Üniversite çıkış arıyor

Üniversitelerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle rektörlerin çıkışlarını değerlendiren öğretim üyeleri, sorunların sadece parasal konularla sınırlı tutulmasını eleştirdiler.

Üniversite çıkış arıyor
Eren Yıldırım - Emine Can
Öğretim üyeleri, üniversitelerde ekonomik sıkıntıların yanı sıra kadro eksikliği, bilimsel araştırma yapma olanaklarının kısıtlılığı ve idari sorunlar da yaşandığına dikkat çektiler.
Devlet üniversitelerinde görev yapan rektörlerin, araştırma fonlarının kesilmesi ve ücretlerin yetersizliği nedeniyle bir araya gelerek, YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile Başbakan Bülent Ecevit'e gitmeleri ve ardından Öğretim Üyeleri Sendikası (ÖES)'nın taleplerin daha da genişletildiği 10 maddelik bir manifesto açıklamaları ile ilgili olarak Çukurova Üniversitesi (ÇÜ)'nden öğretim görevlileri ile görüştük.
Kararlar ileriye götürmeli
Gelişmeleri gazetemize değerlendiren Almanca Öğretmenliği Bölümü öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Nazire Akbulut, rektörlerin son dönemdeki çıkışlarını, üst düzey yöneticilerin de sorunlara duyarlılık göstermeleri açısından olumlu bulduğunu söyledi. Üniversitelerdeki sorunlara öğrencisinden öğretim görevlilerine kadar bütün kesimlerin sahip çıkması gerektiğini belirten Akbulut, "Çalışanları da işin içerisine katmak gerekir. Sorun sadece maaşlar değil. Birçok sorun var. Araştırma sorunu var, kadro sorunu var, yönetim sorunu var" diye konuştu.
Rektörlerin aldıkları kararların doğru ve çoğunluğun yararına olması gerektiğine dikkat çeken Akbulut, "Aynı zamanda bu kararların bizi ileriye götürmesi ve bir anlamda da dönüştürücü olması gerekir. Yoksa, bize ayak bağı olacak, geriye götürecek kararlar bir fayda sağlamaz" uyarısında bulundu.
Kararlı oldukları sürece, tam kendilerinin istediği gibi olmasa da kontrolleri altında birtakım olayları değiştirebileceklerini söyleyen Akbulut şöyle devam etti: "Ama bizi, 'Siz şöyle iyisiniz, böyle iyisiniz' diyerek kandırırlarsa, biz de hemen buna kanarsak toplum içrisindeki imajımızdan ötürü, o zaman bir yere varamayız. Bir de, profesörler üzerinde, entelektüel olarak görüldükleri için 'Basit sorunlarla uğraşmaz' imajı var. İşte bu imajı kırmalıyız."
Rapor ekonomik taleplerle sınırlı
Felsefe Grubu Öğretmenliği Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Adnan Gümüş ise, rektörler tarafından hazırlanan ve yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı raporu yeterliği bulmadığını söyledi. "Sistem de bunu istiyor" diyen Gümüş, rektörlerin ve öğretim görevlilerinin yalnızca ekonomik sorunlarla uğraşmasının ve diğer sorunlara yönelmemesinin sistemin de işine geldiğini aktardı. Ögrencilerin de bu duruma tepki göstermesi gerektiğinin altını çizen Gümüş, böylesi bir tutumun sergilenmemesinden yakındı. Özellikle vakıflar ve dernekler üzerinde kullanılabilen kaynağın üniversitede kalması, bunun da alt makamlarca kullanılması gerektiğini kaydeden Gümüş, rektörlerin, kaynakları istedikleri gibi kullanmayı amaçladıkları için, kesilmesine karşı çıktıklarını savundu. Rektörlerin istekleri ile hükümetin isteklerinin örtüştüğüne de vurgu yapan Gümüş; "Rektörler de; hükümetin istediği gibi, üniversiteye ayrılacak kaynağın öğrencilerden alınan harçlardan karşılanmasını istiyorlar" diyerek, bu durumun öğrenciler ile öğretim görevlilerini karşı karşıya getireceğini söyledi.
Temel prensiplerden geri düşüldü
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES)'nın hazırladığı 10 maddelik bildirgeye de değinen Doç. Dr. Adnan Gümüş, bu taleplerin zaten yıllardır söylenen temel istekler olduğunu, akademik öz ve taleplerin içinde bunların yer aldığını ve bugün bu temel prensiplerden geri düşüldüğünü öne sürdü. Öğrencilerin eğitimden tam anlamıyla yararlanamadığını da sözlerine ekleyen Gümüş, "Adaletli ve eşit bir eğitim istiyoruz" dedi.
Döner sermayeye öğrenciden kaynak sağlanmasına karşı çıktıklarını ve öğrencilerin barınma ve sosyal etkinliklerden faydalanma konusunda da ÖES olarak tepki gösterdiklerini aktaran Gümüş, sözlerini şöyle noktaladı:
"Üniversiteler bilim ahlakının doğaya duyarlılık ve toplumsal barışın oluşturulduğu yerlerdir. Bunları biz akademisyenler olarak üniversitede yapmak zorundayız. Sonra sendika da bu durumda alternatifler oluşturacak, bunların geliştirilmesini sağlayacak ve dönüştürücü olacak. Ayrıca; Üniversite, Filistin-israil sorunu, su sorunu, nükleer santral sorunu gibi ülke sorunlarına da sahip çıkmalıdır." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İhale yasasına DB-AB damgası
IMF'nin dayattığı 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel düzenlemelerinden birisi olan Devlet İhale Kanunu'nda yapılacak değişiklikler, Dünya Bankası ve AB uzmanlarıyla ele alınmaya başlanıyor.
DB ve AB, Gümrük Birliği Türkiye'deki büyük ihaleleri kapsayan kamu alımları pazarının yeniden düzenlenmesi için isteklerini hükümete iletecekler.
AB, çıkarılacak yasanın Türkiye ile yürüttüğü 'Hizmetler ve Kamu Alımlarının Karşılıklı Olarak Serbestleştirilmesi Müzakereleri'nde belirlenen esaslara göre olmasını istiyor.
Görüşme trafiği
Maliye ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir komisyonca hazırlanan taslak için Türkiye'ye gelen Dünya Bankası heyeti, bugün başlayacak seri toplantılarla ihale reformu konusundaki isteklerini iletecek. Edinilen bilgiye göre taslakta yapımla ilgili istisnalara karşı çıkan Dünya Bankası, bakanların ihalelerle ilgili yetkilerinin son bulması ve müteahhit karnesi olayının kaldırılması başta olmak üzere çeşitli değişiklikler istiyor. Dünya Bankası uzmanlarının görüşmeleri sürerken hafta içinde Avrupa Birliği'nden bir uzmanlar heyeti de Türkiye'ye gelerek, konuyla ilgili temaslara başlayacak. Taslağı bu haliyle "AB direktiflerine uyum sağlamaktan uzak" bulan AB'nin de mevcut düzenlemede büyük değişiklikler isteyeceği belirtiliyor. Bu arada Maliye Bakanlığı yetkilileri, ihale reformu konusunda Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek, "Yeni düzenleme konusunda Dünya Bankası ve AB'nin görüşleri önem taşıyor. Taslak, ilgili kuruluşlarla yapılacak toplantıların ardından özellikle AB'nin kriterleri esas alınarak son şeklini alacak" dediler.
AB ne istiyor?
AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nin hizmetler ve kamu alımları piyasalarının karşılıklı olarak açılmasına ilişkin hükmüne dayanarak büyük yapım ihalelerinden devletin mal ve hizmet alımına kadar geniş bir alana yayılan kamu alımlarında AB firmalarına öncelik tanınmasını istiyor. Bunun için çıkarılacak Devlet İhale Kanunu'nun Avrupa Birliği direktiflerine uyumlu hale getirilmesini isteyen AB kamu alımlarının karşılıklı olarak tamamen serbestleştirilmesi adı altında AB üyesi ülke firmalarının Türkiye'deki ihalelere doğrudan, serbestçe katılımını sağlamaya çalışıyor. Böylece ABD, Japon ve Güney Kore gibi üçüncü ülke firmaları nezdinde de büyük bir avantaj elde etmeyi amaçlıyor.
www.evrensel.net