Fotoğraf: Evrensel

Tüzel, Mersin'de cam işçileriyle buluştu

EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Mersin'de cam işçilerini ziyaret etti. Tüzel, IMF politikalarına karşı direnişin simgesi haline gelen cam işçilerinin, grevleri yasaklanmasına rağmen, mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini belirtti.

Tüzel Mersin'de cam işçileriyle buluştu
Aralarında Genel Başkan Levent Tüzel'in de bulunduğu EMEP heyeti Mersin'de cam işçilerini ziyaret etti. İşçilere seslenen Tüzel, yaptığı grevle ücret mücadelesinin ötesinde IMF politikalarına karşı direnişin simgesi haline gelen cam işçilerinin, grevlerinin "milli güvenlik" gerekçesiyle ertelenmesine rağmen mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğini belirtti. Gece gündüz demeden çalışarak emek düşmanı yasalar çıkaran Meclis'in karşısında işçilerin birlikte ve örgütlü hareket etmesi gerektiğini söyleyen Tüzel, işçilerin gücünü Emek Platformu'yla birleştirmesi gerektiğini vurguladı.
Kirstal-İş Mersin Şubesi yöneticileriyle görüşen EMEP heyeti içerisinde, Tüzel'in yanı sıra, Mersin İl Başkanı Musa Memet ile bölge il ve ilçe yöneticileri yer aldı. Kristal-İş Anadolu, Trakya, Paşabahçe işyeri temsilcileri ve cam işçilerinin de katıldığı toplantıda basın açıklaması düzenleyen Tüzel, varlığını işçi sınıfına ve emekçilere dayandıran EMEP'in cam işçilerinin grev ilan ettiği günden itibaren işçilerin yanında olduğuna dikkat çekerek, "Biz burdayız. IMF programının uygulayıcısı Kemal Derviş ise hortumcularla, ülkeyi yağmalayanlarla toplantı halinde" dedi. Tüzel, cam işçilerinin grevinin ücret kavgasının ötesinde işçi, emekçi, köylü ve esnafa dayatılan bağımlılık ve sömürü politikalarına, IMF anlaşmalarına ve 57. hükümetin politikalarına da bir itiraz ve boyun eğmeme anlamı taşıyor. "Bu nedenle bu grev işçi sınıfının bir simgesi oldu. Krizin sorumlusu olmayan işçilerin faturanın kendisine dayatılmasına direnişinin simgesi oldu" diyen Tüzel, hükümetin diğer işçilere örnek olmaması için "milli güvenlik" gibi komik bir gerekçe ile ertelendiğini, oysa bardak ve cam üretiminin ülke güvenliğiyle hiçbir ilgisinin olmadığını kaydetti.
'Kavga bitmemeli'
Ertelemenin gerçekte yasaklama olduğunu ve güvenliği sarsılanın aslında Sabancı ve Koç'ların tekellerinin olduğunu belirten Tüzel sözlerini şöyle sürdürdü: "Grevi yasaklanan cam işçileri ve sendikası Danıştay'a dava açacak, mesaiye kalmayacak, İş Bankası'nın kredi kartlarını iptal ederek cezalandırma tepkisi gösterecek. Bunlar elbette yapılmalı ama bu kavga bitmemeli. Çünkü işçi kardeşler bizleri çok tehlikeli günler ve oyunlar bekliyor. Meclis tatile girmeden gece gündüz çalışırak emek düşmanı yasalar çıkarıyorlar. Kıdem tazminatlarına da göz diktiler. İşçilerin birliği kırılırsa saldırılar iyice yoğunlaşacak."
İşçilerin Emek Platformu'yla gücünü birleştirmesi gerektiğini vurgulayan Tüzel, milliyetçi, sosyal demokrat olduğunu söyleyen partilerin yaptıklarının ortada olduğunu ve emek cephesinin bunun karşısında birleşmesinin tek yol olduğunu söyledi. Kristal-İş Mersin Şube Başkanı Fehmi Sandallı ise, cam işçisinin IMF politikalarını reddettiğini ifade ederek, grevlerinin erteleme adı altında yasaklanmasına karşı hem hukuksal hem de fiili direnişlerle mücadelelerinin süreceğini vurguladı.
Gazetemize teşekkür
Ülkenin iç ve dış borç toplamının 200 milyar dolar civarında olduğunu, hortumlamanın tutarının ise 120 milyar doları bulduğunu kaydeden Sandallı sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz elektrik faturasını 1 ay ödemezsek hemen elektriğimiz kesilir. Hortumculara ise dokunan yok. Aksine büyük sermayeye bizim sırtımızdan nasıl kaynak aktarılacağının hesabı yapılıyor. Ulusal medya grevimizi görmezden gelirken, Evrensel gazetesi bütün işyerlerimizdeki direnişi yakından takip etti. Evrensel'e ve işçilerin birliğe en çok ihtiyacı olduğu dönemde bizi ziyaret eden EMEP heyetine teşekkür ediyoruz." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bergama'nın köylerinde şenlik var!
Bir yılı aşkın bir süredir siyanürcü şirket Eurogold (Normandy)'a karşı topraklarını, sularını, geleceklerini korumak için mücadele veren Bergama köylüleri yeni bir hukuk zaferi kazandılar. Bergama köylüleri, İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin bakanlıklarca madenin çalışması için verilen izinleri iptal etmesini dün büyük bir şenlik yaparak kutladılar.
Danıştay'ca madenin çalışmasının durdurulması doğrultusunda verilen kesin karardan sonra, Başbakanlık tarafından TÜBİTAK'a hazırlattırılan, madeni aklayıcı karar ardından yeni bir manevra yapan Eurogold, "eksikliklerin tamamlandığını, madenin çevre ve insan yaşamı için risk taşımadığını" ileri sürerek, ilgili bakanlıklardan üretim için izin almıştı. Kesinleşmiş mahkeme kararları, ilgili bilim çevrelerinin uyarıları ve Bergama köylülerinin hemen her yöntemi deneyerek yaptıkları eylemleri görmezden gelen yetkilileri arkasına alan şirket, geçtiğimiz günlerde üretime başlamıştı. Madenin çalışmasını protesto etmek için İzmir-Çanakkale Karayolu'nu trafiğe kapatan, yürüyüşler ve gösteriler düzenleyen Bergama köylüleri, hukuk alanındaki mücadelelerinden de vazgeçmemişlerdi. İzmir İl İdare Mahkemesi tarafından önceki gün açıklanan karar da, her ne kadar Başbakanlık'ça TÜBİTAK'a hazırlattırılan raporda, "tesiste alınan tedbirlerin risk faktörünü ortadan kaldırıldığı"nın belirtilmesine rağmen, ilgili bilim çevrelerinin ve mahkemece oluşturulan bilirkişi raprunun aksi yönde olduğu vurgulanarak, madenin çalışması için verilen izinlerin hukukuyla bağdaşmadığının altı çiziliyor.
Anayasa'nın 138. maddesinde yer alan, yasama, yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunluluğuna atıfta bulunulan kararda, "...madenin, doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemle işletilmesine izin verilmesi yolundaki işlem, kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir" denildi. Gerekçeli kararda, mahkemece atanan bilirkişinin raporunda yer alan, siyanürle altın çıkarımının çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, bölgenin deprem kuşağında olması nedeniyle atık havuzundaki zehirin toprağa ve yeraltı sularına karışması olasılığının yüksekliği ve diğer riskler de ayrıntılı bir şekilde aktarıldı.
Mahkemenin madenin çalışma iznini iptal etmesinin ardından dün akın akın Bergama'nın Narlıca köyüne çevre köylerden ve İzmir'den gelenler davullar, zurnalar ve halaylarla şenlik yaptılar. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Varlı, İzmir İl Başkanı Cabbar Demirci, il ve ilçe yöneticilerinin de katıldığı şenlikte, DİDF Temsilcisi Ali Gültekin, BES İzmir Şube Başkanı Ramis Sağlam ve BES Şube Hukuk Sekreteri ile Greenpeace gibi kurumlarda hazır bulundular. Şenlikte konuşan muhtarlar, 11 yılı aşkın bir süredir yaptıkları mücadele sonucu zafer kazandıklarını, bu zaferde payı olan herkese teşekkür ettiklerini söylediler. Muhtarlar, maden sahasından inşaat sırasında kesilen ağaçların yerine dikilerek, alanın milli park ilan edilmesini istediler. Bergama köylülerinin avukatı Senih Özay da, mahkemenin bu kararına siyasi iktidarın uyması gerektiğinin altını çizerek, "Aksi Anayasal suçtur, cezası idam gerektirir" dedi. Özay, madenin bir ay içerisinde faaliyetlerini tamamen durdurması gerektiğini belirtti. Bergama Çevre Yürütme Kurulu Başkanı Oktay Konyar, siyasi iktidarın cumhuriyetin bütün kazanımlarına saldırırken, Bergama kayasına çattığını hatırlatarak, "Eurogold, emperyalizm ülkeden kovulana kadar eve girmeyeceğiz" dedi.
Öte yandan EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Bergama köylülerine gönderdiği mesajda, Bergama köylülerinin Eurogold'a karşı mücadelede yaktığı meşalenin, ülkenin geleceğini düşünen aydınların, işçi ve emekçilerin elinde yanmaya devam ettiğini belirterek, "Bergama köylüsünün toprağının elinden alınması gibi Sümerbank işçisinin de işini elinden almak istiyorlar... Bir yanda işçi emekçiler, diğer yanda ülkeyi yağmalamaya çalışanlar. Ülkemizin yeşil dolarlarla işgal edilmesine karşı bütün işçi ve emekçiler, aydınlar, köylüler, öğrenciler tüm halk olarak sürdürdüğümüz mücadeleyi birleştirerek büyüteceğiz. Bu Kurtuluş Savaşı'ndan zaferle çıkacağız" dedi.
www.evrensel.net