RTÜK Yasası

RTÜK Yasası'nı iade etti

Sezer, kamu yararıyla bağdaşmayan, demokratik geleneklere, temel hak ve özgürlüklere, hukuka ve anayasal ilkelere uygun düşmeyen kurallar içerdiğini ifade ederek, kanunu yayımlamayı uygun görmediğini kaydetti.

RTÜK Yasası'nı iade etti
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 4676 sayılı "Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u bir kez daha görüşülmek üzere TBMM Başkanlığı'na geri gönderdi. Sezer, 16 sayfalık iade gerekçesinde, uygulanacak para cezaları, üye seçimi, Üst Kurul'un Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'na bağlanması, para cezası ile bu cezaların uygulanmasını gerektiren eylemler arasındaki oransızlık, cezaların alt ve üst sınırları arasındaki dengesiz farklılık, izlenme oranı, tekelleşme, internet yayıncılığı gibi konulara yer verdi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Sezer, 16 sayfalık iade gerekçesinde, 4676 sayılı yasanın 2. maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa'nın 4. maddesinde, radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkelerine yer verildiğini anımsattı. Maddede öngörülen yasaklara aykırı eylemlerin para cezaları ile cezalandırıldığını belirten Sezer, şunları kaydetti:
"Cezaların idari para cezası niteliğini taşıması, özgürlüğü bağlayıcı cezaya çevrilme olanağı bulunmaması ayrık tutulursa, yüksek tutarlara erişen bu tür cezaların yargı organlarınca hükmolunan para cezalarıyla benzer sonuç ve etkiler yaratacağı kuşkusuz olduğuna göre, Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin esasların ve ceza hukukunun genel ilkelerinin maddenin düzenlenmesinde dikkate alınması gerekir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunsuz suç ve ceza olamayacağı' kuralının bir gereği olarak, ceza alanında yapılan düzenlemelerde yasakların ve ceza gerektiren eylemlerin öğelerinin açık ve kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmesi zorunludur. Oysa, maddedeki kimi yasaklar açıkça tanımlanmamış, içeriği tartışmalı genel kavramlar ile yetinilmiştir. Belirgin ve nesnel olmayan ilkelere uyulması zorunluluğu, yayın kuruluşlarında tedirginlik yaratacak, radyo ve televizyonların doğru ve yansız yayın yapmaları, yurt ve dünya gerçeklerinin halka duyurulmasına engel oluşturacaktır. Böylece toplumun doğru ve yansız haber alma hakkı zedelenecektir".
Üst Kurul üyeleri
Yasanın 3. maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı yasanın 6. maddesinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyelerinin niteliklerine ilişkin değişikliği eleştiren Sezer, yeni metindeki 'mesleki açıdan yeterli bilgiye ve deneyime sahip olma' koşulunun, önceki metinde öngörülen niteliklere göre yetersiz olduğunu vurguladı.
Sezer, yasada Üst Kurul üyelerinden beşinin, TBMM Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda siyasi parti gruplarınca önerileceği ve TBMM Genel Kurulu'nca seçileceği yönündeki hükme ilişkin de, "Bu yöntemle yapılan seçimlerde, genellikle siyasi kimliği olanların yeğlendiği bilinen bir gerçektir" dedi.
'Denetlemeyi Sayıştay yapmalı'
Yasa'nın 5. maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı yasanın 9. maddesinin son fıkrasında, Üst Kurul'un, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetimine bağlı olduğunun belirtildiğini de anımsatan Sezer, "Özerk ve yansız bir kamu tüzel kişiliğinin Başbakanlık'a bağlı Yüksek Denetleme Kurulu'nca denetlenmesi, 'tarafsızlık' niteliği ile bağdaşmamaktadır. Üst Kurul'un denetlenmesi görev ve yetkisinin, bağımsız bir Yüksek Denetleme Organı olan Sayıştay'a verilmesi, Üst Kurul'un 'özerk ve tarafsız' yapısına daha uygun düşecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer, RTÜK'ün gelirleri arasında gösterilen idari para cezalarının, RTÜK tarafından verildiğini belirterek, "Bu durum, Üst Kurul'un idari para cezası verirken yanlı ve keyfi davranabileceği kuşkusuna neden olabilecektir" uyarısında bulundu.
'Tekelleşmeyi önlemek Anayasal görev'
Sezer, RTÜK Yasası'nı iade gerekçesinde, Yasa'nın medya alanında tekelleşme ve kartelleşmeyi dolaylı olarak olanaklı kılacak nitelikte olduğunu da belirtti. Anayasa'nın 167. maddesinde, "devletin tekelleşme ve kartelleşmeyi önleyeceği"nin belirtildiğini anımsatan Sezer, iade gerekçesinde, "Anayasa'nın anılan kuralı ile devlete tekelleşme ve kartelleşmeyi engelleyici önlemleri alma görevi verilmiştir. 4676 sayılı Yasa ile yapılan ve yukarıda belirtilen düzenlemelerle tekelleşme ve kartelleşmenin önlenmesi olanaksızdır. Düzenlemeler, tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek bir yana dolaylı olarak olanaklı kılacak niteliktedir" dedi.
Basın özgürlüğünün, kamu güçleri karşısında olduğu kadar özel güçlere karşı da korunması gerektiğini belirten Sezer, bu bağlamda, medya tekelinin oluşmasına karşı gerçek sınırlamalar koymanın devlete düşen bir ödev olduğunu; bağımsız ve tarafsız yayıncılığın sürdürülebilmesi için alınacak önlemler de bu ödev kapsamında olduğunu dile getirdi.
Sezer, bir gerçek ya da tüzel kişiye ya da sermaye grubuna bir radyo-televizyon kuruluşunun tümüne ya da birden çok radyo-televizyon kuruluşuna sahip olabilme olanağının yaratılmasının yanı sıra bu kişi ya da sermaye grubuna kamu ihalelerine girebilme ve menkul kıymetler borsalarında işlem yapabilme hakkının verilmesinin de, medya gücünün kullanılarak ihalelerde haksız rekabete, borsada çeşitli işlem oyunları yapılmasına neden olabileceğini vurguladı.
Sezer, RTÜK Yasası'nı iade gerekçesinde, internet yayıncılığına ilişkin ilkelerin ve öteki düzenlemelerin özel bir yasa ile yapılmasının en doğru yol olacağını belirtti.
Sezer, Basın Yasası'nda yapılan değişiklik ile cevap ve düzeltme hakkına aykırı davrananlara verilen cezaların bir ile 50 milyon kat arasında artırılması ve sorumlu müdürlerin cezalarının ertelenmemesi kararını da eleştirerek, cezadan para cezasına çevrilen cezalarının ertelenmeyeceğinin öngörüldüğünü vurguladı.
"İki gazeteyi gününde cumhuriyet savcılığına ve/veya mülki amirliğe teslim etmeyen 'tabi'ye yüz milyar liraya kadar ağır para cezası öngörülmüştür" diyen Sezer, şöyle devam etti: "Demokratik bir toplumda, basına ilişkin kimi biçimsel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ya da yerine getirilmekte gecikilmesi basın kuruluşunun yayından çekilmesi sonucunu doğuracak yaptırımlara layık görülmemelidir. Basın Yasası'nda yapılan bu değişiklikler, öngörülen para cezaları nedeniyle haber, düşünce ve kanaatlerin özgürce yayınlanmasını ve basın işletmelerinin yaşamını sürdürmesini engelleyecektir".
www.evrensel.net