Hangi çağda yaşıyoruz

Hangi çağda yaşıyoruz

Yıllardır yatırım yapılmayan bölgenin birçok yerleşim yerinde insanlar en temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Hangi çağda yaşıyoruz
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yol, su ve elektrik sorunu sürüyor. Her fırsatta "Hizmet gitmeyen yer kalmayacak" denmesine rağmen, bugün bölgenin birçok yerinde insanlar en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumdalar. Yıllardır "terörün merkezi" denilerek yatırım yapılmayan ve "teröristlere yardım yapılıyor" iddiasıyla da hizmet götürülmeyen yerlerde halk içme suyuna ulaşmak için dahi büyük sıkıntılar çekiyor. Bir yandan "tek tuşla her şey elinizin altında" denirken, diğer yanda ise "evinde elektrik düğmesi" olmayan birçok köy bulunuyor. Hakkari, Şırnak, Batman, Bitlis, Bingöl, Adıyaman, Erzurum, Tunceli, Elazığ, Urfa, Mardin ve daha birçok yerde yolu, kanalizasyonu, içme suyu ve elektriği bulunmayan köyler bulunuyor. Viranşehir'e bağlı Yağdarlı Köyü'nde su, elektrik ve telefon yok. İçme suyunu 2 kilometre uzaktaki kuyudan sağlayan bu köyde özellikle çocuklar hastalık tehlikesiyle karşı karşıya. Yine Hakkari, Bingöl, Şırnak ve Bitlis'in birçok köyünde yol yok. Türkiye'nin en büyük illerinden biri olan Diyarbakır'da insanlar sağlıklı ve temiz içme suyuna yeni kavuştu. Urfalılar, kanalizasyonlarının yetersizliğinden yaz boyunca çeşitli hastalıklar ve sivrisineklerle uğraşmak zorundalar. Bazı yerlerde ise kanalizasyon dahi bulunmuyor. Halkın, Belediye Başkanı, Kaymakam ve Vali'leri ziyaret ederek yaptıkları görüşmelerden ise olumlu sonuçlar çıkmıyor. Yetkililerin kendilerine, "Para yok" dediklerini ya da "En kısa zamanda halledeceğiz" sözleriyle oyaladıklarını belirten köylüler, oldukça sıkıntılı.
Valinin itirafı
Bölge halkının yaşadığı bu sorunlar bazı yetkililer tarafından da dile getiriliyor. Erzurum Valisi Derya Kadıoğlu, Erzurum'un merkez ve ilçe köylerinin içme suyu ve yol bakımından hiç de iç açıcı durumda olmadığını söylüyor. Köylerde yaşayan vatandaşların her gün gruplar halinde makamına kadar gelerek, "Yolumuzu yapın; içme suyumuzu sağlayın" yönünde dertlerini dile getirdiklerini anlatan Kadıoğlu, Köy Hizmetleri'nin 2001 yılı programıyla yetinmeleri halinde vatandaşların yüzüne bakamayacaklarını ifade ediyor. Kadıoğlu, bunları söylerken köylerdeki çalışmalara köylülerin de katılması gerektiğini sözlerine ekliyor. Köy Hizmetleri'nin açıkladığı programla bu yıl da yetinmeyeceklerini dile getiren Kadıoğlu, "Açıklanan programla köylerimizin yaklaşık binde 4'üne içme suyu şebekesi sağlayabiliriz. Bu rakam çok komik. Bu programla yetinmemiz halinde halk içine çıkamaz hale geliriz. Bu yıl bizim hedefimizle 114 köye içme suyu şebekesi yapılması için İl Özel İdare Bütçesi'nden para ayırdık. Ancak hedeflenen köylerde şebekelerin işçiliğinin köylüler tarafından yapılması gerekiyor" sözleriyle durumu özetliyor.
Köy çeşmesi!
Köy Hizmetleri, merkez ve ilçelerinde toplam bin 38 köyü bulunan Erzurum'un, 2001 yılı il programında sadece 4 köyüne içme suyu şebekesi yapılacağını açıkladı. Köy Hizmetleri İl Müdürü Cengiz Karabulut, Erzurum'da 457 köyün içme suyu şebekesi bulunduğunu, bu köylerde yaşayan vatandaşların birçoğunun sularını evlerinden temin ettiklerini belirtti. İçme suyu şebekesi olmayan ve sadece köylerde bulunan birkaç çeşmeyle su ihtiyacını karşılayan köy sayısının ise 581 olduğunu ifade eden Karabulut, bu yıl yapacakları çalışmalarla 4 köye içme suyu şebekesi sağlanacağını kaydetti. Karabulut'un açıkladığı ve Köy Hizmetleri'nin bu yılki projesi deyim yerindeyse "Devede kulak kalıyor". Karabulut, ellerindeki paraların ancak buna yettiğini belirterek, 2000 yılı Köy Hizmetleri İl Programı çerçevesinde, 8 köye içme suyu şebekesinin yapılarak hizmete sokulduğunu, ancak geçtiğimiz yıl İl Özel İdare Bütçesi'nin kaynaklarıyla 85 köyün içme suyu şebekesine kavuştuğunu söylüyor.
Hizmetle tanışamayan mahalleler
Altyapı sorunu Elazığ'da da farklı değil. 1950 yıllarında Elazığ il merkezine bağlı olan Yığınki
Köyü, Sürsürü, Aksaray, Kesrik, Gümüşkavak ve Hicret mahalleleri olarak yerleşim merkezi haline getirildi. Mahalle sakinleri belediyenin hizmetleri ile henüz tanışamamışlar. Halk, "azgın çay" olarak bilinen Şorşor Deresi'nin şu anda lağım suları ve bağırsak işleme depolarının artıkları ile "sağlıklarını tehdit altına" aldığını, yetkililere bu durumu defalarca iletmelerine rağmen herhangi bir adım atılmadığını belirtiyorlar. Mahalle halkı "Bunlar bizi sadece seçimden seçime hatırlıyorlar" diyerek, tepkilerini dile getiriyorlar.
50 yıldır Aksaray mahallesinde oturan Orhan Çiftçi; "Bu gördüğünüz dere yağmur ve kar suları ile azgın çay olarak bilinirdi. Aksaray ve Kesrik halkı sebzelerini sulamak için bu derenin sularını kullanırdı. Fakat yerleşim merkezinde nüfus arttıkça, şehrin büyük bölümü lağım sularını hatta apartmanların fuel-oil artıklarını deremizden akıtmaları sonucu sağlığımız tehdit altında. Kokudan, sivrisineklerden bahçemizde oturamıyor, penceremizi açamıyoruz" diyerek mahallenin içinde bulunduğu durumu özetliyor. Çiftçi, mahalle sakinleri olarak belediyeye başvurduklarını ancak belediyenin "Bizim işimiz değil İller Bankası'nın işi" dediğini fakat; İller Bankası ve Ankara'nın her yıl derelerden numune aldıklarını kaynak olmadığı bahanesi ile hiçbir iyileştirmeye gitmediklerini de belirtiyor. 35 yıldır Hicret mahallesinde oturan Ekrem Manduz da, lağım deresinden, bağırsak işleme deposundan şikayetlerini dile getirirken, "Çocuklarımızı sağlık ocağından çıkaramıyoruz. Zaten 5 mahallede bir tane sağlık ocağı var. Böyle belediyecilik, böyle sağlık anlayışı olur mu?" diye tepkisini dile getiriyor.
Hicret mahallesinde oturan 67 yaşındaki Fariz Ersöz de, farklı bir tehlikeye dikkat çekiyor. Mahalleliler, tüp deposunun hiçbir güvenlik önleminin olmadığı gibi deponun içerisinden elektrik kablolarının geçmekte olduğunu ve bir kıvılcımın mahalleyi havaya uçuracağını belirtiyorlar.
www.evrensel.net