Dolar-faiz sarkacında vurgun

Dolar-faiz sarkacında vurgun

Özellikle büyük iç borçlanma ihalaleri öncesinde bankalar, dolar taleplerini artırarak fiyatın yükselmesini sağlıyorlar.

Dolar-faiz sarkacında vurgun
Hazine önceki gün son iki ayın en büyük iç borçlanma ihalelerinden birini daha yaptı. Üç ay önce yapılan "Derviş Bonoları" olarak bilinen borçlanma ihalesi ve iç borçları erteleyen "Takas Operasyonu"ndan sonraki en büyük ihale olma özelliği taşıyan ihaleye, yine ilgi büyük oldu. 2.5 katrilyon liralık borçlanma hedefleyen Hazine faizi serbest bırakınca bir anda 3.3 katrilyonluk taleple karşılaştı. Ancak faizde yüzde 92.2'ye fırladı. Hazine 4 ay vadeli (133 gün) bono ihalesinde bileşik yüzde 92.29 faiz ile 3 katrilyon 306.8 trilyon borçlandı.
Böylece "Takas Operasyonu"nun ardından dolara yönelerek açık pozisyonlarını kapatan ve dolarda bekleyen hatta Merkez Bankası'nı dolar satmaya zorlayarak pozisyonlarını güçlendiren bankaların faiz vurgunu gerçekleşti. Bankaların her büyük iç borçlanma ihalesi öncesinde doları yükselterek, ihalede Hazine'yi yüksek faize zorlamalarının artık gelenekselleştiği en çok son üç ihalede ortaya çıktı. Her üç ihale öncesinde dolar talebini artırıp dolar fiyatını tırmandıran bankalar Merkez Bankası'ndan dolar alarak pozisyonlarını sağlama aldılar. İkinci adım olarak yükselttikleri fiyattan doları satarak yüksek faizli iç
borçlanma ihalelerine girdiler. Ve ardından dolar tekrar düşüşe geçti. Bu faiz-dolar sarkacını, her ihale öncesinde çalıştıran bankalar bu yolla milyonlarca doları ceplerine attılar.
Bu her ihale öncesinde gerçekleşti ancak bunun en çarpıcı örneği "Takas Operasyonu" sırasında yaşandı. İhale öncesinde 1 milyon 140 ila 1 milyon 170 bin lira arasında salınan dolar
kuru ihaleden hemen sonra 1 milyon 300 bin liraya fırladı. Vadesi gelen ya da yaklaşan iç borç kâğıtlarının vadesinin 37,2 aya kadar uzatılması olarak şekillenen takas ihalesinde faiz üstelik dolar bazında yıllık yüzde 14.45-14.89 olarak gerçekleşti. Bu rakam dünya ortalamasının bile çok üstündeyken borçları ertelemenin verdiği rehavet Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'e "Bankalar yurtseverce davrandılar" dedirtti. Ancak bu borçların geri ödemesi geldiğinde bu "yurtseverliğin" aslında dolarseverlikten başka bir şey olmadığı ortaya çıkacak. İhalede 1 milyon 160 bin lira olarak belirlenen doların 1 milyon 300 bin lira olması bankalara hem kur kazancı hem de takasta ortaya çıkan yüksek faizden dolayı da yüksek faiz geliri sağlanmış oldu. Dolar ve faizle oynanan bu oyuna müdahale amacı ile Merkez Bankası açtığı ihaleyle bir haftada 1 milyar dolara yakın döviz satmak zorunda kaldı. Ve böylece bankalar tekrar dolar pozisyonlarını sağlama alma olanağı bulmuş oldular.
İhalesine göre tutum
Hazine haziran ayında en son 19 Haziran Salı günü, 3 ay vadeli bono ihalesi düzenlemişti. Bu tarihte dolar 1 milyon 256 bin liradan işlem görüyordu. Ve ondan birkaç gün önce ise 1 milyon 170 bin lira düzeyindeydi. 17-18 Haziran günlerinde birden dolar fiyatı artarak 1 milyon 200 bin sınırını geçti. Bunun yarattığı baskı ile ve ihalede faiz yüzde 79.47 oldu.
Ancak bu oyunun büyüklüğü borçlanma ihalesinin büyüklüğüne göre değişiyor. Önceki gün "Derviş Bonoları"nın geri ödemesini yapma amacı ile açılan ve minimum 2.5 katrilyon liralık borçlanma hedefi olan ihaleden önce de bankalar dolara olan talebi artırarak fiyatın yükselmesini sağladılar. Dolar fiyatlarına gerektiği zaman dolar satış ihalesi yaparak müdahale etme kararı alan Merkez Bankası'nın tüm müdahalelerine ve 1 milyor doları aşan dolar satışına rağmen dolar yükselişini sürdürdü ve 1 milyon 300 bin lira olan psikolojik sınırın üstünde kaldı. Bu "sınırı aşılmış" psikolojik ortamda gerçekleştirilen ihalede ise yıllık faiz yüzde 92.2'ye tırmanıverdi. İhalenin ardından ise dolar görevini yerine getirip 1 milyon 260 bin liraya kadar geriledi. Her ne kadar faizin yüksekliği "piyasalarda güven ortamının oluşmaması" ile ilişkilendirilmeye çalışılsa da, dolar-faiz sarkacını kendi lehlerine sallandıran bankalar "piyasa oyunları" ile kârlarına kâr kattılar.
Bankalar bu dolar faiz sarkacı ile ceplerini doldururken bunun faturası yeni bir "borç krizi" olarak halka yeni vergiler, zamlar olarak yansıyor. Basit bir hesapla yıl sonuna kadar ödenmesi gereken iç ve dış borçların toplamı 41 katrilyon lira buna karşılık IMF'ye binbir taviz verilerek alınacak krediler ve bütçedeki kısıntılardan gelecek para 18.2 katrilyon lira. Aradaki açığı kapatma konusunda ise bu hükümetin ne yapacağı belli: Ücretleri, maaşları, taban fiyatları düşük tutmak ve zamlarla ve ek vergilerle halkın sırtına binmek.
www.evrensel.net