Neoliberal politikalara karşı bildirge

İktisadı topluma karşı sorumsuz durumdan kurtarmak için Fransa'da başlatılıp tüm dünyaya yayılan, Türkiye'deki bilim adamlarının da destek verdiği kampanyanın bildirgesi tartışmaya ve imzaya açıldı.

Neoliberal politikalara karşı bildirge
İktisadı topluma karşı sorumsuz durumdan kurtarmak için Fransa'dabaşlatılıp tüm dünyaya yayılan, Türkiye'deki bilim adamlarının da destek verdiği kampanyanın bildirgesi tartışmaya ve imzaya açıldı. Bildirgede, ülkedeki neoliberal politikaların sadece üniversiteleri değil, ülkeyi de yıkıma sürüklediği belirtildi.
Türkiye'deki öğretim üyeleri ve üniversite öğrencilerinin destek verdiği 'Post-otistik iktisat hareketi' adı altındaki bu kampanyaya destek giderek artıyor. 5 öğrenci konseyi ve öğrenci temsilcisiyle, 5 akademisyenin imzalarını taşıyan bildirgede, üniversitelerde uygulanan neoliberal politikalara karşı çalışma yürüteceği belirtiliyor. Bildirgede, ülkede YÖK ve üzerinde oturduğu ideolojik-politik sistemin üniversiteleri yıkıma sürüklediğinin dile getirildiği bildirgede, YÖK'ün üniversitelerin bilimsel üretimde bulunmasına engel olduğu kaydedildi. Bildirgede şöyle denildi: "Toplumun aydın ve düşünsel açıdan en hareketli ve üretken kesimini oluşturan akademisyenler ve üniversite öğrencileri, neoliberalizmin mutlak egemenliği altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Akademisyenler, öğrenciler, bilimsel üretim özgürlüğü, bilgi, araştırma-geliştirme, bilimsel öğretim ve öğrenim gibi üniversiteyi üniversite yapan ne varsa metalaştırılmış, ticari bir faaliyetin unsurları haline getirilmiştir. Bu ideolojik-politik anlayış sadece üniversiteyi değil, ülkemizi de yıkıma uğratmış, yolsuzlukların ve yoksullukların bataklığına sürüklemiştir. Uluslararası tekellerin ve yeryüzünü rant ve krizin arenasına çeviren IMF, Dünya Bankası gibi, neoliberal politikaların mimarı olan kuruluşların boyunduruğu altına girmenin adı çağdaşlık ya da medeniyet olamaz."
Akademisyenler ve öğrenciler bir arada
İmzaya açılan bildirgeyi yayınlayan öğretim üyeleri ve öğrencilerin isimleri şöyle: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzettin Önder, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Erdin, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eren Omay, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıfat Okçabol, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğrenci Konseyi Başkanı Kemal Urhan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğrenci Konseyi Başkanı Fırat Çelikbaş, Kocaeli Üniversitesi Turizim Otelcilik MYO Öğrenci Konseyi Başkanı Derya Evcil, Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğrenci Konseyi Başkanı Eylem Güneş ve Çukurova Üniversitesi İngilizce Bölümü Öğrenci Temsilcisi Emine Yalçın. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


ÖDP 'tek ses' olmaya karar verdi
ÖDP Parti Danışma Meclisi (PDM)'nin önceki gün başlayan ve dün sona eren toplantısından ÖDP'yi tek ses haline getirme çabasına yönelik kararlar çıktı. PMD, "parti içerisinde gerginlik yarattığı, partide görüş ve davranış farklılığına neden olarak, parti hukukunu hiçe saydığı" gerekçesiyle Sosyalist Emek Platformu (SEP)'nun partiden uzaklaştırılması gerektiği önerisini PM'ye iletti.
PMD'nin ardından toplanan Parti Meclisi (PM) ise Eylül ayı sonunda Tüzük Kongresi ve Seçimsiz Konferans toplama kararı aldı.
ÖDP'nin "tek vücut" olarak hareket etmesi gereğine dikkat çeken Özgürlükçü Sosyalist Platform (ÖSP) taraftarları, artık "partinin parti gibi davranmaya başlaması ve sürekli olarak içerde sorun yaşayan bir yapı görünümünden uzaklaşması gerektiğini" ifade ediyorlar.
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras'ın "Platformun ÖDP'si değil, ÖDP'nin platformu olmak gerekir" sözleriyle vurguladığı yeni anlayışa uygun olarak, PDM iki gün süren toplantı sonucunda "partinin tek sesliliğine aykırı davrandığı" iddiasıyla SEP grubunun partiden atılmasını PM'ye önerdi. PM, PDM toplantısının sona ermesinin hemen ardından dün toplanarak bu öneriyi ve ÖDP'nin önümüzdeki dönemdeki politikalarını masaya yatırdı. PM, Eylül ayı sonunda Tüzük Kongresi ve Seçimsiz Konferans toplama kararı aldı. PM, ayrıca "mevcut siyasal koşullarda tüm solun, ezilenlerin ve toplumsal muhalefet örgütlerinin neoliberalizmin tahribatına karşı ve özgürlükçü demokratik bir Türkiye için alternatif bir program doğrultusunda ortak mücadelesini örerek bir tür 'Gökkuşağı'nın oluşması doğrultusunda" MYK'yı görevlendirdi. PM, parti içi tartışmalara ilişkin ise "Kongre kararlarımız, çalışma raporumuz, parti hukuku ve tüzüğü mutlaka korunacak ve bunu ortadan kaldırmaya yönelik müdahaleler parti hukuku çevresinde ele alınacaktır. Suçlar bireyseldir" kararına vardı.
Parti hukukunun hiçe sayılmasının partiyi parti olmaktan çıkardığına vurgu yapan parti merkezi, bunun önüne geçmek için il ve ilçe teşkilatlarında "parti modeli ve hukuku, geçmiş muhasebesi ve politik hat gibi konularda ortaya çıkan görüş ayrılığı ve davranış farklılığı nedeniyle yaşanan sorunları" tartıştırdı.
Parti merkezinin, iç çekişme görüntüsünü ortadan kaldırmak için Uras'ın "Partiyi içten çürütmeye çalışanlar" olarak adlandırdığı grubu partiden uzaklaştırma taktiğine başvurması bekleniyor.
www.evrensel.net