İşçinin sağlıksızlığı

   sermayeye yarıyor

İşçinin sağlıksızlığı sermayeye yarıyor
Nur Karabacak
Türkiye'de sermayenin at koştuğu bir ortamda işsizlik, düzensiz çalışma, fazla mesai, sendikasızlaşma artıp, ücretler düşerken, işçi sağlığı ve iş güvenliği de hep es geçilen bir konu oluyor. İşçi sağlığı ve mesleki hastalıklar ile ilgili çok sayıda yasa olmasına rağmen bu yasalar yeterince işlemiyor. Binlerce insanın sakat kalmasına, geri dönüşü olmayan rahatsızlıklara neden olan iş kazaları ve meslek hastalıkları ise gündelik bir olay gibi karşılanıyor.
Konuyla ilgili birçok ülkeye göre çok fazla sayıda düzenlemeye sahip olan Türkiye, iş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada ikinci sırada. Ancak bu kazalarda her seferinde mutlaka kazayı yaşayan işçi sorumlu tutuluyor. Bu konudaki yasa ve yönetmelikler yeterince işlemediği gibi, bu alanda kamusal denetim de yok denecek kadar az. Maliyet gerekçesi ile gerekli önlemleri almayan patronların sorumluluğu ise tartışma konusu bile olmuyor.
Türk Tabibler Birliği (TTB) yayını olan Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergisinin editörü ve işyeri hekimi Dr. Levent Koşar, sağlığın altyapısının yavaş yavaş yok edildiğini belirterek, ancak bu konunun Türkiye'de ilgili taraflarca yeterince önemsenmediğini söyledi. Türkiye'de bu konu ile ilgili yasaların işlememe nedenini ise, Çalışma Bakanlığı'nın yeterince denetim yapmamasına bağlayan Koşar, "Bakanlık, yeterince denetim yapmaması bir yana, mevcut denetim mekanizmasını da özel sektöre devretmek istiyor. Çalışma Bakanlığı'nın böyle bir çalışması var, devlet olarak bari denetimci ol, denetimi yapacak kadroları zaten konunun uzmanı değil. Alanın boşlukları çok fazla, bu boşluklar üzerinden sermaye kendini zenginleştiriyor. Bunu işçi üzerinden yapıyor" dedi.
Koşar, sendikaların ise hayatta kalma mücadelesi verdiği bir ortamda işçi sağlığı konusuna eğilemediğini dile getirerek, "Aslında sendikalar için de arka planda kalması çok doğal.
Sendikasızlaştırma oranı yüzde 70'leri vurmuş. Toplam kalite ve esneklik ile işçiler işten çıkartılıyor. Hükümetler genelde işveren örgütleri ile birlikte hareket ediyor. Sendikalar yalnızlaşıyor. Toplusözleşmelerde bu konu ya hiç yok ya da mevzuatın tekrarlanması şeklinde var" diye konuştu.
Boşlukları sermaye kullanıyor
Patronların ise işe tilkinin tavuğa baktığı gibi baktığını ifade eden Koşar, tüm bu boşlukların sermaye tarafından kullanıldığını kaydetti. Koşar, yasaya göre 50'nin üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu olduğunu belirterek, "Oysa, Türkiye'deki iş kazalarının yüzde 70'i 50'nin altında işçi çalıştıran işyerlerinde oluyor. İşyerlerinin yüzde 90'nından fazlası da 50'nin altında işçi çalıştırıyor. Yani yasanın bir anlamı yok" dedi. Koşar, Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi'nin de bu alan ile ilgili çalışmaları bir çatı altında toplamak ve konunun tarafları olan sendikalar, işyeri hekimleri, işçiler ve mühendis odalarını bilgilendirmek için çıkarıldığını ifade etti. Derginin basit bir meslek dergisi olmadığını belirten Koşar, "Amacımız, alanın birikimlerini taraflara yaymak ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak. Herkesin bulunduğu yerde çalışmaları var, bunları bir çatı altında topluyoruz. Yıllardır, sendikaların yaptığı çalışmalar bir yerde duruyor, TTB'nin yaptığı çalışmalar bir yerde. Yazı kurulumuz, sendika temsilcilerinden, üniversite öğretim görevlilerinden, işyeri hekimlerinden oluşuyor. Amacımız bu bilgilerin paylaşımını sağlamak. İşyeri hekiminin danışacağı bir yerin olmasını istedik. Türkiye'de böyle bir dergi yok. Ancak biz buradan saçaklanma olmasını istiyoruz, yani sendikaların, üniversitelerin, mühendis odalarının, kendi ayrı dergilerini çıkarmasını istiyoruz."
www.evrensel.net