İşçiler örgütlenme mücadelesini sürdürüyor

İşçiler örgütlenme mücadelesini sürdürüyor

Çiğli Organize’deki Fransız sermayeli Schneider Elektrik ve Gaziemir Serbest Bölge’deki Alman sermayeli Mahle fabrikaları son günlerde işçilerin sendikalaşma çalışmaları ile gündeme gelen fabrikalar. Bu iki fabrikada işçilerin örgütlenme mücadelesi aşağı yukarı her örgütlenme çalışmasında yaş

Emine Uyar

Schneider ve Mahle işçileri ile örgütlenmenin kendilerinde yarattığı değişiklikleri, diğer işçilerin örgütlenmesindeki çabalarını, seçim gibi ülke gündemindeki konuları görüştük.        

Schneider elektrik işçilerinden Raşit Ekin, dünya devi konumundaki Schneider’ın işçisine hak ettiği değeri vermediğini ve esnek çalışmayı yaygın bir şekilde uyguladığını belirterek, “Mesai parasını altı ayda bir onu da izin kullandırarak bize ödüyorlar. 20 yıl çalışan bir işçi 850 lira alıyor. Genç işçiler olarak bizler 20 yıl sonra geleceğimizin böyle olmasını istemediğimiz için örgütlendik. Çoğunluğu sağladık yetkiyi aldık ama süreci uzatıyorlar. Organize’de 30 bin çalışan var; bunun 4 bin kadarı sendikalı. Biz birilerine örnek olmayı da istiyoruz. Örgütlenme Komitesi olarak toplandık, neler yapabileceğimizi konuştuk. İlk olarak bir kurultay düzenleyip Organize’deki işçilere  ulaşalım, görüşelim, konuşalım istedik. Sendikalardan uzaklaşan insanları tekrar sendika düşüncesine kazanmaya çalışalım dedik. Bülten bastırmayı düşünüyoruz, 8 Mart için bir etkinlik yapacağız” dedi.

KARAMSARLIK KAYBOLDU

Yine bir Scheneider işçisi Cihan İşçi de çalışmalara ilk başladıklarındaki karamsarlığın zaman içinde kaybolduğunu, kısa bir sürede çoğunluğu sağlayıp tespit başvurusunda bulunduklarını belirterek, “Ama Türkiye’deki yasaları kimlerin çıkardığını Schneider işçisi canlı olarak gördü. İki ay içinde örgütleniyorsun yetkiyi alıyorsun ama işveren itiraz edebiliyor. Fabrikada işçi sendikası olmadığı halde 15-20 yıldır MESS üyesi. Biz itiraz edemiyoruz” diyor. İşçilerin eskisi gibi olmadığını, işverenin de artık karşısında eski işçi olmadığını bildiğini dile getiren İşçi, “Bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Ya seni beş yıldır tanıyorum. Arkandan çok şey konuştum ama şimdi sana bir şey olsa bana bir şey olur dedi.  Artık orada birer birey değiliz, 300 işçi bir aile olduk”diyor. Schneider işçisinin, önüne örgütlenme hedefi koymuş fabrikasını örgütleyecek, toplu sözleşme yapacak, organizedeki örgütsüz işçilere örnek teşkil edecek ve buradan örgütlenme faaliyeti yapacak bir pozisyona geldiğini dile getiren İşçi şunları söylüyor: “Her toplu sözleşmede karşımıza şöyle bir şey çıkacak. Bakın çevredeki fabrikalar örgütsüz. Onların aldıkları maaş şu kadar. Daha ne istiyorsunuz diyecekler. Tabii ki fabrika içindeki baskılara karşı önlem almanın ötesinde organizeyi de konuşuyoruz. Çiğli’de bir işçi Kurultay’ı çalışması var. Örgütlenme deneyimlerimizi  paylaşıyoruz. Biz örgütlü işçiler, Birleşik Metal İş ya da diğer sendikaların birer üst düzey yöneticisi gibi davranıp örgütsüz işçileri örgütlemeliyiz. Çünkü, örgütlenmek demek imza attım, toplu sözleşmeden yararlandım paramı aldım otururum mantığı ile bakmamak lazım. Ne kadar çok insan ne kadar çok fabrika örgütlenirse bizim refah düzeyimiz o kadar artar.”

SOSYAL HAK YOK

Mahle işçisi Ercan Çelik, hiçbir şekilde sosyal haklarının bulunmadığını istenilen kişinin istenildiği zaman işten çıkarılabildiğini anlatıyor. “Bunun dışında sendikalaşmayı patronlar genelde başkaldırış olarak görürler. “Biz örgütlendikten sonra patronlar bütün işçileri biraraya topladılar ve herkes Türk Metal Sendikasına üye olacak dediler. Madem sendika istiyorsunuz alın size sendika dediler. İki sendikayı birbirene tokuşturur gibi davranıp süreyi de uzattılar. Kendi hakkımızı aramamız davalarda 7-8 ay boyunca sudan sebeblerle dava uzatıldı. Hepimiz kazanacağımıza sonuca ulşatığımıza inanıyoruz” diyen Çelik, diğer işçilere de çocuklarının geleceği için örgütlenmeye çağırıyor.  
Mahle İşyeri Temsilcisi Hakan Seymen de, diğer sendikanın mahkemeyi bilerek oyaladığını oraya üye olan işçilerin de mağdur olduğunu dile getiriyor.

Gülizar Çakaloğlu 15 yıllık Schneider işçisi. Eşi de Schneider’da çalışıyor. Her yıl sonunda işten çıkarmaların gündeme geldiğini ve genellikle karı-koca çalışanlardan birinin işten çıkarıldığını belirtiyor. Geleceği göremediği, bir plan proje yapamadığı için örgütlenme yolunu seçmiş. “Şimdi de bizi çıkışla tehdit ediyorlar. Yine edecekler. Çıksak da alacağımız para zaten 750 lira. Bizim için bir şey değişmeyecek. Çalışmak siteyene iş olduğuna inanıyorum” diyerek örgütlenmek isteyenlerin bundan korkmaması gerektiğini belirtiyor. (İzmir/EVRENSEL)


İŞÇİLERiN SEÇiMDEN BEKLENTİSİ DAHA İYİ KOŞULLAR 

Sendikalaşmanın önündeki engelleri yaşayarak gördüklerini dile getiren işçiler, “Hükümet sendikalaşmak anayasal haktır” diyor. Sendikalaşabiliyoruz ama işten çıkarmalar rahatlıkla yapılıyor. Bunların giderilmesini istiyoruz” diyorlar. Yüzde 51 çoğunluğun yüksek olduğunu ifade eden işçiler, aşağıya çekilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Mahle işçisi Adnan Togay, Anayasada tam anlamıyla eşitlik ilkesinin sağlanması gerektiğini,  işçilerin ve tüm emekçi insanların yaşam standartlarının açlık seviyesinden yurakıya çekilmesi gerektiğini belirtiyor.   Ercan Çelik de 677 lira ücret aldığını ve bir kez hastaneye gidip gelmesinin kendisine 50 liraya mal olduğunu ifade ederek, “Ögrütlenme hakkı var ama pek çok yasal boşluk var. Bunların giderilmesi gerekiyor. Halkın yüzde 90’ı işçi. Türkiye adına yapılabilecek en iyi adımlardan biri bu diyor.

Yine Cihan İşçi, Torba Yasa örneğini vererek, “Hükümet tekrar seçilirse, yeni anayasada bizi bekleyen tehlikeler ortada. Sendikaların örgütlü gücü daha çok artarsa, baskı mekanizması uygulanırsa bunlar engellenir. Asgari ücret tek kişi üzerinden değerlendiriliyor. Dört kişi olması lazım. Vergi muafiyeti olması, taşeron çalışmanın yasaklanması, sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması gerekir” diyerek yeni anayasdan beklentilerini dile getiriyor.

www.evrensel.net