Türkiye IMF'nin kobayı!

İktisatçı Mustafa Sönmez, gelir dağılımındaki eşitsizliğin 'kriz'le birlikte ürkütücü boyutlara ulaştığını belitti.

Türkiye IMF'nin kobayı!
İktisat Uzmanı Mustafa Sönmez, Türkiye'nin dünyanın en kötü gelir dağılıma sahip 5 ülkesinden biri olduğunu ve 'kriz'le birlikte bunun ürkütücü boyutlara tırmandığını söyledi. "Gelir Uçurumu: Türkiye'de Gelirin Adaletsiz Bölüşmü" adlı kitabının Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği'ndeki tanıtımında konuşan Sönmez, araştırması ile ilgili bilgi verirken kasım ve şubat krizleriyle birlikte IMF'ye verilen 18. niyet mektubunun bölüşüm ilişkilerine etkisi konusundaki görüşlerini dile getirdi. Sönmez Türkiye'nin IMF'ye verdiği mektubun ana amacının alacaklıları rahatlatmak ve borçları ödemek üzerine kurulu olduğunu ve borçların yükünün de dar gelirli kesime yüklendiğini kaydetti. "IMF bir tahsilat kuruluşudur. Kemal Derviş de bu işle görevlendirilmiş bir tahsildardır" diye konuşan Sönmez, bu programla Türkiye'nin hem yoksullaşacağını hem de bugün olduğundan daha borçlu olacağını kaydetti. "Bize vaat edilen sıkıntının geçici olduğu ve yeniden büyüme dönemine geçileceği vaadi gerçekçi değildir" diyen Sönmez, Türkiye'nin çok sert ve zorlayıcı bir programla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Sönmez, "Türkiye kan ve zaman kaybediyor. Her yurtseverin bu programı reddetmesi gerekir" diye konuştu.
Açıklamasında Türkiye'nin adeta kobay olarak kullanıldığını söyleyen Sönmez, "Fischer diye bir adamları var bunların. IMF vasıtasıyla bir deneme uygulatıyor ondan sonra çıkan sonuca göre yeni bir makale yazıyor. Türkiye'nin üzerinde akademik egzersiz yapıyor" diye konuştu.
Program fiyasko
Türkiye'nin şu andaki 153 milyar dolarlık iç ve dış borç toplamının 2003 yılı sonunda 180 milyar dolara çıkacağını umduğunu kaydeden Sönmez, "Yani 3 yıl sonra Türkiye'yi çok daha büyük bir borç yükü beklemektedir" dedi. Tüm bu sürecin gelirlerin bölüşümünü dar gelirliler aleyhine daha da eşitsiz bir duruma getirdiğini söyleyen Sönmez, şöyle devam etti: "Bu durum pogramın fiyaskoyla sonuçlanmasına yol açacaktır. Sadece bu yıl yaklaşık 80 milyar dolarlık borç ödemeyi öngören program, alacaklıları rahatlatmak için içeride gelirleri iyice azaltmayı, iç tüketimi iyice kısmayı, bütçedeki her tür sosyal harcamayı budamayı, eğitime, sağlığa ilişkin temel harcamaları bile kısmayı hedefliyor. Tarımda büyük bir kaosa yol açacak bir tırpan hareketine girişiyor. Kitlesel işsizlikleri, işten çıkarmaları, iflasları, el değiştirmeleri, tekelleşmeleri öngörüyor. Türkiye ciddi bir sosyal ve siyasal felakete sürükleniyor."
'Niyet mektubundan vazgeçilmeli'
Türkiye'nin en acil sorununun bölüşüme müdahale olduğunu söyleyen Mustafa Sönmez, çözümün IMF'ye verilen niyet mektubundan vazgeçilmesi ve yerli- yabancı alacaklı bankaların beklentilerini değil, Türkiye halkının acil iş, ekmek ve demokrasi ihtiyaçlarını ön plana alan bir ekonomik yaklaşım olacağını kaydetti. Sönmez, konuşmasına şöyle devam etti: "Sermaye hareketlerine bir kontrol getirilmesi gerekiyor. Borçlarda Türkiye'nin kendi şartlarına uygun bir takvimi IMF'ye dayatması lazım. Ve vergi yükünü dar gelirli çoğunluğun değil, varlıklı kesimin sırtlanacağı yeni bir vergi politikası getirilmesi lazım. Çünkü Türkiye'de inanılmaz zengin ve dokunulmaz bir varlıklı kesim var. Bunlardan vergi alınması lazım."
İstanbul daha eşitsiz
Mustafa Sönmez'in kitabında ise oldukça çarpıcı veriler var: Buna göre Kriz öncesi bölüşüm tablosuna göre, Türkiye'nin yüzde 1'inin geliri, yüzde 45'nin geliri kadardı. Ve kriz sonrası en üstteki yüzde 1'lik grup ile en alttakiler arasındaki fark 236 kat büyüdü. Sönmez'in kitabındaki araştırmaya göre, Türkiye'deki ailelerin dörtte üçü, 500-32 milyon TL arası bir gelirle geçinmeye çalışıyor. Kitaptaki verilere göre İstanbul'da gelir bölüşümü Türkiye genelinden daha eşitsiz. Nüfusun yüzde 1'i İstanbul gelirinin yüzde 29'una el koyuyor. İstanbul'un en zengin yüzde 1'i ile en yoksul yüzde 1'inin geliri arasında 322 kat fark var. İzmir, Bursa ve Adana'nın tüm geliri, İstanbul'un yüzde 1'lik süper zenginlerinin geliri kadar. Ankara ve İzmir'in tüm geliri İstanbul'un yüzde 2'lik azınlığının geliri kadar. Doğu ve Güneydoğu'nun tüm hanelerine giren gelir, İstanbul'un yüzde 3'lük azınlığının gelirinin altında. Çarpıcı veriler böyle uzayıp gidiyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön
www.evrensel.net