Fazilet tabanı da parçalı

Fazilet tabanı da parçalı

Kapatılan FP'nin tabanının gelişmelere nasıl baktığını gözlemlemek için, İstanbul'un "varoş" diye anılan bölgelerinde biri olan Bağcılar'da görüşlerine başvurduğumuz FP'lilerde farklı tercihlere tanık olduk.

Fazilet tabanı da parçalı
Fatih Polat / Hacer Yücel
Kapatılan Fazilet Partisi (FP) tabanının gelişmelerle ilgili ne düşündüğünü, ayrı parti kurma arayışlarına nasıl baktığını ve FP üstünde iki yıldır süren kapatılma baskısından nasıl etkilendiğini gözlemeye çalıştık.
Bunu yaparken, bu geleneğin '90'ların başlarından itibaren ev ev çalışma yürüttüğü "varoş" diye tabir edilen yerlerden biri olan Bağcılar'da yaptığımız röportajlar, dışarıdan bakınca FP'nin çatısında görülen parçalı durumun, tabanda da hakim olduğunu gösterdi.
Tayyip Erdoğan'ı desteklediğini söyleyenler, bölünmemek için ortak bir isim etrafında birleşilmesi gerektiğini söyleyenler, Erdoğan'ı eleştirirken Erbakan'a yakın duranlar var. Erbakan'ın 30 yıllık parti içi iktidarını kendisine karşı bayrak açan bir isme bırakmak istemediği düşünüldüğünde, Erdoğan yönünde tercih kullananlar her ne kadar bölünmeye karşı olduklarını ifade etseler de parçalı durum kendiliğinden ortaya çıkıyor. 1969'dan bu yana Erbakanlı tüm partilerin kapatılmış olmasına dikkat çeken 30 yıllık partililer içinde, "Erdoğan da yerinde dursun. Bülent Arınç etrafından birleşilsin. O avukat olduğu için ne konuşacağını bilir" diyenlere de rastlanıyor.
'Mücadele parti içinde olsun'
Konuştuğumuz kişilerden biri olan Muammer Güven (70), 1969'da Necmettin Erbakan'ın liderliğinde kurulan Milli Nizam Partisi'nden bu yana hep Milli Görüş geleneğinden partilere oy vermiş. Kapatılmayı sorduğumuzda şu yanıtı alıyoruz: "Kapatanlar, haberlerden izlediğimiz kadarıyla, 'Sizin hazırladığınız yasaya göre biz sizi kapattık' diyorlar. Ama bunun içinde başka şeyler var. Partinin sempatizanı olarak bizim başka şeyler olduğundan şüphemiz var." Bu şüphelerin neler olduğunu biraz açmasını istediğimizde ise, "Her ne kedar bizim siyasetle ilişkimiz yok diyorlarsa bile bizim görüşümüz öyle değil. Mesala 28 Şubat hadiselerinin ortaya çıkışından bu tarafa gazetelerde okuduğumuz kadarıyla bazı etkenler var" diyor.
Sözü Erbakan ile Eroğan etrafındaki iki parçalılığa getirdiğimizde ise, "Erdoğan'ı seven insanlardan birisiyim. Ama önemli olan bu birlik ve beraberliği sağlamak. Madem partiye gönül vermiş, o zaman bu mücadelenin partinin içinde yapılmış olması lazım" ifadelerini kullanıyor.
RP iktidarı öncesinde bulunulan vaatlerle iktidara geldikten sonra yapılanlar arasındaki fark konusunda ne düşündüğünü sorduğumuzda ise, partisini koruyan, tam da bizim sorumuzun karşılığı olmayan hafif Erbakanvari bir uslupla, "Tahakkuk etmesi güç olan şeylerdi. Bugünkü rejimin içersinde de bu mümkün değildi. Mesela ağır sanayi teşkilatı kurmak yerine, insan sanayi teşkilatı kursalardı bundan daha iyiydi. Memleketi yetişmiş insanlara teslim etseler bundan daha iyiydi" diye konuşuyor. Güven'e, "kurtarıcı" diye sunulan Kemal Derviş'le ilgili görüşlerini de soruyoruz, şu yanıtı veriyor: "O biraz müphem. Mesela yine zamlar geldi. Benim çocuklarım ticaretle uğraşıyor. Şu anda arabanın bonosunu ödeyemedim. Kurtaracak diye geldi. Ben mahvoldum. Dolar aldı başını gidiyor. Senedim protesto ediliyor. Çeklerim var, çeklerimi tahsil edemedim."
Mobilya imalathanesinde çalışırken bulduğumuz genç bir seçmen İlhami Zengin (24) ise, kendisinin bir önceki seçimlerde RP'ye oy verdiğini, son seçimlerde ise babasının FP'ye oy verdiğini söylüyor. "Kapatılması iyi olmadı" dedikten sonra, "Ama şunu da söylemeliyim. Fazilet'in pek de bir becerisi yoktu. Erbakan'ın bir şey yapabileceğini sanımıyorum. Benim gönlüm Recep Tayip Erdoğan'dan yana."
Genç bir başka isim Ömer Çördükçü (30) ise, Erbakan'ın etrafından bir birliği temenni ettiğini belirtiyor ancak, "Türkiye'deki yüksek kesimdeki asker ve diğer kesimler önünü kesti" diyor. Erbakan'ın sadece "irtica" diye adlandırılan kesime hitap ettiği biçiminde bir kanı yaratıldığını belirten Çördükçü, "O bakımdan Erbakan Hoca'nın istirahat etmesi taraftarıyım" diye ekliyor. Erbakan etrafındaki bir oluşumun yüzde 20'lik bir oy alabileceği tahmininde bulunan Çörekçi, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ya da Bülent Arınç gibi daha ılımlı gördüğü isimlerin etrafındaki bir oluşuma ise yüzde 40'lara kadar varan bir şans tanıyor.
'Avrupa ülkelerinde böyle bir şey yok!'
Bağcılarda'ki bir mahalle bakkalı Gencay Uzgur (33) ise, kararı değerlendirirken bundan 5 yıl önce Milli Görüş tabanında rastlayamayacağımız bir tepki veriyor: "Avrupa ülkelerinde böyle bir şey yok. Kararı yadırgıyorum" Uzgur, Erbakan'ın yaşlandığı ve artık yerini daha genç bir isme bırakması görüşünde olduğunu söylüyor ve "Tayyip'i destekliyorum" diyor.
Uzgur'un bakkalının önünde sohbet ederken bulduğumuz Münir Sönmez (55) de, son seçimlerde FP'ye ondan önce de RP'ye oy vermiş. O da, "Erbakan yaşlandı. Gençlere bıraksın artık" diyor. O da Tayyip Erdoğan'a destek verdiğini söyleyenlerden. Recep Kayıhan (59) da Sönmez'in görüşlerini paylaşıyor ve tercihini aynı yönde belirtiyor.
Avukat bir lider önerenler de var
Bir caminin yakınında ezanın okunmasını bekleyip sohbet ederken bulduğumuz küçük bir gruba yaklaşıyoruz. Burada FP'nin kapatılmasıyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Halil Çeribaşı (60), kapatma kararını eleştirirken, kendi iradelerinin hiçe sayıldığını söylüyor. Çeribaşı'nın dileği bölünmemek yönünde.
Bu arada sohbet ederken bize yaklaşan ak saçlı birisine yer veriyorlar. Hürmet gösterilen ve hatırı sayılan bir olduğu anlaşılan bu kişi de sohbete dahil oluyor. Emekli bir bankacı olan Yaşar Çelik (58), "Erbakan akıl hocası olmalı, ama siyaset sahnesinden çekilmeli" diyor. Çelik, Tayyip Erdoğan konusunda da benzer bir yaklaşım sergiliyor: "Tayyip ve Melih yerinde dursun." Peki yeni lider size göre kim olsun, diye sorduğumuzda ise şu yanıtı veriyor: "Yenilikçilerle gelenekçiler Bülent Arınç etrafında birleşsin. Arınç, toparlayıcı bir isim. Erbakan Kutan'ı seçtikten sonra gençler 'yenilikçi' olarak çıktı. Haklılar. Erbakan kenardan izlemeli, artık gençler gelmeli. Bu açıdan da Bülenç Arınç uygun bir isim. Aynı zamanda bir hukukçu, konuştuklarına da dikkat eder."
Sürekli kapatmalar Erbakan'ı tabanının da dışına itiyor
Konuk olduğumuz evlerden biri de çok yakından olmasa da, gelişmeleri izliyor. Gedikpaşa'da ayakkabıcılık yaptığını söyleyen Abuzer Özbek (37), karara şaşırdığını söylüyor: "Fazla şey değildi öyle" diyerek FP'nin rejim tarafından tehdit olarak algılanacak türden bir politik çizgi izlemediğini ima ediyor. Ardından da, "Erbakan hoca, Ali Müfit Gürtuna'yı hazırlıyor, ama benim gönlüm Erdoğan'dan yana" diyor. Abuzer Özbek'in yengesi olan Melek Özbek de aynı sorulara şu karşılıkları veriyor: "Erbakan hiçbir şey yapamadı. Kurduğu bütün partiler kapandı. Erdoğan daha uygun bir isim. O, Erbakan'dan daha iyi konuşuyor."
Bu röportaj Konya'da yapılmış olsaydı muhtemelen Erbakan ile Erdoğan arasındaki ibre farklı olurdu. Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'da Büyükşehir Belediyesi başkanlığı yapmış olması ve o dönemden başlayarak, etrafından medyatik bir ilginin odaklanması, 28 Şubat 1997'den bu yana da gerek medyanın, gerekse siyaseti yukarıdan etkilemeye çalışan güçlerin tercihlerinin ona işaret etmesi, ibrenin ondan yana ağır basmasını getiren faktörler arasında sayılabilir.
Ancak konuştuklarımız arasında edindiğimiz daha önemli izlenimse, 1969'dan yana Erbakan'ın doğrudan ya da "emanetçi" eliyle yönettiği tüm partilerin kapatılmış olmasının, "gelenekçi" diye anılan kesimi bile düşünmeye itmiş olması. "Hoca gelirse yine kapatırlar. Onun için daha ılımlı ve söylediğini tartan bir isim olsun" diyen az değil.
FP'nin üstünde iki yıldır uygulanan kapatılma tehdidi baskısının, kapatılmayla sonuçlanmış olması da bu kanıyı güçlendirici bir etki yapıyor. Ayrıca FP, kurmaylarının bu dava sürecini tabanlarına anlatmak yerine, Kutan'ın kararın ardından dile getirdiği gibi "Bu karar AB sürecine indirilmiş ağır bir darbedir" görüşünden öteye geçmemesi tabanda da benzer yansımalara neden olmuş. Erdoğan'ın bu "süreç" açısından da aksaçlılardan daha uygun görüldüğü anlaşılıyor. Erbakan'a göre, devletin siyaseti belirleyen güçleriyle daha iyi bir denge tutturacağına inanan bir eğilim var tabanda.
Erbakan çizgisinden umudunu kesmiş olanlar içinde Erdoğan'a meyledenlerin bir kısmı da onun denenmemiş olması nedeniyle bu yönde bir tercih belirlediklerini söylüyorlar.
www.evrensel.net