Trol ve sonrası

Ticari amaçlı trol avcılığının okyanus yaşamını ve geleneksel balık avcılığını tehdit etmesine dikkat çeken Tuzak filmi, aynı zamanda değişen avlanma tekniği ve para kazanma hırsının insani değerleri nasıl yok ettiğini de anlatıyor.

Trol ve sonrası
- Balıklar boğulmaz değil mi?
Küçükken adaya bırakılan Maira'nın bu sözleriyle başlayan öykü, Peru'da geleneksel bir balıkçı köyü olan Nero'da geçiyor. Maria büyümüş ve şimdi kocasıyla birlikte balıkçılık yapmaya başlamıştır. Küçük yelkenli tekneleriyle okyanusa açılan ve ekmeğini denizde arayan bu mütevazi insanların geçimini trol tehdit etmektedir.
- Küçük balıkları denize at. Yoksa yakında hiç balık kalmayacak Okyanusa kurban verilmiş balıkçıların ruhları da aynı şeyi söylemektedir. Onların sesine tercüman olan Maria;
- Boğulmuş ölüler seni lanetliyor
der. Karısının bu sözlerine kulak asmayan Juan'ın aklı ise daha çok para kazanmaktadır. Gün doğmadan balığa çıkan deniz emekçilerinin arkasından bakan diğer balıkçı karıları gibi Maria da karada kalacaktır artık. Çünkü bir bebek beklemektedir.
- Güneş erkektir, ay kadın. Erkek güne hükmeder, kadın geceye. Balıkçı karısının kaderidir bu.
Çoktan eve demir atmış kayınvalide Dona Emilia'nın bu sözleri bile M
aria'nın yüreğini rahatlatamaz. Maria'nın içindeki huzursuzluk giderek artmaktadır. Denizden çıkan bir kız hayali gördüğünde kötü şeylerin olacağını anlar. Maria sezgilerinde haklıdır. Hava bozar. Kadınlar denizin öfkesinin dinmesi için dua ederlerken, Juan'ın teknesi fırtınada zor durumdadır. Ve deniz açtır...
Maria'nın manevi babası Don Pedro tekneden düşerek dalgaların arasında kaybolur. Kurbanını alan deniz sakinleştiğinde acı haber tüm köye yayılır. Ama anneler denize çocuğunu vermeye alışkındır. Tüm bu olanlara rağmen Juan'ın aklı hep trol'dedir;
- Gidip şu trole bende kaydolacağım
- Aç gözlü balıkçı kendi ağına yakalanır.
- Eski tarz balıkçılıktan bıktım.
- Ben ve martılar artık sana yetmiyor muyuz?
- Ticari balıkçılık yapmak istiyorum.
- Ben kendi şansıma bel bağlarım. Bir patrondan emir almam.
- Bu işte çok para var.
- Ticari balıkçılık elimizdeki herşeyi alıyor. Erkekler ayyaş olarak dönüyor. Çocuklarına bakmıyorlar.
Juan çok sevdiği karısına hayatında ilk defa vurur...
- Neden düşler yok olup gidiyor Juan?
Kocasındaki değişimi kabul etmek istemeyen Maria Bunalıma girer.
- Ne yaptım ben sana?
- Sen de onlardan biri oldun...
Juan trolcuların arasına katılır. Genç kadın artık merak ve endişe içinde kocasını beklemeye başlar. 4 ay geçmiştir. Maria'nın hamileliği ilerler ama Juan hala ortalarda yoktur. Denizin aldıklarına akıl sormak için salıyla tek başına denize açılan çaresiz kadın balık tutmaya çalışır. Bu yetim, bu denizin çocuğu için balığa çıkmamak ölüm demektir.
- Liman onu yutacak. Açık denizde balığa çıkıp beni trol ağlarıyla aldatıyor.
Deliliğin kızkardeşi olan yalnızlık her geçen gün Maria'nın aklını kemirmektedir. Çocuğunu denizde doğurur. Trolcuların limanına kocasını bulmaya giden Maria'nın tüm çabaları boşunadır.
Juan geri gelmeyecektir...
Perulu yönetmen Marianne Eyde'nin La Carnada (Tuzak) adlı 1999 yapımı filmi, Beşinci Uluslararası Çevre Filmleri Festivali'nin uzun metraj film yarışmasında gösterime girdi. Güney Amerika'nın egzotik atmosferinde geçen ve önemli bir çevre tehdidine, trol avcılığına vurgu yapan iyi bir seyirlik.
www.evrensel.net