İşkenceye karşı İstanbul Protokolü

İşkenceye karşı İstanbul Protokolü

İşkence ve kötü muamelenin soruşturması ve dokümantasyonu amacıyla oluşturulmuş ilk uluslararası tüzük veya kılavuz olma özelliğini taşıyan İstanbul Protokolü dün basına tanıtıldı.

İşkenceye karşı İstanbul Protokolü
İşkence olaylarında izlenmesi gereken hukuki ve tıbbi prosedürleri anlatan "İstanbul Protokolü" kılavuzu dün tanıtıldı. Dünyanın 15 ülkesinden 40 kitle örgütü mensubu ile 75 hukukçu, felsefeci, hekim, sağlık çalışanı, psikolog, insan hakları savunucusunun ortak çalışmasıyla hazırlanan İstanbul Protokolü, "Minnesota Otopsi Protokolü" gibi canlı olgularda yapılacak muayenelerde uluslararası standardı sağlayarak, referans oluşturacak.
İstanbul Protokolü'nün hazırlanmasında katkıda bulunan Türk Tabipleri Birliği (TTB), Adli Tıp Uzmanları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası'nda basın toplantısı düzenledi.
BM belgesi niteliğinde
Protokol hakkında bilgi veren Proje Koordinatörleri'nden Adli Tıp Uzmanı Dr. Önder Özkalıpçı, protokol hazırlanması çalışmalarına 1996 yılında başlandığını, 5-7 Mart arasında 50 bilim adamının katılımı ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda yapılan toplantılarda son şeklinin verildiğini kaydetti. "İşkence ve diğer zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı muamele veya cezaların etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesi için el kılavuzu"nun kısaca "İstanbul Protokolü" adıyla adlandırıldığını ifade eden Dr. Özkalıpçı, kılavuzun hazırlanmasında görev yapan çalışma grubunda, BM İşkence Raportörü Sir Nigel Rodley'in de aralarında bulunduğu çok sayıda BM danışmanının yer aldığını belirtti. Dr. Özkalıpçı, İstanbul Protokolü'nün 9 Ağustos 1999 tarihinde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ne sunulduğu anda resmen BM Belgesi niteliği kazandığını, ayrıca, Rodley tarafından BM Genel Kurulu'na sunulan yıllık raporun içinde de yer aldığını kaydetti. BM İnsan Hakları Komisyonu'nun, 19 Nisan 2000 tarihinde İstanbul Protokolü ilkelerini kabul ettiğini kaydeden Dr. Özkalıpçı, İstanbul Protokolü'nün, bu yılın Eylül-Kasım aylarında New York'ta toplanacak BM Genel Kurulu'nda 189 devletin onayına sunulacağını ve değiştirilmeden kabul edilmesinin beklendiğini söyledi. Dr. Özkalıpçı, protokolün, herhangi bir işkence iddiası olduğunda izlenmesi gereken hukuki ve tıbbi prosedürleri anlatan bir kılavuz olduğunu ve hedef kitlesinin hukukçular, hekimler, insan hakları savunucuları, işkence mağdurları, işkencecileri hukuksal olarak mahkum ettirmek isteyen herkes olduğunu vurguladı.
Uluslararası standart
Basın toplantısında konuşan Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürsel Çetin, BM'nin, işkence vakalarında referans olarak kabul ettiği "Minnesota Otopsi Protokolü" gibi "İstanbul Protokolü"nün de canlı olgularda yapılacak muayenelerde uluslararası standardı sağlayarak, referans oluşturacağını kaydetti. Prof. Dr. Çetin, "Bu protokolün uygulanmasıyla hem işkence iddiası bulunan olgularda çok daha etkili, ayrıntılı bir muayene sonucu en doğru sonuçlara ulaşılmış olunacak, hem de yapılacak eksik araştırma ve muayeneler sonucu zaman zaman uluslararası mahkemelerde yaşanan sorunlar, büyük ölçüde ortadan kalkacaktır" dedi.
TİHV Başkanı Yavuz Önen de, "Bu kılavuz kitaptan haberdar olanlar herhangi bir işkence iddiasında tüm hukuki ve tıbbi soruşturmanın İstanbul Protokolü önerileri doğrultusunda yapılması için çabaladığında demokratik hukuk devleti ve işkencesiz bir dünya rüyamıza ortak olacaktır" diye konuştu.
Protokol bağlayıcı
TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Dr. Metin Bakkalcı ise, Protokol'ün üç önemli özelliğine dikkat çekerek, işkencenin araştırılması ve dökümantasyonu açısından İstanbul Protokolü'nün ilk uluslararası kılavuz olduğunu belirtti. Protokol'ün hazırlanmasında Türkiye'deki kurumların olağanüstü katkısı olduğunu ifade eden Bakkalcı, ayrıca mesleklerin gerekleri doğrultusunda çalıştıkları için baskıya maruz kalanları desteklemek için nesnel bir dayanak noktası oluşturacağını vurguladı. Bir gazetecinin, "Protokolün devletleri bağlayıcı olup olmadığı" sorusu üzerine Bakkalcı, İstanbul Protokolü'nün "tavsiye niteliğinde bir belge" olduğunu söyledi. İstanbul Protokolü'nün, BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesi durumunda fiili süreçte tüm devletleri bağlayıcı nitelik kazanacağını ifade eden Dr. Bakkalcı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne işkence iddialarıyla ilgili açılan bazı davalarda, hazırlanan raporların Minnesota Otopsi Protokolü'ne uymadığı için reddedildiğini hatırlatarak, İstanbul Protokolü için de aynı sürecin işleyerek hukuki bağlayıcılığın gerçekleşeceğini sözlerine ekledi.
www.evrensel.net