TV8'de yayınlanan Jet Sosyete dizisinden ekran görüntüsü.

Direniş paylaşmayı öğretti

Özelleştirmeye karşı, işini, ekmeğini ve geleceğini savunan Sümerbank işçileri bu direnişin kendilerine çok şey öğrettiğini, yaşama artık eskisi gibi bakmadıklarını belirtiyorlar.

Direniş paylaşmayı öğretti
Emine Uyar
Özelleştirmeye karşı işyerlerini terk etmeyerek 22 gündür direnen Sümerbank işçileri bu direnişin kendilerine paylaşmayı ve hak aramayı öğrettiğini dile getiriyor. 630 işçinin bulunduğu fabrikadaki işçilerin hemen hepsi ilk kez böyle bir deneyim yaşıyor.
Harb-İş üyesi işçiler yaptıkları destek ziyaretinde topladıkları parayı kendilerine verdikleri zaman gözyaşlarını tutamayan Sümerbank işçileri hayatlarında ilk kez böyle bir şey yaşadıklarını dile getirirken, Ege Üniversitesi'nden bir grup öğrenci geldiğinde de polisin fabrika önünde üç panzer, iki otobüs ve çok sayıda oto yığınak yapması karşısında da bu sefer öfkeden gözyaşlarını tutamadıklarını, sendikacıların müziğin sesini kısmaması ve öğrencileri karşılamaması yüzünden komitede görevli olanların, kolluklarını çıkarıp attıklarını ifade ediyorlar.
Fabrikalarının 3600 işçi kapasiteli olduğunu dile getiren işçiler işsizliğin yoğun olduğu bu günlerde fabrikayı kapatmak değil yeni işçi alımı yapmak gerektiğini belirterek, çalıştıkları günlerde birçok makinenin üzerinde örtü gördüklerinde üzüldüklerini anlatıyorlar. Direnişin evde de birtakım değişikliklere yol açtığını anlatan işçiler çocuklarının ve eşlerinin daha önce yapmadıkları işleri yapmaya başladıklarını, sorumluluğu paylaştıklarını dile getiriyorlar.
Direnişin evdeki yansımalarını aktaran işçilerden Güler Arslan, eve gidince yemek yapamadığını, çocuklarıyla ilgilenemediğini dile getirerek, para alamadığı için çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını anlatıyor. Çocuğunun hâlâ kışlık botlarıyla okula gittiğini söyleyen Aslan, "Buna rağmen arkadaşlıklarımız çoğaldı. Paylaşmayı öğrendik. Gelen yardımlarla duygulandık, direnmeyi öğrendik" diyor. Perihan Gündoğan, "Eyleme işime döneceğime inanarak başladım. Hiçbir zaman güvensizliğe kapılmadım. En büyük sıkıntım, paramız verilmediği için evime icra gelmesi ve eşyalarımın gitmesi" diyor. Evde bu yüzden huzursuzluk yaşandığını söyleyen Gündoğan, normalde eşiyle hiç kavga etmediği halde son zamanlarda tartışmaya başladıklarını belirtiyor. Ama bunların kendisini yıldırmadığını dile getiren Gündoğan, "İşimi, aşımı, çocuğumu, eşimi tekrar kazanacağıma inanıyorum. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" diyor. Nurşen Şimşek ise, "Para alamadığım için evdeki on beş yaşındaki oğlum, yumurta ekmek yiyor. Burada direnmeyi öğrendik. Birlik beraberliğimizi daha perçinledik. Yardımlaşmayı öğrendik. Her şeye rağmen kazanacağız" sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını.
'Bencilliğimiz gitti'
Gülsüm, "Direnişin başlangıcında, bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk" diyerek başladığı sözlerini, "Daha önceden bize, 'Geceli gündüzlü fabrikada kalıp direnelim' denseydi bunu başaramayız diye düşünürdük. Ama şimdi gördük ki bizler her şeyi yapabilecek güçteyiz, yeter ki isteyelim ve inanalım" cümleleriyle sürdürüyor. "Biz burada ben olmayı bırakıp biz olduk. Bencilliğimiz gitti. Duyarsız olmamayı, sevgiyi, paylaşmayı, hakkımızı aramayı öğrendik. Ben eylem yapan birisini görsem kayıtsızca yanından geçip gidemem artık" diyerek kendisindeki değişimleri dile getiren Gülsüm, "20 günde 36 saat boyunca fabrikada kaldığım zamanlar oldu. Uykusuzluklarım, yorgunluklarım, para alamadığım için ödeyemediğim borçlarım oldu ama sonunda işimi kazanacağım" diyerek de kararlılığını belirtiyor.
Nadide, "Eylemin başlangıcında anne olarak çocuklarıma her şekilde yetebiliyordum. Daha sonraki günlerde zamanım olmadığı için onlara yetemedim. Bunun sonucunda çocuklarım işlerini isteyerek yerine getirmeye başladılar. Ev yaşamımda sorumluluklar paylaşılmaya başlandı. Ben şimdi kendime daha çok güveniyorum" diyor.
Elif, eylem boyunca zaman zaman çok asabi ve sinirli olduğunu dile getiriyor ve ekliyor, "Bunun yanında hiç tanımadığım işçi arkadaşlarımla çok güzel diyaloglarım oldu. Ekmeği paylaşmasını öğrendim. Kadın erkek ayırmadan hep beraber olmayı öğrendim, toplumdaki bazı değer yargılarını değiştirdiğimi gördüm."
www.evrensel.net