GAP

GAP'tan ne umdular ne buldular!

GAP'la birlikte bolluk ve bereket geleceğini bekleyen bölge halkı büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.

GAP'tan ne umdular ne buldular!
Arif Toprak
Bölge halkı GAP'tan umduğunu bulamadı. "Devlet büyüklerinin" her fırsatta "GAP gelecek, tarlalar sulanacak", "GAP'la birlikte köylünün yüzü gülecek" vaatlerine rağmen köylülerin yaşadıkları sorunlar artarak devam ediyor.
GAP'la ilgili söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını belirten bölge halkı, bugün içme suyunu bile binbir zorlukla karşıladıklarını söyleyerek, yetkililerin bir an önce sorunlarına çözüm bulmalarını istiyorlar.
Urfa'nın Hilvan ilçesinin Nasreddin Köyü sakinleri en çok sıkıntı yaşayan yerlerden biri. Köye, 3 aydan bu yana su ve elektrik verilmiyor. Köy halkı, sorunlarının çözümü için defalarca Urfa'ya gidip gerek hükümeti oluşturan parti yöneticileri gerekse TEDAŞ yetkilileriyle görüşmelerine rağmen yetkililerin kendilerini sürekli oyaladıklarını belirtiyorlar.
Su yok
Köy sakinlerinden olan Müslüm Bingöl'ün GAP'ın öncesi ve sonrasına ilişkin yaptığı değerlendirme oldukça ilginç. Yıllardır meyve ağaçları ve sebzeler ektiğini söyleyen Bingöl, "Bize GAP gelince her yer yeşillenecek dediler ama GAP gelince de susuzluktan her taraf kurudu" diyor.
Daha önce kuyularının olduğunu ve içme suyunu iyi kötü buradan karşıladıklarını söyleyen Müslüm Bingöl, elektrikler kesilince kuyudan su çekemediklerini anlatıyor. Müslüm Bingöl, içme suyunu bile kendilerine kilometrelerce uzakta bulunan köylerdeki akrabalarının getirdiğini söyleyen Bingöl, suların temiz olmadığını ve kötü kokular geldiğini söylüyor. Bingöl, tüm bunlara rağmen bu suları içmek zorunda kaldıklarını ve yetkililerin bir an önce tüm sorunlarına çözüm bulmaları gerektiğini belirtiyor.
Ekonomiye etki
GAP projesinin bölge halkını hem sosyal hem de ekenomik anlamda rahatlatacağı vaat edilmesine rağmen halk arasındaki gelir dağılımı giderek büyüyor. GAP'ta "toprak reformu" yapılmadığı için zengin daha zengin olurken, yoksul daha derin bir çıkmaza giriyor.
Nasreddin Köyü'nden Osman Bingöl, bu farklılığın hemen her yerde kendini gösterdiğini belirterek, civar köylerdeki zengin adamların trafo arızalanınca işlerini kolayca yaptırabildiklerini, hatta yeni bir trafo bile alabildiklerini söylüyor. Osman Bingöl, "Ama biz zengin değiliz, olsaydık üç aydır boşuna beklemezdik" diyerek içinde bulunduğu durumu özetliyor.
Elektriksizliğin, en az susuzluk kadar kötü bir durum olduğuna değinen Bingöl, bu durumun ekonomilerini de etkilediğini belirterek, "Pastorize süt, yoğurt ve peynirlerimizi elektrik olmadığından saklama olanağımız ortadan kalkıyor, elimizdeki ürünleri hemen satma zorunluluğumuz olduğundan mecburen ucuza veriyoruz" diyor.
'Elektrik istiyoruz'
Yusuf Bingöl'ün anlattıkları ise 21. yüzyıl Türkiye'sinde bölgenin durumunu anlatması bakımından çarpıcı. Bingöl'ün "3 aydan bu yana ne televizyon seyredebiliyoruz ne de soğuk su içebiliyoruz. Doğru düzgün bir banyo bile yapamıyoruz. Elektrikler kesildiğinde etraf karanlık oluyor, geçenlerde küçük bir çocuk kuyuya düştü. Ertesi gün hastaneye götürdük, bir parmağını kestiler, bunun hesabını kimden soracağız" sözleri yaşadıkları ortamdan onların değil, yetkililerin utanmasını gerektiriyor aslında. Zaten Kemal Bingöl'ün, "TEDAŞ'a defalarca gitmemize rağmen 'Şu an elimizde trafo yok' daha sıra size gelmedi, beş aydır bekleyenler var" ya da 'Bu hafta geleceğiz' gibi bahaneler uydurularak bizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar" şeklindeki açıklamaları da bunu doğruluyor.
Kanalizasyon ve yollarının da olmadığını söyleyen köylüler, yol ve kanalizasyon sorununun bölgenin bütün köylerinde yaşandığını belirterek, en acil taleplerinin su ve elekrik olduğunu bir kez daha yineliyorlar.
Bulaşıcı hastalıklar
Bölgede sıtma ve şark çıbanı gibi hastalıklar halen tehlike saçıyor. Urfa'daki sağlık ocağı, yetkilileri bakanlığı defalarca bu konuda uyardıklarını ama sağlık bakanlığının konuya duyarsız kaldığını belirttiler. Yakubiye mahallesinde oturan Salih Gören, çocuğunu bir türlü tedavi ettiremediğirni söylüyor. Gören, kendisinin durumunda yüzlerce hastanın bulunduğunu, Yakubiye, Tılfındır, Eyübiye sağlık ocaklarını tek tek gezdiğini ancak şark çıbanı tedavisinde kullanılacak ilaç olmadığını söyledi. Gören, "En son gittiğim Harran Kapı Sağlık Ocağı yetkilileri ilaç için sürekli bakanlığı aradılar, ama ilaç gönderilmediğini söylediler" diyerek bölgedeki bir başka soruna dikkat çekiyor.
www.evrensel.net