayan Lord Owen ve kötü ünlü Dayton Anlaşması'nı hazırlayan Amerikalı Richard Holbrooke bulunuyor.
Savunma hakkı ne olacak?
Ancak USSM'nin işleyişi, Miloseviç'in böylesi bir "siyasi savunma" yapmasının önünde ciddi bir engel. Tamamen ABD ve AB liderlerinin çıkarlarına hizmet eden mahkemede, sanıklara doğru dürüst savunma hakkı tanınmıyor ve davalar, temel hukuk ilkeleri çiğnenerek büyük bir hızla sonuçlandırılıyor.
Miloseviç'in meydan okuyan tutumu karşısında, USSM Başsavcısı Carla del Ponte'nin savunma hakkını daha da kısıtlamaya çalışması muhtemel. Mahkemenin, Miloseviç'e yönelik iddiaları genişleterek "soykırım" suçlamasında dahi bulunabileceği konuşuluyor. Del Ponte, Miloseviç'in teslim edilmesinin ardından, ABD'nin bu operasyonda "kilit önemde bir rol oynadığını" ağzından kaçırmıştı. Diğer yandan, Miloseviç'in "intihar edebileceğine" dair haberler, USSM'nin, onu susturmak için "başka yolları" deneyebileceğini düşündürüyor.
Karadziç-Mladiç ikilisi
Miloseviç'in ele geçirilmesi; USSM tarafından aranan diğer Sırp liderler üzerindeki baskıyı da artırdı. Baskıların özellikle Fransa'yı hedef alması dikkat çekiyor. Lahey'deki savcılar, Bosna'daki Fransız işgal kuvvetlerinin, Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç'i yakalayamamasının "skandal" olduğunu söylediler.
Bosna'daki çeşitli katliamlar nedeniyle aranan iki Sırp komutandan Karadziç'in, bir yıldır Bosna'nın Fransız kontrolündeki bölgesinde yaşadığı öne sürülüyor. İddiaya göre, Mladiç de bir süre önce Belgrad'dan bu bölgeye gitti.
Gizli anlaşma mı var?
Fransa'nın, bu bölgede kendisine rağmen bir askeri operasyona izin vermediği belirtiliyor. Bir Amerikan gazetesinin iddiasına göre; 1998'de Karadziç'e yönelik bir kaçırma operasyonu düzenlendi. Ancak BM görevlisi bir Fransız, baskından önce Karadziç'i uyararak kaçmasını sağladı.
Benzer olayların varlığı, Fransızlar ile Bosnalı Sırp liderler arasında bir tür gizli anlaşmaya işaret ediyor. Fransız hükümeti, Srebreniça katliamından önce varılan bir anlaşmayla, Sırpların elindeki 300 askerini geri almıştı. Bu olayın ardından binlerce Boşnak katledildi.
Fransa, Karadziç ve Mladiç'in yakalanması halinde, katliamı tetikleyen bu rolünün kanıtlanmasından endişe ediyor.
www.evrensel.net