'Milli gelir' aldatmacası

Milli gelir istatistiklerine göre 'gelişen' ülkelerde gerçekte korkunç bir yoksulluk yaşanıyor. Bunlar istatistiklere yansımıyor, istatistikler 'büyüme' ve 'milli gelir' rakamları ile ilgileniyor.

'Milli gelir' aldatmacası
Burjuva iktisatçıların, rakamlarla oynayarak küreselleşme süreci ile ilgili olarak çizdiği parlak tablolara rağmen, dünyanın en yoksul ülkelerinin ekonomik durumu giderek kötüye gidiyor. İngiltere Kraliyet İktisat Topluluğu'nun eski başkanı tarafından yapılan bir araştırma, azgelişmiş ülkelerin içinde bulunduğu korkunç durumu ortaya koydu. Halen Cambridge Üniversitesi'nde çalışan Partha Dasgupta, hazırladığı raporda, sınıfsal ve bölgesel farklılıkları silikleştiren "milli gelir" kavramını da sert bir dille eleştirdi.
Yoksulluk azalmıyor, artıyor
Dasgupta'nın raporunun en önemli niteliği ise, son dönemde revaçta olan "yoksullaşma eğiliminin azalma gösterdiği" yönündeki iddiayı çürütmesi. Araştırmaya göre; dünya nüfusunun üçte birini barındıran Hindistan ve çevresi ile Orta-Alt Afrika bölgesi, son onyıllarda büyük bir yoksullaşmaya uğradı. Oysa milli gelir ve İnsan Kalkınma Endeksi hesaplamalarına göre, bu bölgelerde refah "göreli bir düzelme" içindeydi. Bu iddia nedeniyle, bu bölgelere yapılan insani yardımlarda azalma görülmüştü.
Gelecek hesaba katılmıyor
Devletler, kalkınma örgütleri ve Dünya Bankası, "milli gelir"i, verili bir ülkenin ekonomisinin büyüme oranını saptamak için kullanıyor. "Ekonominin sağladığı tüm mal ve hizmetlerin parasal ifadesi" olarak tanımlanan milli gelir, doğal kaynakların tahribatı gibi hayati faktörleri hiç hesaba katmıyor. Örneğin, bir ülkede elmas ticaretinin hacmi artıyorsa, milli gelir rakamı da artıyor. Bu da ülkenin "geliştiği" yönünde bir gösterge sayılıyor. Oysa aynı ülkenin elmas madenleri birkaç yıl içinde tükenecekse, durumun çok daha kötüye gideceği ortada.
Raporda bu konuda, "Milli gelir, tanımı gereği, sermaye varlıklarının tükenişine duyarsızdır. Bunlar arasında doğal sermaye de var. Sonuçta, umutsuz bir biçimde yanlış yönlendirilebiliriz" deniliyor. İktisatçı Dasgupta, "Milli gelir, geleceği hiç hesaba katmıyor" yorumunu yapıyor.
Kişi başına refah ne durumda?
Dasgupta'nın, doğal kaynakları da hesaba katan araştırmasında, birçok yoksul ülkenin durumunun, Dünya Bankası verilerinin aksine, daha da kötüye gittiği görülüyor. Bölge ülkelerinde nispeten iyileşen tek ekonomi, Çin. Araştırma; orman, su, petrol, deniz ürünleri, toprak ve madenlerin tükenmesinin, gelecek nesillerin yaşamı üzerinde olumsuz etkide bulunacağını gösteriyor.
DB ve IMF yöntemlerine meydan okuyan araştırma, "milli gelir" yerine, doğal sermayenin tükenişini de hesaba katan "kişi başına refah" kavramını alternatif olarak sunuyor. Bu kavramın kullanılması ile; Orta-Alt Afrika, Bangladeş, Nepal, Hindistan ve Pakistan'ın, büyük bir hızla yoksulluk ve sefalete sürüklendiği görülüyor. Örneğin, Pakistan'ın milli geliri, istikrarlı bir biçimde, yılda yüzde 2.7 oranında artıyor. Buradan yola çıkılarak, ülkede yaşam standartlarının 1965-1996 arasında "iki kat iyileştiği" hesaplanıyor. Oysa "kişi başına refah" hesaplamaları, aynı dönemde yaşam standartlarının yarı yarıya düştüğünü gözler önüne seriyor.
'Reform'ların etkisi
Partha Dasgupta, IMF ve Dünya Bankası'nın "yapısal reform" programlarının, doğal kaynakların tükenişinde önemli rol oynadığını kaydediyor. Sermayeye konulan vergilerin azaltılması, yoksul kesimlerin sübvanse edilmesinin sona erdirilmesi, bu ülkelerde doğal kaynaklara aşırı yüklenilmesi sonucunu doğuruyor. IMF reçetelerinin kurbanı olan bazı ülkelerde, kereste ihracatının aşırı miktarda yükselmesi nedeniyle, ormanlar yok oluyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net