Doğu yine en yoksul

Doğu yine en yoksul

DİE'nin verileri Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin en yoksul iller olduğunu ortaya koyarken, birçok ilin 1997 yılındaki kişi başına düşen gelire ulaşamadığını gözler önüne seriyor.

Doğu yine en yoksul
Bülent Falakaoğlu
Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerindeki yoksullaşma Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yapılan açıklama ile bir kez daha gözler önüne serildi. Yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerdeki para karşılığını ifade eden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve kişi başına düşen gelirler sıralamasındaki en yoksul 10 ili doğudaki iller oluşturuyor.
Üretimin düşük olduğu bölgede, var olan sanayisi, küçük ve orta ölçekli işletmeleriyle üretken iller arasında bulunan Antep gibi bazı illerde de yaşanan "ekonomik kriz" nedeniyle "ekonomik küçülme" bekleniyor. Bu da bölgenin iyice yoksullaşması anlamına geliyor.
1994'te yaşanan krizde bölge ekonomisine hayat veren iller büyük bir küçülme yaşanmıştı. Gaziantep, ekonomisi yüzde 11.7 daralma ile karşı karşıya kalmıştı. Gaziantep, üstelik bu daralmayı 1993'te yaşadığı yüzde 19'luk rekor büyümenin ardından tatmıştı. Devasa bir büyümeden yine olağandışı bir küçülmeye uğrayan Gazianteplilerin, bu krizi de çok derin yaşaması bekleniyor. Gaziantep ekonomisinin bu dönem yaşadığı ciddi sorunları bu bekleyişi doğruluyor. Birçok işyeri kapandı. Bir kısmı ise ayakta kalmak için büyük çaba harcıyor. 1994 krizinde yüzde 11'e yakın küçülen ve kişi başına geliri 548 dolar azalan Diyarbakır, ise, krizden tarım ve ticarette yaşayacağı performansa bağlı olarak daha az etkilenmeye çalışacak. Yoğun bir işsizlik ve yoksulluğun yaşandığı Diyarbakır'da her ikisinin de yoğunlaşması bekleniyor.
'Diyarbakır yoksullukta ikinci'
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik'in dikkat çektiği noktalar bu yoğunlaşmayı doğrular nitelikte. Çelik, illerinin "felaket" olarak nitelediği göç nedeniyle ülkenin en fakir ikinci ili haline geldiğine dikkat çekiyor. Kent nüfusunun son on yılda iki kat arttığını söyleyen Çelik, alt yapı ve konut çalışmalarının yetersiz olduğunu kaydediyor. Kentin, işsiz ve yoksul insanların bulunduğu bir kent konumuna geldiğini ifade eden Çelik, işsizlik ve yoksulluğu önlemeye yönelik hiç bir tedbir almayan merkezi yönetimlerin, yerel yönetimleri ilişkin tavrını da şu sözlerle eleştiriyor: "Özellikle merkezi idarenin arsa ofisi ile toplu konut idaresini işlevsiz hale getirmesi, yerel yönetimlerce kullanılan fonların kısıtlanması ve ortadan kaldırılması, hazine arazilerinin bütçe açığını kapatmak için gelişi güzel satılması veya tahsis edilmesi, konut kredilerinin verilmemesi veya yüksek faizle verilmesi, kentleşme ve konut sorununu daha da içinden çıkılmaz hale sokmuştur."
Program çözüm getirmiyor
DİE tarafından yayınlanan veriler Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin sıralamada en yoksul iller olduğunu ortaya koyarken, birçok ilin 1997 yılındaki kişi başına düşen gelire ulaşamadığını gözler önüne seriyor. Derviş, destek bulmak amacıyla ülke turuna bölgeden başlamasına karşın krizle birlikte daha da yoksullaşacak olan bölge için, çözüm olabilecek bir program ortaya koymuyor. Aksine, programda istihdama yönelik herhangi bir maddenin bulunmaması, programın tarıma desteği ortadan kaldırması, düşük taban fiyat dayatması vb. maddeler DİE'nin ortaya koyduğu olumsuz tabloyu daha da derinleştirecek nitelikte.
Bölgedeki sanayiciler de bölgenin geleceği açısından endişeli. Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Nejat Koçer, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in hazırladığı ulusal ekonomik programın, ağırlıklı olarak mali piyasaların sorunlarını çözmeye yönelik olduğunu, programda reel sektörün sorunlarının ciddi olarak durulmadığına dikkat çekiyor. Koçer, "Derviş'in programında reel sektör üç maddede yer alıyor. 69,70 ve 71. maddeler. Bu maddelerin de içeriği yabancı sermaye, Eximbank ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler'le (KOBİ) ilgili. Ayrıntı yok" diyor.
KOBİ'ler çözüm bekliyor
Koçer, elektrik enerjisinde yüzde 40'lara varan zamlar, istihdamdaki yüzde 30'lara varan azalış, buna bağlı olarak artan işsizliğin bölgede açısından yoksullaşmayı beraberinde getirdiğine değinirken, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan da, Gaziantep'in KOBİ başkenti olduğunu söyleyerek, KOBİ'lerin sorunlarına çözüm bulunması gerektiğini kaydediyor. "Gaziantep'te tekstil üretiminin yüzde 90'ı küçük işletmeler tarafından yapılıyor. Yani KOBİ'ler üretimin ana damarı. Ekonominin tekrar ayağa kalkmasını, yani tekrar üretim sağlanacaksa KOBİ'lere desteklenmesi lazım" diyor.
Tarımsal üretim de azalıyor
Başbakan Bülent Ecevit, Türkiye'nin sınır bölgelerindeki mayınların temizleneceğini ve 306 bin hektarlık bu alanın topraksız köylülere dağıtılarak, tarıma açılacağını açıklarken, bölgede ise, var olan üretim alanlarından üreticilerin hızla çekildiği görülüyor.
Bölgenin önemli geçim kaynağını oluşturan, pamuk, tütün, buğday başta olmak üzere, birçok tarımsal ürünün üretiminde büyük ölçekli azalmalar yaşandı. Bu azalmalar, tarımdan desteğin çekilmesi, düşük taban fiyat uygulaması ve benzeri tarım politikalarıyla birlikte düşünüldüğünde tarım kesiminde var olan yoksullaşmanın daha da derinleşeceği görülüyor. GAP Bölgesi'ndeki çiftçilerin son üç yılda yaşanan kuraklık nedeniyle hububatta sezonu hasat yapmadan kapatması, girdi maliyetlerindeki artışlar, ekonomik kriz gibi gelişmelerin bölge üreticisinin belini kırdığı, her fırsatta, bölge ziraat odaları başkanları tarafından dile getiriliyor.
www.evrensel.net