Barikatın diğer yanında 15-16 Haziran

Barikatın diğer yanında 15-16 Haziran

16 Haziran 1970 Salı günü Kurbağalıdere Köprüsü'nde işçilere ateş etmeyen teğmen Atilla Özsever, işçi sınıfıyla ilk sıcak temasını anlattı. Atilla Teğmen'in o gün başlayan teması hiç bitmedi. Gazeteci oldu ve haberleriyle sürdü.

Barikatın diğer yanında 15-16 Haziran
Nazım Alpman
Atilla Özsever, 15-16 Haziran olayları sırasında Kartal Maltepe 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı Piyade Taburu'nda takım komutanıydı. Özsever, 1967'de Kara Harp Okulu'ndan piyade asteğmen olarak mezun olmuş, 1968'de de teğmen rütbesiyle Maltepe'deki birliğine atanmıştı. Atilla Özsever 15-16 Haziran eylemi sırasında Fenerbahçe Stadı'nın karşısındaki küçük köprü üzerinde barikat kuran askeri birliğin komutanı. Otosan fabrikası işçileri ile karşı karşıya gelindiğinde 1. Ordu Kurmay Başkanı General Vahit Güneri'nin "ateş" emrini uygulamayan genç subay... Atilla Özsever ile 15-16 Haziran'ın "en sıcak" noktasını konuştuk:
- Ordu'da olası işçi eylemleri için hazırlık var mıydı?
Vardı. Bize manevra mermileriyle birlikte gerçek mermiler de dağıtılmıştı. Birliğin dışında araziye çıkmış ordugâh düzeni kurmuştuk.
- İşçilerle ilk temasınız nasıl oldu?
15 Haziran öğle üzeri tugayın nizamiyesinde sivil polisler yürüyüş yapan işçilerden birini yakalamışlar. Üst düzey bir sivil işçinin iki yakasını tutmuş "Nerede ulan rubleler? Stalin'in verdiği rubleler..." diye kendinden geçmiş biçimde haykırıyordu.
Atilla Özsever yukarıda aktardıklarına 15 Haziran öğleden sonra göreve giderken tanık oluyor. İstikâmeti Kartal Maltepe'deki Haymak fabrikası... Haymak dışardan gelen işçiler tarafından işgal ediliyor. Fabrikanın ortakları arasında dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel de var.
- İşçiler sizi nasıl karşıladılar?

Önce sevgi gösterileri yaptılar. 'İşçi ordu el ele' falan... Fakat fabrikanın etrafını çevirmeye başlayınca dostluk sloganları kesildi. Bir işçi benim bulunduğum kariyerin üzerine fırladı, göğsünü açarak 'Vurun, beni de vurun' diye bağırmaya başladı.
- Siz ne yaptınız?
Sakin olmasını söyledim. Niye eylem yaptıklarını bildiğimizi anlattım. Araçtan indi.
15 Haziran gecesi Atilla Teğmen, ertesi gün de olayların devam edeceğini tahmin ederek emrindeki askerleri topluyor. Arazide çadırların arasında "Bugün yaşadığımız olaylar.." diyerek anlatmaya başlıyor: "Siz de yarın terhis olduğunuzda bugün gördüğümüz işçilerin arasında olacaksınız. Direniş yapan işçilerin sendikaları kapatılmak isteniyor. Onlar da sendikalarına sahip çıkıyorlar. Yarın emirler doğrultusunda müdahale edebiliriz. İşçileri 'düşman' gibi görmeyin."
-Neden böyle bir şeye gerek gördünüz?
Müdahale olursa sert davranmasınlar istiyordum. Biz de sert karşılık almayalım. Çatışma çıkmasın... Böyle düşünüyordum.
16 Haziran sabahı
16 Haziran sabahı gelen bir emirle Atilla Teğmen'in bölüğü doğrudan 1. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı General Vahit Güneri'nin komutasına veriliyor. O günün ilk saatlerini Özsever şöyle anlatıyor: "Bizim bölük 14 kariyerle Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda üslendi. İki kariyerle çapraz olarak köprüyü kestik."
-Niye oraya gittiniz ki? İşçiler bugün E-5 olarak bilinen Ankara Asfaltı'ndan yürümüyorlar mıydı?
İzmit ve Gebze yönünden gelen işçilerin yolu bizim Maltepe'teki 2. Zırhlı Tugay önünde kesilmiş, yürüyüş kolu Bağdat Caddesi'ne doğru çevrilmişti. Bu kasıtlı mı yapılmıştı, yoksa bilinçsizce mi bilemiyorum. Çünkü işçiler öfkeliydi, Bağdat Caddesi de İstanbul'un en zengin bölgeleri arasındaydı.
-Peki Bağdat Caddesi üzerinde tahribat yaptılar mı?
Yapmadılar...
16 Haziran 1970 Salı günü öğle saatlerinde işçiler Atilla Teğmen'in Kurbağalıdere Köprüsü üzerine kurduğu barikata dayanıyorlar. Kurmay Başkanı Vahit Güneri Paşa arkada, emir subayı aracılığıyla Teğmen Atilla Özsever'le irtibat sağlıyor.
- Köprünün üzerini anlatır mısınız?

Zaten küçük bir köprü, iki kariyerle kestim. Önüne askerleri dizdim. Askerler gergindi. Benim de çok rahat olduğum söylenemez tabii. Henüz 21-22 yaşlarındayım.
- İşçiler nereye gitmek istiyorlardı?
Kadıköy'e inip oradan vapurlarla karşıya geçmek, Avrupa yakasındaki işçilerle birleşmek istiyorlardı. Yaklaşmaya başladıklarında emir subayı geldi, 'Teğmen manevra mermilerini dağıt' dedi. Ben "Mermileri hangi kariyere koyduğumu bulamıyorum" diyerek geçiştirdim. Fakat kısa bir süre sonra emir subayı tekrar geldi ve bu sefer kesin bir dille, "Teğmen mermileri dağıt ve hemen ateş et, işçiler çok yaklaştı" dedi. Ama ben bir türlü mermi sandığını hangi kariyere koyduğumu hatırlayamadım!!!
- Ne oldu?
İşçiler gelip bizim barikatı 'dostça yardılar' kariyerlerin üzerinden atlayıp yollarına devam ettiler.
- Peki hiç pişman olmadınız mı, görev ihmali falan?
Hayır. Çünkü manevra mermisi kullansaydık işçiler bunun hakiki mi yoksa manevra mı olduğunu anlayamazlardı. Çok büyük bir çatışma içine düşebilirdik. Sağduyulu bir güvenlik görevlisi benim yaptığımı yapardı. Nitekim benim bulunduğum bölgede kimsenin burnu kanamadı. Bu sonuç da doğru yaptığımın bir kanıtı değil mi?
- İşçi sınıfıyla ilk temasınız mıydı?
Evet işçilerle ilk kez bu kadar yakın oluyordum. Bu olaydan sonra işçi sınıfı üzerine düşünüp okumaya hız verdim.
Cezaevinden gazeteciliğe
Atilla Özsever, bu olaydan sonra Tatvan'a tayin edildi. Daha sonra 12 Mart'ın hışmından o da nasibini aldı. 1972'de ordudan çıkarıldı. Siyasi düşünceleri nedeniyle hapse atıldı. 1974'te de Af Yasası'yla cezaevinden çıktı. İktisat dalında yüksek lisans yaptı. Atilla Teğmen'in, haziranda Kurbağalıdere Köprüsü üzerinde işçilerle başlayan "sıcak teması" hayatı boyunca bir daha hiç kopmadı.
Önce Yol-İş'de basın danışmanı olarak çalıştı. Sonra basın emekçisi olarak uzun yıllar aynı rotadan sapmadan yürüdü. Sırasıyla Hürriyet, Söz, Milliyet, Günaydın, Sabah ve yeniden Milliyet gazetelerinde "Emek ve İnsan" adlı köşeler yaptı. İşçi sendika sayfaları, haberleri hazırladı.
Atilla Özsever, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde, Maltepe Üniversitesi'nde ve Akademi İstanbul'da gazetecilik dersleri veriyor.
(BİA)
www.evrensel.net