Üniversitede işçi düşmanlığı

Cumhuriyet Üniversitesi'nde Tez Koop-İş Sendikası'na üye oldukları için işten atılan işçiler, haklarını arıyor.

Üniversitede işçi düşmanlığı
Cumhuriyet Üniversitesi'nde sendikalı oldukları için işten atılan 28 işçi Ankara'da hakkını arıyor. Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan aralarında, teknisyenler, sekreterler ve hemşirelerin de bulunduğu, asgari ücretli 550 işçiden Tez Koop-İş'e üye oldukları için atılan 28 işçinin temsilcileri, Ankara'da Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri de dahil herkesle görüşerek isteklerini anlatacak.
Tez Koop-İş'e 25 Ocak 2000'de üye olan 550 işçi, sözleşmeli çalışan 250 sendikalı işçi gibi toplusözleşmeden yararlanmak için Üniversite Rektörlüğü'ne başvurdu. Rektörlük işverenin taşeron Doğuş Limited Şirketi olduğunu söyleyince 15 işçi iş mahkemesine işverenin belirlenmesi ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için başvurdu. 5 Mayıs 2001'de mahkeme Rektörlük'ün işveren olduğu ve işçilerin toplusözleşmeden yararlandırılması kararına vardı. Rektörlük temyize gitti ve geçen hafta Yargıtay da işçilerin lehine karar verdi. Yargıtay kararına rağmen Rektörlük açık açık, "Sendikalı işçi istemiyoruz. Size 102 milyon liranın üzerinde para verirsek, öğretim üyelerine döner sermaye paralarını veremeyiz" diyerek, işçilerin atılma nedeninin sendika olduğunu kabul etti.
Verilen sözler tutulmadı
Rektörlük, işçiler sendikaya üye olduktan sonra, öne çıkan 28 işçiyi kurum içinde sürdü. Ardından, önce davayı açan 15 işçiyi, sonra da sendika çalışmasında öne çıkan 13 işçiyi işten attı. Teknisyenleri tuvalet temizliğine veren Rektörlük, bununla da yetinmeyip işçiler hakkında "işini yapmıyor" şeklinde tutanaklar tuttu. Gece vardiyasında bu işçiler 16 saat çalıştırıldı. Bu gelişmeler üzerine 550 sendikalı işçi dört gün yemek boykotu yaptı, ardından işbıraktı. Eylem başlayınca Rektör, işçilerin işlerine döneceğine dair söz verdi, ancak sözünü tutmadı. Rektörün, "Sizi artık işe alamam, tükürdüğünü yaladı dedirtmem" dediğini aktaran işçilerden Sefer Topçu, "Gözümüz parada değil. Sendika Anayasal hakkımız. Bunlar bilim yuvasında nasıl oluyor? Rektör açıkça sendika istemediğini söyledi " dedi.
Rektörün kötü niyetli olduğunu vurgulayan Topçu, teknisyen işçilerden Dilaver Arslan'ın yüzde 40 sakatlık raporu olmasına rağmen el arabası ile yük taşıttırıldığını, temizlik yaptırıldığını anlattı. İşçilerden Satılmış Başkavak ise sendikacıların işbırakmanın üzerinden iki gün geçtikten sonra geldiğini ve bu sürede Rektörlük'ün işbırakmanın yasalara aykırı olduğunu ve işbırakanı atacağını duyuran ilanlar astığını anlattı. Rektörle görüşmelerinde "işe almayacağız" denince sendikacıların da gittiğini söyleyen Başkavak, "İlk defa taşerondaki işçiler böyle bir dava kazandı. Emsal olacak bir dava. Sendikanın daha fazla sahiplenmesi gerekir" dedi.
www.evrensel.net