'Gücümüzü emeğimizden alıyoruz'

AKÇEM Tiyatrosu'nda ışıkçı ve dekorcu olarak görev alan Aynur Durmaz, tiyatroda yer alanlarların sanayi kesiminde ve diğer iş kollarında çalışan gençler olduğunu söylüyor.

'Gücümüzü emeğimizden alıyoruz'
Burak Yurdakul
Senaryo genellikle aynıdır, sabah kalk iş başı yap, günde en az dokuz-on saat çalış sonrası; ev-kahvehane-birahane üçgeni etrafında dönen bir kısır döngü... Sanayi ve diğer iş kollarında çalışan çırakların yaşantıları genelde bundan ibaret... Fakat bu senaryo Akhisar'da değişmeye başladı. Akhisar Çıraklık Eğitim Merkezi (AKÇEM) tiyatrosunda yer alan gençler bu kısırdöngünün paylaşıma ve üretime dönüşmesi için yoğun emek harcıyor. Bir araya gelerek harcadıkları emek sonucu, üç oyun sergilediler; Faruk Eren'in cezaevi anılarından "Çekiç ve Titreşim", Haldun Taner'in "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım" ve "Keşanlı Ali Destanı".
AKÇEM Tiyatrosu'nda ışıkçı ve dekorcu olarak görev alan Aynur Durmaz, tiyatroda yer alanlarların sanayi kesiminde ve diğer iş kollarında çalışan gençler olduğunu söylüyor. Durmaz, AKÇEM Tiyatrosu'nu şöyle anlatıyor; "Günün her anında emeğini ortaya sergileyen, toplumdan soyutlanmış ve sosyal yaşamdan kopma noktasına varmış gençler onlar... Ama her şeye rağmen onlar birer çocuk, onlar birer genç.. Televoleci ve telemagazinci yoz kültürün prim yaptığı bu dönemde, emekçi gençlerin, emeği ve üretimi bir kez daha paylaşmak için,kendi kişiliklerini kazanmak için bir araya geldikleri bir yer AKÇEM Tiyatrosu". Tiyatroyu oluştururken pek çok sorun yaşadıklarını anlatan Durmaz, gençlerin çalıştıkları yerden izin alıp gelmeleri büyük bir sorun olduğu için, çalışmalarını akşam saatlerinde yaptıklarını, çoğu kez aç aç çalıştıkları dahi olduğunu söylüyor. Yaşadıkları koşullar gereği, "yozlaşmış sokak kültürü"nün etkisinde olan gençlerin, insanlarla ilişki kurmakta zorlanması, lakayt davranışlar olan, saygı ve sevgiden uzak kalmışlık gibi sorunların, tiyatro sayesinde aşıldığını dile getiren Aynur Durmaz, "Kaybolmaya yüz tutmuş kişiliklerini kazanmaya başladılar" diyor.
Oyuncu Özlem Budak ise, tiyatroyu kendisini geliştirmek ve ifade edebilmek için seçtiğini söylüyor. Budak, şöyle devam ediyor: "Benim ailem ve çevremle olan yüzeysel ve düzeysiz olan ilişkilerim tiyatroyla nitelik kazandı. Bir nevi benim için bir kıvılcım oldu. Örneğin; aileme tiyatroya başlayacağımı söylediğimde 'Tiyatro da neymiş?' yaklaşımıyla karşılaştım. Tiyatro çalışmalarına gideceğimi söylediğimde bile bir şüpheyle bakıyordular bana. Fakat 7 aylık üretim sahne aldığında bana karşı olan yaklaşımları 180 derece değişti. Önemli olan çevrede varolan önyargıları doğru yargılara dönüştürebilmek. İşte bunun için tiyatro..."
Bir mucize
Elektrik tesisatçısı Evren Göllü de, AKÇEM Tiyatrosu'nda oyuncu olarak görev alıyor. Türkiye gibi bir ülkede çalışma koşullarının ortada olduğunu söyleyen Göllü, "Bizim için tiyatro ve çalışma hayatı çok zor yürüyor. Sabahın dokuzunda işbaşı yapıp akşamın dokuzundaki tiyatro çalışmasına gitmek bihayli olanaksız. Patronların tiyatroya ve sanata katkıları yok.Onların tek beklentileri bizim 24 saat çalışmamız başka bir şey değil" diyor.
Bunca zorluklara rağmen bir şeyleri kanıtlayabilmek için uğraştıklarını anlatan Göllü, yaşadıkları zorluklarla ortaya üç oyunun çıkmasını "mucize" olarak nitelendiriyor. Göllü, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Her halde biz de varolan sosyalleşme duygularının bir patlaması diyebiliriz bu çabaya.İnsanların bireyselleştirildiği bu dönemde insanlarla birlikte toplumsal bir yaşamı yeşertebilmek amacıyla ilerliyoruz, gücümüzü emeğimizden alarak".
www.evrensel.net