Yargıtay kararları aklama

   operasyonlarının devamı

Yargıtay kararları aklama
    operasyonlarının devamı
Jülide Kalıç
"Emniyet güçlerince muhaliflere yönelik tüm öldürme eylemlerinin dava süreçleri birbirleriyle benzer özelliklere sahip. Süreç şöyle işler: Savcılık soruşturma başlatır. Çoğu kez dava bile açılmaz. Üstü kapatılamayacak bir olay söz konusu ise ciddiyetten uzak iddialar, sevk maddeleri ve kanıtlarla dava açılma yoluna gidilir. Asla üst düzey görevliler hakkında dava açılmaz, sıradan görevliler tercih edilir. Dava başka bir ile sürgün edilir. Yargılama sırasında olaydaki gerçekleri ortaya çıkartacak kanıtlar toplanmaz. Müdahiller fazla konuşturulmaz. Sonunda karar açıklanır. Karar beraati ya da çok küçük cezaları içerir. Çünkü olayın asıl sorumlusu öldüren değil, ölendir. Karar Yargıtay tarafından onaylanır ya da sanıklar lehine bozulur. Bir aklama operasyonuna böylece son nokta konur."
Gazi katliamı davasının müdahil avukatlarından Cemal Yücel, Gazi davasının gerekçeli kararının açıklanmasının ardından davanın olabilecek sürecine ilişkin bu değerlendirmelerde bulunmuştu. Beklenilen oldu. Gazi katliamı davasında ve İstanbul'un Okmeydanı semtindeki Perpa İş Merkezi'nde 5 kişinin katledilmesiyle ilgili infaz davasında, Yücel'in dikkat çektiği dava süreçlerinin ardından Yargıtay, kararları sanık polislerin lehine bozdu. Her iki davada da sanık polislerin bir kısmına yönelik beraat kararları ise onandı.
Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995 yılında, Doğu Kıraathanesi'nin taranması sonucu Halil Kaya'nın öldürülmesi ile birlikte başlayan ve 17 kişinin polis kurşunlarıyla yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olaylarla ilgili dava, Yargıtay tarafından sanık polisler lehine bozulmuş, diğer 18 polisin beraatine ilişkin kararını temyiz eden müdahil avukatların istemi reddedildi. Böylece 18 polis hakkındaki beraat hükmü kesinleşti.
Yargıtay Perpa katliamını da akladı
Çok geçmedi, Yargıtay İstanbul'un Okmeydanı semtindeki Perpa İş Merkezi'nde bulunan bir kafeteryaya 13 Ağustos 1993 tarihinde yapılan baskında 5 kişinin (Selma Çıtak, Mehmet Salgın, Sabri Atılmış (16), Hasan Kasa ve Nabi Akyürek) öldürülmesi nedeniyle beş polise verilen hapis cezasını "beraat etmeleri" gerektiği görüşüyle bozdu. Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, kararda, "Polislerin teslim olun çağrısına karşılık maktullerin başlattığı silahlı saldırının hangi aşamada sona erdiği belirlenemediğinden, olayda savunmada aşırılığa kaçıldığı kabul edilerek, hüküm kurulması yasa ve usule aykırıdır. Polisler yasal savunma sınırları içinde görevlerini yapmışlardır" dedi. Yargıtay, dört polis hakkındaki beraat kararını ise onadı. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 21 Aralık 1999 tarihinde sonuçlanan davada, Ercüment Yılmaz, Ali Çetkin, Hasan Erdoğan ve Kadir Uçar adlı polisler olayda silah kullanmadıkları gerekçesiyle beraat etmişti. Ayhan Çarkın, Hüseyin Doğrul, Ömer Kaplan, Ayhan Özkan ve Selim Kostik'e TCY'nin "kasten adam öldürmek" suçuna ilişkin 450/5. maddesi uyarınca verilen ölüm cezası, daha sonra çeşitli gerekçelerle 3 yıl 10 ay 20'şer gün hapis cezasına indirilmişti.
'Sadece yasalar değil yargıçlar da sorumlu'
Gazi katliamı davasında, Yargıtay'ın sanık polisler Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğan hakkında verilen hapis cezalarını bozması ve 18 polisin beraatini onaması, Gazi katliamının sorumlularını aklama operasyonunun bir parçası olarak değerlendirildi. Gazi mağdurlarının avukatlarından Cemal Yücel, Yargıtay kararına "Yargı pratiği bir kez daha sınıfta kaldı" yorumunu getirdi. Gazi katliamı ile ilgili Yargıtay kararını gazetemize değerlendiren Yücel, Gazi davası sürecinde savcılığın yapması gerekenleri müdahil avukatların yaptığına dikkat çekerek, "ite kaka" davanın açılmasını sağladıklarını hatırlattı. Yargıtay kararını hiç şaşırtıcı bulmadığını ifade eden Yücel, dava ile ilgili müdahil tarafında temyize başvurduğunu ancak, temyiz nedenlerinin tamamen reddedildiğini, sanık avukatlarının temyiz talebinin ise polisler lehine bozulduğuna dikkat çekti. Yücel, bu benzeri davalarda hep aynı sonla karşılaştıklarını anımsatarak, bu tür davalarla ilgili adil kararlar verilmediğini vurguladı. Bu nedenle de katilamların ve infazların arttığına işaret eden Yücel, "Hal böyle iken ne demokrasi ne de hukuk gelişebilir" dedi. Yasaların antidemokratik olduğunu vurgulayan Yücel, sorunun hukuk sisteminden kaynaklandığını ancak, yargıçların mevcut yasalar içinde de adil kararlar alabilmek için çaba sarf etmesinin önemli olduğunu söyledi. "Hiçbir yasa hedef gözeterek öldür demez. Öldürme yetkisinin sınırsız olduğu düşünülemez. Gazi olaylarında sanık polislerin hedef gözeterek ateş ettiğini belgeleyen delillerimiz dikkate alınmadı. Yargıçlar, polislere 'Yasa size silah kullanma yetkisi tanıyor ancak bu kadar da değil' demeliydi. Bu nedenle yargıçlar da kararların sorumluluğu altındadır" diye konuştu.
Gazi davası AİHM'i bekliyor
Davayı AİHM'ye taşıdıklarını belirten Yücel, AİHM'de görülecek duruşmayı beklediklerini duyurdu. Gazi katilamı ile ilgili yeniden başlayacak dava sürecinden umutlu olmadıklarını bu nedenle de mağdur ailelerin ve müdahil avukatların yeni dava sürecini takip etmeme eğiliminde olduğunu belirten Yücel, AİHM'de başlayacak olan dava ile ilgili tarafların ifadelerinin alındığını kaydetti.
www.evrensel.net