Ölüme kahredici tanıklık

Ölüm oruçları yedinci ayını geride bırakırken, çözümsüzlük politikası, olayın birinci elden tanığı doktorları isyan ettiriyor.

Ölüme kahredici tanıklık
Tuna Arıgüç
Ölüm oruçları yedinci ayını geride bırakırken, çözümsüzlük politikası doktorları isyan ettiriyor. Aylardır ölüm orucundaki insanların adım adım ölüme gidişine, hafızalarını yitirerek çocuklaşmasına tanık olan doktorlar, sorunun çözümünün tıbbi olmadığını vurguluyorlar. Ölüm oruçları sürecine tanıklık yapan Ankara Tabip Odası (ATO) Üyesi Nörolog Doktor Çağrı Temuçin, izlenimlerini gazetemize değerlendirdi.
İki ölüme tanık oldu
19 Aralık cezaevleri operasyonu öncesinde başlatılan açlık grevlerinde tutukluları cezaevlerinde ziyaret ederek sağlık durumlarını izleyen Temuçin, Ulucanlar Cezaevi'nde muayene ettiği Hatice Yürekli ile Hülya Tümgan'ın ölümüne tanık olduğunu söyledi. O dönemde sağlık açısından çok ilerlemiş sorunlar olmadığını ifade eden Temuçin, operasyon öncesi ve sonrasında tutukluların durumunu şöyle özetledi: "Hekimler olarak, açlık grevlerinin olası sonuçları üzerine bilgilendirme yapmıştık. Hasta-hekim ilişkisi içerisinde görüşmeler yaparak beklentilerini öğrenmiş, kişisel görüşmelerimiz sonunda değerlendirmeler yapmaya çalışmıştık. 19 Aralık operasyonu sonrasında hem Ankara hem de Çankırı Cezaevi'ndeki tutuklu ve hükümlüler Numune Hastanesi'ne getirilmişlerdi. Operasyondan iki gün sonra otuza yakın tutukluyu muayene ettik. Ciddi travmayla karşılaştıklarını gördük. Hasan Güngörmez bir hafta içerisinde hayatını kaybetti. O dönemde açlık grevleri sürmekle birlikte, ağırlıklı olarak operasyona bağlı sağlık sorunları yaşıyorlardı. Ciddi yaralanmaları vardı. Operasyonda kullanılan gaz bombalarından kaynaklı solunum sorunları yaşıyorlardı. Bunun yanı sıra açlık grevinin 65'inci günündeydiler. Buna ait bitkinlik, halsizlik, baş dönmeleri gibi sorunlar görülüyordu."
'Ölümlerine dek izledik'
Temuçin, Hatice Yürekli ve Hülya Tümgan'ın ölüm oruçlarının başlangıcından itibaren sağlık durumlarını izlediğini belirterek, açlık grevlerinin başında konuşan, tanıyan ve insani tepkiler veren kişilerin günler, haftalar boyu açlığa bağlı olarak bedenlerinin erimesine ve ölüme yaklaşmalarına tanık olmanın tahammül sınırlarını aştığını ifade etti. Ölüm oruçlarındaki tutukluları izlerken yaşananların ideolojik ve siyasi boyutunun ortadan kalktığını, insani sınırlarla duyguların oluştuğunu vurgulayan Temuçin, "Bir hekim ve insan olarak, insanların adım adım ölümünü izlemek dayanılmaz boyutlara ulaşıyor. Süreç henüz bitmedi, izlemeye devam ediyoruz ve elimizden hiçbir şey gelmiyor" sözleri ile yaşadıklarını özetledi.
Çocuklaşmalarını izlemek kahredici
Temuçin, ölüm oruçlarına devam edenlerde özellikle 120 ve 130'uncu günlerin sonunda ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıktığını, Wernike Korsakoff sendromunun ilk bulguları olan göz rahatsızlıklarının belirgin bir şekilde görülmeye başladığını ve dengesizlik sorunlarının ciddileştiğini kaydetti. Temuçin, Wernike Korsakoff sendorumunun ilk aşamasına yakalanan tutukluların önemli bir kısmında bilinç değişiklikleri ile bilinç kaybı gerçekleştiğini ve bunların bir kısmında daha sonra Korsakoff psikozuna ait bellek ve psikiyatrik sorunların ortaya çıktığını söyledi.
Temuçin şöyle devam etti. "Genelde haftada bir tutukluları ziyaret ediyoruz. Nörolojik belirtiler normalken, Wernike Korsakoff sendromunun her aşaması her hafta karşımıza çıktı. Tutuklular bir süre sonra ayakta duramaz, kendi işlerini göremez duruma geldiler. Her hafta sağlık durumlarının çok ciddi ve hızlı biçimde kötüleşmeye başladığına tanık olduk. Süreç içinde bir kısmının bilinci kapandı, bilinç kapandığı dönemde, bilincin açık hale gelebilmesi çok uzun bir süreç alabiliyor. Bu bilinç bulanıklığı dönemi geçtikten sonra konuştuğumuz bazıları, bizi hatırlayamadılar ya da bizimle ilgili yanlış bilgiler verdiler. Mahalleden, okuldan tanıdıklarını, arkadaşı olduğumuzu söylediler. Nerden getirildiklerini, sağlık sorunlarının ne olduğunu bilemiyorlardı. Geçmişe ait, yıllarla ifade edilecek zamanı hatırlamıyorlardı ya da yanlış hatırlıyorlardı. Yine bazılarında psikiyatrik bozuklukların çıktığını, çocuksu davranışlar, depresyon gibi rahatsızlıkların başgösterdiğini gördük. Bellekle ilgili ziyaretlerde nörolojik muaeyene ile bizi nerden hatırladıklarını soruyoruz, bir seferde mahallede, kahvede karşılaştığımızı söyleyen kişi daha sonra voleybol maçında karşılaştığımızı söyleyebiliyor. En sonunda birisi, amcasının arkadaşı olduğum ifadesini kullandı. Her ziyarette farklı bir tanımlama ile karşılaştık. Korsakoff sürecindekiler nasıl bir süreçten geçtiklerini, nasıl bir sağlık durumuyla hastanede bulunduklarını bile hatırlamıyorlardı. En kötüsü de bu sendromdan sonra yeni bilgiler de belleğe kaydedilmiyor."
Hekimler de travma geçiriyor
Temuçin, bazı tutukluların da bu klinik tablo düzelmeden dönemi atlatabildiğini ve bunun sevindirici olduğunu ifade ederek, Korsakoff sendromu geliştikten sonra tekrar normale dönme şansının çok fazla olmadığına ve bu hastalıktakilerin uygun çevre koşullarda yaşamaları gerektiğine dikkat çekti.
Dr. Temuçin, "Değiştirme şansı çok fazla olmaksızın bu süreci izlemek oldukça güç. En çok kendimizi değerlendirirken birbirimizin anlayabileceği sıkıntıları yaşadığımızı düşünüyoruz. Dışardan bakıldığı zaman ister hekim olsun, ister olmasın hangi açıdan bakılırsa bakılsın, çok kolay yanıtlar bulunabilir ama gerçekten yaşayınca böyle olmadığını görüyoruz. Her ziyarette hiç beklemediğimiz, kendimizi alıştıramadığımız, kendimizi hazırlamadığımız tıbbi, insani sorunlarla karşılaşmak son derece yıpratıcı oluyor. En önemlisi, onların yaşadıklarına çok fazla olumlu bir katkı sunamıyoruz. Bu sürece katılan hekim arkadaşlarımızda bugünden gözlenen çok ciddi sorunlara yol açacak travmalar yaşanıyor. Bittikten sonra insanların yaşama, sağlığa yönelik bakışlarının değişebileceğini düşünüyorum, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yapanların ideolojisi, hangi taleplerle yaptıkları, tüm bunlardan bağımsız bir şey. Sonuçta genç insanların yaşamlarını ve sağlıklarını yitirecekleri bir dönemde daha önce emin olduklarını belki sorgulatıcı bir süreç yaşanıyor" diye konuştu.
www.evrensel.net