Siyasi tutuklulara af engeli AİHM

Siyasi tutuklulara af engeli AİHM'de

Şartlı Salıverme Yasası'ndan yararlanmaları önünde Anayasal herhangi bir engel bulunmadığı halde Anayasa Mahkemesi'ne gidemeyen siyasi tutuklu ve hükümlüler, AİHM'ye başvurdu.

Siyasi tutuklulara af engeli AİHM'de
Hacer Yücel
Şartlı Salıverme, Ceza ve Davaların Ertelenmesi Yasası'ndan yararlanmaları önünde Anayasal hiçbir engel bulunmadığı halde bu yasadan yararlanamayan siyasi tutuklu ve hükümlüler belli kategorideki suçlulara ayrımcılık yapıldığı ve bunun bir devlet politikası haline geldiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne başvurdu. Başvuruları gazetemize değerlendiren Avukat Şerif Yılmaz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin 5, 13 ve 14'üncü maddelerine göre yapılan bu başvuruların nasıl sonuçlanacağının şimdiden bilinemeyeceğini ancak Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (AİHK)'nun bir kararında devletlerin belirli suçlarla ilgili cezaların tayini konusunda yerleşik ayrımcı politikaları tartışma konusu yaptığını söyledi.
Tartışmalarla çıktı
Başbakan Bülent Ecevit'in başbakanlığını yaptığı 56. hükümet, döneminde DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit tarafından "Kader kurbanlarına af" adı altında ortaya atılan af yasası iki yılı aşkın bir süre toplumun her kademesindeki insanlar tarafından tartışıldı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer tarafından da eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle veto edildi. Koalisyon ortakları arasında da tartışma konusu olan af yasası, Sezer'in vetosundan sonra noktası virgülü değiştirilmeden Cumhurbaşkanı Sezer'e tekrar gönderdi. Çankaya'ya ikinci defa gelen ve Cumhurbaşkanı Sezer'in onaylamak zorunda kaldığı af yasasına göre "devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile cumhurbaşkanına fiile tecavüz, ırza geçme, kötü muamele, çete kurma, rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti, tehdit, yolsuzluk" bu yasada öngörülen indirimin dışında tutuldu. Ancak yasanın af kapsamına almadığı TCK'nın "Memurun, sanığın cürüm söyletmek için işkence ve kötü muamele yapmasını" düzenleyen 243. maddesi ile ırza geçme, kötü muamele, çete kurma, rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti, tehdit, yolsuzluk" gibi suçlar Anayasa Mahkemesi'nde tartışılacak ve büyük ihtimalle "eşitlik" ilkesi gereği af kapsamına alınacak. Öte yandan siyasi tutuklu ve hükümlülerin başvuruları ise DGM'leri aşıp Anayasa Mahkemesi'ne gidemedi. Edirne Ağır Ceza Mahkemesi'nin "infaz yeri mahkemesi" sıfatıyla yaptığı başvuruyu Anayasa Mahkemesi, "mahkemenin yetkisiz olduğu" gerekçesiyle reddetti. DGM'ler de yasalara aykırı bir şekilde ve "emir almışçasına" başvuruları "ciddi bulmadı" ve geri çevirdi. Bunun üzerine siyasi tutuklu ve hükümlülerin avukatları AİHM'ne başvurdu.
Siyasi ayrımcılık her kademede
Konu hakkında konuştuğumuz Avukat Şerif Yılmaz, kanun koyucunun çıkardığı Şartlı Salıverme Yasası'nında bu ayrımcılık politikası üzerinde şekillendiğini ve mahkemelerin özellikle de DGM'nin siyasi tutuklu ve hükümlülerin af yasasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuruları Anayasa Mahkemesi'ne göndermeyerek bu ayrımcı politikasını sürdürdüğünü söyledi. Yılmaz, ayrımcılık politikasının siyasi tutuklu ve hükümlülerin yargılandığı ceza maddelerinden, yargılandıkları mahkemenin türüne ve cezanın infaz ediliş şekline kadar uzandığını da sözlerine ekledi.
AİHM'de ayrımcılık tartışılacak
Af kanunu üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu devletin ayrımcı bir politika izlendiği sonucuna vardıklarını dile getiren Yılmaz, AİHM'nin bunu böyle göremeyebileceğini kaydetti. Yılmaz, Türkiye'nin bu başvuru karşısında "Sağcı, solcu ayırımı yapmaksızın bunlara aynı cezayı veriyoruz" diyebileceğine de dikkati çekti. AİHM'nin bu konuda köklü içtihatları bulunmadığını kaydeden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, İngiltere'ye karşı 13 Ekim 1986 yılında Robert B. Nelson tarafından açılan dava da 'Usule uygun bir yargılama sonunda verilen cezanın uzunluğu esas itibariyle sözleşmeyi ilgilendirmez. Ancak cezaların tayininde devletin yerleşmiş, yerleşik ayrımcı politikaları var ise tartışma konusu olabilir' şeklinde bir karar verdi. AİHM'nin burada ortaya koyduğu prensip bize şu gösteriyor. Eğer devlet tam da bu sözü edilen şekilde belirli kişilere karşı yerleşik ayrımcı politikalar güdüyorsa cezaların uzunluğu, kısalığı ile ilgili bir ayrımcı tavır içinde ise o zaman tartışma konusu olur."
Türkiye'de böyle bir ihlalin olduğu görüşünde olduklarını yineleyen Yılmaz, davası süren şahıslar için olduğu kadar davası biten şahıslar içinde böyle bir durumun söz konusu olabileceğini kaydetti. Bu yasayla sözleşmenin "özgürlük ve kişi güvenliği hakkı"nı düzenleyen 5. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlal edilme olasılığının bulunduğunu dile getiren Yılmaz, sözleşmenin ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesinin 5. maddede anılan özgürlük hakkı dahil, sözleşme tarafından teminat altına alınmış hakların kullanımında her türlü ayrımcılığı yasakladığını kaydetti. Kanun koyucunun kanunun çıkarırken takındığı ayrımcı tavrı daha sonra siyasi tutuklu ve hükümlülerin başvurularını Anayasa Mahkemesi'ne yollamayarak mahkemelerin yaptığını söyleyen Yılmaz, bunun da AİHM'de tartışma konusu olabileceğini anlattı.
AİHS ihlal ediliyor
AİHM'ne başvurmaya başlayan avukatlar ise başvurularında 4616 Sayılı Yasayı ayrıntılı olarak anlatarak, bu yasa ile AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)'nin 5., 6., 13. ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini kanaatine vardıklarını dile getiriyorlar. Avukatlar, sözleşmeye aykırı bu durumun ortadan kaldırılmasını ve başvurucunun bu uygulama nedeniyle karşılaştığı maddi ve manevi zararın giderilmesini istediler.
www.evrensel.net