İşçi haklarının gaspı ülke itibarını zedelemiyor mu?

İşçi haklarının gaspı ülke itibarını zedelemiyor mu?

SOSYAL-İŞ Sendikası üyesi İZFAŞ işçilerinin grevi mahkeme kararı ile durdurulurken işçiler, siyah giysilerle işyerine giderek karara olan tepkilerini ifade etmeye devam ediyor.İZFAŞ grevinin ertelemesi kararları ile ilgili olarak görüştüğümüz İzmirli sendikacılar, grev ertelenmesi talebiyle mahkemeye başvurmanın 12 Eylül ya

Emine Uyar

İZFAŞ grevinin ertelemesi kararları ile ilgili olarak görüştüğümüz İzmirli sendikacılar, grev ertelenmesi talebiyle mahkemeye başvurmanın 12 Eylül yasalarına sığınmak anlamına geldiğini belirttiler. Konfederasyon Temsilcileri ve Şube Başkanları, 12 Hazirandan sonra işçi ve emekçilere yönelik her türlü baskının daha da arttığına dikkat çekerek önümüzdeki günlerde bu saldırılara karşı ortak mücadele zeminin oluşturulması gerektiğini belirttiler.      

SALDIRILARA KARŞI MÜCADELE ÖRÜLMELİ

DİSK Ege Bölge Temsilcisi Ali Çeltek, sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir belediyede asgari ücret seviyesinde işçiler çalıştırılırken ve toplusözleşme görüşmelerinde anlaşma noktasına girilmişken, anlaşma yapılmayıp mahkemeye başvurulmasının oldukça düşündürücü olduğunu belirtti. Patronların kullandığı eski yöntemlerden biri olan mahkemeye başvurmanın ve alınan kararın sendikal işleyiş açısından olumsuz örnek teşkil edeceğini belirten Çeltek, “Belediye Başkanına taşeronları sendikalaştırması ile ilgili nasıl teşekkür ettiysek bugün de grev durdurma talebiyle mahkemeye başvurduğu için eleştiriyoruz” dedi.  

İşçi ve emekçilere yönelik ciddi anlamda saldırı olduğuna dikkat çeken Çeltek, “İktidara talip olduğunu söyleyen siyasi partinin belediye başkanının bu işlere girmesi emeğe nasıl baktığını gösteriyor. Sendikalar topyekün mücadele hattına girmeli. Bütün sınıf ve emekten yana siyasi partilerle birlikte kıdem tazminatı olsun, saldırılar olsun bunlara karşı mücadele örülmeli” dedi.  

EMEĞE SAYGISIZLIK

Türk-İş Ege Bölge Başkan Yardımcısı Tunay Kireçkaya da, mahkeme kararının 80. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın yapılamaması durumunda Türkiye’nin itibarının zedelenme ihtimalinin doğabileceği gerekçesi ile alındığını hatırlatarak, “Aslında sosyal demokrat bir belediye başkanının kendi iradesi dahilinde barış içinde çözebileceği bir sorunu mahkemeye götürmesi 12 Eylül yasalarına sığınmaktır. İşçilere bu şekilde bakan zihniyet aslında doğrudan doğruya ülkenin itibarını zedeliyor. Kendi çıkarlarınız söz konusu olunca ülkeyi ön planda tutuyorsunuz, söz konusu işçiler olunca niye ülke itibarı düşünülmüyor. İşçiler bu ülke için üretiyor. Onlar da yasanın kendilerine tanımış olduğu sendikal anlayış içinde haklarını alabilecekken bu erteleme emeğe bir saygısızlıktır” dedi. Kireçkaya, kazanılmış haklara saldırılara karşı bütün emek cepheleri ile ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.  

Petrol-İş Sendikası Aliağa Şube Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Tereci, “Mahkeme kararı olmasına rağmen grevin ertelenmesi hukuksal bir süreç gibi görünmüyor. Bu sosyal demokratlık değil. Demokratlık lafla olmaz” dedi.

PATRON BAŞVURUNCA

Genel-İş Sendikası 5 No’lu Şube Başkanı Naci Çetin de, torba yasa ile başlayan saldırıların devamı niteliğinde kıdem tazminatı hakkının gaspının gündemde olduğunu belirtti. Hükümetin saldırılarına karşı diğer emek ve meslek örgütleri ile birlikte çeşitli etkinlikler yapacaklarını belirten Çetin, İZFAŞ çalışanlarının haklı ve meşru taleplerinin yanında olduklarını dile getirdi. “İZFAŞ da Sosyal-İş’in ilk sözleşmesi idi ve işçiler düşük ücretle çalıştırılıyorlardı. Sendikanın talepleri karşılanabilir talepler. Hizmet üreten İzmir’in övündüğü İEF’nin mutfağında olan işçilerden oluşuyor. Sürecin belediye ile masada çözülmesini beklerdik. İkinci yönü mahkeme yoluyla işveren tarafından bu sürecin durdurulması anlaşılır değil. Yakıştıramadık. Bundan sonraki süreç açısından olumsuz örnek oluşturabilecek bir karar. Saldırılara karşı konfederasyon farkı olmaksızın yan yana durmak gerekiyor” dedi.

Deri-İş Şube Başkanı Makum Alagöz de, hukukun neye ve kime karşı işlediğinin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, “Hukuk, sermayedarların, işverenlerin başvurusunda hemen bir günde karar alabiliyor. Ama bizim gibi işçi örgütleri ve emekçiler mahkemeye başvurduğunda “4 ayda sonuçlanır” kararı olmasına rağmen en kısası üç yılda bitiyor. Bu da çelişkiyi gösteriyor. Sermayenin ve işverenin sağcısı solcusu olmuyor. Bugün taşeronları kaldırdım diyen bir belediye başkanı, yasal hak olan grev kararına bile saygı göstermeyip itiraz ediyor. Bizim bir mücadele tarzı ortaya koyup mücadeleleri ortaklaştırmaktan başka çaremiz yok. Bu vesileyle Deri İş Sendikası adına bütün kitle örgütlerini emek mücadelesi veren herkesi adı ne olursa olsun ortaklaşmaya çağırıyoruz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net