Adli yardım

   zorunlu avukatlığın adımı olmalı

Adli yardım zorunlu avukatlığın adımı olmalı
Hacer Yücel
İstanbul Barosu Başkanlığı'nda "Savunmayı Savunuyoruz" adı altında başlayan ve geçtiğimiz günlerde Antalya'da düzenlenen 3. Avukatlık Forumu ile devam eden toplantılarda savunma örgütleniyor. Antalya'da düzenlenen 3. Avukatlık Forumu'nda yeni Avukatlık Yasası tartışılırken Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından yasayla ilgili olarak 6 ay içinde çıkarılması gereken yönetmelikler, barolar arasında tartışmalara neden oldu.
Tartışmaların yoğunlaştığı konulardan birisi de adli yardım oldu. Adli bürolar, avukat ücretini ödeme olanağı bulunmayanlara verilen bir hizmet olarak öngörülüyor. Böylece hak arama özgürlüğü önündeki engeller kaldırılacak ve hak arama özgürlüğünde eşitlik sağlanacak, herkes avukattan yararlanacak. İstanbul Barosu, adli yardım için kişinin beyanının yeterli olduğunu savunurken, TBB, kişilerin fakirliğini kanıtlamasını isteyen bir sistemde ısrar etti. Konu hakkında görüştüğümüz İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, bu kurumun, zorunlu avukatlığın doğal bir düzenlemesi olması gerektiğini belirterek, yargıda savunmanın da kurumsal olarak yer alması için zorunlu avukatlığın getirilmesi gerektiğini vurguladı.
- "Savunmayı Savunuyoruz" adı altında başlayan Avukatlık Forumu'nun üçüncüsü Antalya'da yapıldı. Türkiye'deki baroların sık sık bir araya gelmelerinin nedeni olarak savunmaya yönelik saldırıların artmasını gösterebilir miyiz?
- Şimdi bunun birkaç nedeni var ama bu toplantıların birinci ve en temel nedeni "Savunmayı Savunuyoruz" ile başladı. Çünkü gerçekten avukatlık mesleğine karşı siyasi irade ve hükümet tarafından güçlü bir baskı vardı. Üçlü Protokol'den tutun da avukat arkadaşlarımızın görevlerini yaparken karşılaştıkları zorluklara kadar.
Avukatlık mesleğinin yargının dışına çıkarılması ve yargı bağımsızlığının en önemli özünü ortadan kaldıran, aslında gericiliğin siyasi çizgisinin bir uygulamasıydı. Yani gericiliğin siyasi çizgisi hep yargıda, "yargı eşittir savcı artı yargıç"tan oluşur. Avukatı, savunmayı yargıdan dışlayan bir anlayış. Şimdi buna karşı bir mücadele Türkiye'de bütün avukatların savunmayı savunmak üzere birlikteliğini öngören bir şey idi. Bu çalışmanın üçüncüsü de Antalya'da yapıldı.
- Avukatlık Yasası'yla ilgili hazırlanacak olan yönetmeliklerin taslak çalışmaları görüşüldü ve tartışmalar yaşandı.
- Avukatlık Kanunu'nun yaklaşık 90 maddesini değiştiren 4667 No'lu kanun gereğince, TBB tarafından bütün baroların temsilcilerinden oluşan komisyonlarda tartışılan ve 6 ay içinde çıkarılması gereken Avukatlık Staj Yönetmeliği, Avukatlık Sınavı Yönetmeliği, Stajyer Avukatlara Kredi Yönetmeliği, Avukat Ortaklığı Yönetmeliği, Avukatlara Reklam Yasağı Yönetmeliği, Baro Hakem Yönetmeliği, Adli Yardım Para Dağıtım Yönetmeliği, Adli Yardım Bürosu Yönetmeliği taslak çalışmaları görüşüldü. - İstanbul Barosu'nun bu konuda hazırladığı yönetmelikler taslakları var mı? Bilgi verebilir misiniz?
- Aşağı yukarı bütün yönetmelikler hakkında İstanbul Barosu'nun hazırlamış olduğu taslak önerileri vardı. Reklam yasağı ile ilgili, staj ile ilgili ve adli yardımla ilgili. Biz avukatlığın işlevi, niteliği ve hedeflerini ortaya koyan, ilkelerini gerçekleştirmeye çalışan birer taslak hazırladık. Yönetmelikler Türkiye'de kanunun tekrarından ibaret olarak görülmektedir. Bu, konuyu açan değil kısıtlayan, sınırlayan bir anlayıştır. Aynı şeyi baroların yapmaması gerekir.
- Adli Yardım Büroları'yla ilgili taslağın görüşülmesi sırasında çeşitli baro başkanları ile aranızda tartışmalar yaşandı. Bu tasarı hakkında bilgi verebilir misiniz?
- Adli yardım konusu kanunda düzenleniyor. Barolara yüklenen bir zorunluluk. Bunun için de TBB'ye Harçlar Kanunu geriğince Maliye Bakanlığı tarafından bu işte kullanılması için para aktarılacak. Bu olumlu bir gelişme. Çünkü bunun nasıl yapılacağı, büroların nasıl kurulacağı, yönetileceği TBB'ye gelen bu paraların barolara nasıl dağıtılacağı, görevlendirmenin nasıl yapılacağı, o görevde çalışan avukatlara para verilip verilmeceğini düzenleyen bir yönetmelik. Ancak bu konu tartışmaya yol açtı. Çünkü adli büroların temel amacı hak arama özgürlüğünün kullanımında özellikle yargıya başvururken avukatlık hizmetinden yararlanamayacak durumda olanların önündeki engellerin aşılmasını sağlamak. Bu engeller genellikle ekonomik engellerdir. Yani avukat ücretini ödeme olanağı bulunmayanlara verilen bir hizmet. Böylece hak arama özgürlüğü önündeki engeller kaldırılacak ve eşitlik sağlanacak. Böylece herkes avukattan yararlanacak.
Ama bunun perspektifinin çizilmesi gerekir. Aynı zamanda yargıda savunmanın da kurumsal olarak yer alması için zorunlu avukatlığın getirilmesi gerekir. Zorunlu avukatlığın doğal bir düzenlemesidir bu. Şimdi burada tartışma konularından bir tanesi başvurduğu zaman kişiden avukat tutamayacağını ispatlaması isteğiydi. Yani kişiden yoksulluğunu belgelemesini isteyeceksin. Bu kişinin gururunu rencide eden bir tutum.
İstanbul Barosu bu duruma biraz farklı bakıyordu. Biz Türkiye'deki herkese siyasi iradenin bakış tarzının güvensizlik olduğunu düşünüyoruz. Baroların temel bakış açısının bu olmaması gerektiğini söylüyoruz. İnsanlara güvenmek gerekir. Bunu suiistimal edenler olabilir. Ama bu temel anlayışı kaldırmaz, yani bir hak varsa eğer, bu hakkın başkaları tarafından suiistimal edilebileceği kuşkusu bu hakkı ortadan kaldırmaz. Deneyimlerimizden biliyoruz, çoğu insanın ekonomik durumu kötü. Bunlara fakirliğini kanıtla demek gurur kırıcı olabiliyor.
İnsanlara güvenmek demokrasinin bir gereğidir. İnsanların hakları suiistimal edeceğini düşünmek kamunun düşünce biçimidir.
- Avukatlık Yasası çıktı, üçlü protokol hâlâ gündemde. TBB bu konuda ne yapmayı düşünüyor? Herhangi bir çalışması var mı?
- TBB yönetimi Avukatlık Yasası'ndan dolayı üçlü protokole karşı yapılacak eylemleri ertelemişti. Yönetim Kurulu, Avukatlık Yasası çıktığı zaman üçlü protokolün kalkacağı düşüncesinde birleşmişti, ama biz bu görüşe katılmadık. Nitekim Üçlü Protokol kaldırılmadı. F tipi cezaevlerinde yasal olmamasına rağmen Üçlü Protokol uygulanıyor. Yasayı kimsenin dikkate aldığı yok, bakanlık ise ilgilenmiyor. Oysa Bakan Hikmet Sami Türk de yasanın çıkması halinde Üçlü Protokol'ün kaldırılacağını söylemişti. Ama bakanlık, hiçbir sözünün arkasında durmama tavrını sürdürüyor. Ben kendi payıma düşeni söyleyeyim, Üçlü Protokol'ün yasal olmamasına rağmen uygulanmasından vazgeçileceğini düşünmüyorum. Şimdi açtığımız davanın sonucunu bekliyoruz.
www.evrensel.net