Kürtçe

Kürtçe'ye sıkı takip dönemi

Anayasa değişikliği yapılması düşünülerek Kürtçenin serbest bırakılması tartışılırken, etkinliklerinde Kürtçe parçaya yer verenler sıkı takip altındalar.

Kürtçe'ye sıkı takip
Bülent Bozkurt
Bir taraftan Kürtçe serbestliği tartışmaları sürdürülürken diğer taraftan da Kürtçe müzik çalan radyolar kapatılıyor, bildirilerinde, etkinliklerinde Kürtçe'ye yer veren siyasi parti yöneticilerine ceza yağdırılıyor. Kürtçe konusunda baskıların iyice yoğunlaştığı yerlerden biri de Elazığ. Elazığ'da siyasi parti ve kitle örgütlerine şölenlerde sanatçıların söylediği Kürtçe parçalardan dolayı soruşturma başlatılıp dava açılıyor.
Elazığ'da bu baskılardan en son "nasibini alan" ise EMEP Elazığ İl Örgütü oldu. EMEP'in 4. Kuruluş Yıldönümü kapsamında hazırlanan şölende sanatçı Metin Kemal Kahraman'ın söylediği Kürtçe parçalardan dolayı dava açıldı. Aynı nedenle haklarında pek çok dava açılan ve konu hakkında gazetemize açıklama yapan siyasi parti ve kitle örgütleri, yetkililerin sık sık "Türkiye'de yasaklı dil yoktur" dediklerini hatırlatarak, "insanların kendi dillerini ve kültürlerini konuşmak, geliştirmek ve yaymak istemeleri kadar doğal bir şey olamaz" dediler.
Hani dil yasak değildi!
Metin Kemal Kahraman'ın söylediği Kürtçe parçalardan dolayı dava açılan Şölen tertip komitesinde yer alan EMEP Elazığ İl Başkanı Cemal Zülfikar, şölenlerde söylenen Kürtçe parçalardan dolayı bölgedeki siyasi partilere şu ana kadar 4 dava açıldığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Dışişleri Bakanı İsmail Cem yurtdışı gezilerinden birinde Kürtçe kaset göstererek dil yasağının olmadığını ispatlamaya çalışırken Kürtçe müzik nedeniyle kitle örgütlerine, siyasi partilere dava açmaktadır. Tüm bunlar 'Demokrasinin yolu Diyarbakır'dan geçer' diyen bir partinin iktidar ortağı olduğu bir dönemde yaşanmaktadır."
Değişimden bahseden sermaye ve iktidarın aslında geleneksel politikayı sürdürmek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini dile getiren Zülfikar, bu gerçeği Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) ile uyum için hazırlanan 'Ulusal Program'ın bir kez daha gösterdiğini belirtti. Bu nedenle bölgenin sorunlarının çözümünün sermaye ve egemenler cephesinde aranmasının anlamsız olduğunu kaydeden Zülfikar, emekçilerin hak eşitliği temelinde mücadelesinin sorunları çözmedeki tek yol olduğunu vurguladı.
'Bölücülük dili yasaklamaktır'
ÖDP Merkez İlçe Başkanı Canan Ülgen de, düzenledikleri bir şölende sanatçı Ferhat Tunç'un söylediği bir Kürtçe parçadan dolayı DGM Başsavcısı Vural Savaş'ın yönetimin görevden alınması için dava açtığını ifade etti. Yargılama sonrası beraat ettiklerini, ancak aynı maddeden Grup Munzur'un söylediği parçalardan dolayı tekrar dava açıldığını dile getiren Ülgen, "Yetkililer dışarıda yaptıkları temaslarda 'ülkede yasaklı dil yoktur' diyorlar. Bu bir çifte standarttır. Oysa insanların kendi dillerini ve kültürlerini konuşmak, geliştirmek ve yaymak istemeleri kadar doğal bir şey olamaz. Asıl bölücülüğü yapanlar bunun aksini iddia edenlerdir" dedi.
'Meşruluğun önüne geçilemez'
HADEP Elazığ İl Başkanı Mehmet Artan, 1982 Anayasası'nın dil konusunda 1924 Anayasası'ndan daha geri olduğunu söyleyerek, o dönemde resmi dil Türkçe olmasına rağmen milletvekillerinin Kürtçe konuşma serbestliği olmasına dikkat çekti. Artan, "Şimdi ise alabildiğine asimilasyon yapılarak dilimiz, kültürümüz yasaklanıyor, cezalar veriliyor, para cezaları kesiliyor. Fakat meşruluğun önüne geçilemiyor. Çünkü ortada Kürtler ve Kürt realitesi var" dedi. Yürürlükte olan mevcut yasalar nedeniyle haklarında pek çok dava açıldığını söyleyen Artan, dili ve kültürel farklılıkları yok sayan Cumhuriyet'in demokratik sayılamayacağını, bu sorun da sadece Kürtlerin sorunu olmadığnı, bu ülkede yaşayan ve "kendine insanım" diyen herkesin sorunu olduğunu belirtti.
www.evrensel.net