Tekellerin kâr hırsına karşı

Tekellerin kâr hırsına karşı

   mücadele günü

Tekellerin kâr hırsına karşı mücadele günü
"5 Haziran Dünya Çevre Günü" ile ilgili yapılan etkinlik ve açıklamalarda, uluslararası emperyalist tekellerin insanı, doğayı ve toplumu öldüren kâr hırsına dikkat çekilerek, Türkiye'yi bu tekellere peşkeş çeken siyasi iktidar eleştirildi.
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde düzenlediği basın açıklamasında, çevrenin de bir insan hakkı olduğunu belirterek, çevreye duyarlılık istedi. Açıklamanın ardından "Doğanın ve Çevrenin Geleceği İnsanlığın Geleceğidir" başlıklı İnsan Hakları Bülteni özel sayısı dağıtıldı. İHD İzmir Şubesi de Cumhuriyet Meydanı'nda yaptığı basın açıklamasında, çevre hakkının gerçekleşmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Çevre Günü etkinlikleri çevçevesinde Tuncelililer Kültür ve Dayanışma Derneği, Munzur'da barajlara ve Bergama'da siyanürle altın aranmasına son verilmesi için Cumhurbaşkanlığı'na telgraf çekti. Dernek üyeleri ellerinde "Her yer Munzur, her yer Bergama" ve Munzur Vadisi'nde barajlara hayır" dövizleriyle, dün, Taksim Galatasaray Postanesi önünde bir araya geldiler. Dernek Başkanı Nimet Tanrıkulu, tüm kamuoyunu Munzur Vadisi ve Bergama'ya sahip çıkmaya çağırdı. Telgraf çekme eylemine İHD Yönetim Kurulu Üyesi Şaban Dayanan, Bergama Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar, Yeşiller Grubu'ndan Ender Ermez ve Belediye-İş 3 No'lu Şube yöneticileri de katıldı.
'Cennetleri cehenneme çeviriyorlar'
Emeğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu, Dünya Çevre Günü'nün uluslararası emperyalist tekellerin insanı, doğayı ve toplumu öldüren kâr hırsına karşı mücadele günü olduğunu vurguladı. Köroğlu, yaptığı açıklamada, "Bergama'da siyanürlü altın avcısı Eurogold, Manisa'da ilaç tekeli Novartis, Yatağan'da enerji tekelleri, İstanbul'da, Kocaeli'de Koç'un şirketleri, BP, Shell vb. yerli yabancı birçok tekel, kendi cennetleri için, ülke topraklarını cehenneme çevirmenin adımlarını attılar, atıyorlar" dedi.
Köroğlu, "Bu koşullarda doğanın ve çevrenin korunması için verilecek mücadele, bu gerçekleri gören ve halkı doğru bilinçlendiren bir anlayışla sürdürüldüğünde anlamlı olacaktır. Halkı, emekçileri içine almayan popülist ve marjinal tepkiler ve örgütlenmelerle sorunun çözülemeyeceği açıktır" dedi.
'ABD başı çekiyor'
Enerji Yapı Yol-Sen Genel Merkezi'nin yazılı açıklamasında, sanayileşmiş ülkeler ve onların başını çeken ABD'nin, emperyalizmin dünya pazarına hakim olma, kâr hırsı ve aşırı tüketim hareketlerinin doğanın kirlenmesinde birinci etmen olduğu ifade edildi. Doğu Akdeniz Çevrecileri Ortak Sekreteryası ve ÇETKO Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Figen Doran, tarımı ve insanı daha da zedeleyecek endüstri bölgeleri yasa tasarısına tepki gösterdi. Orman Mühendisleri Odası ve İHD İstanbul şubeleri ile İMO ve Mimarlar Odası Adana şubeleri de yazılı açıklama yaptı.
İHD, ÇEKÜL, EMO, ÇMO ve Çev-Gön Diyarbakır şubeleri de yaptıkları ortak yazılı açıklamada, uluslararası sermayenin kendi çıkarları doğrultusunda doğayı ve çevreyi ölçüsüz yöntemlerle tahrip ettiği vurgulandı. Açıklamada, köyleri yakılmış ve boşaltılmış insanların çevre koşulları da sağlanarak geri dönüşünün sağlanması, ormanların imha ve tahribatına son verilmesi istendi.
Çanakkale Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerini protesto eden Çanakkaleli çevreciler, "Boğazlar petrol yolu değil, dostluk ve barış yolu olmalıdır" mesajını verdiler.
İstanbul'da dün ayrıca, Taksim'de "Çevre Yürüyüşü", Sultanahmet-Cankurtaran arasında da "Temiz Çevreye Yolculuk" yürüyüşü yapıldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Rüşvet değil borç almışlar!
"Beyaz Enerji" davasında yargılanan sanıklar, jandarmadaki sorgularını reddederken, bazı işadamlarından aldıkları paraların borç olarak alındığını, bunların rüşvet olmadığını savundular.
Enerji Bakanlığı ihalelerine "fesat karıştırmak ve rüşvet almak için çıkar amaçlı çete oluşturmak" suçlarından haklarında dava açılan ve eski bakan, üst düzey bürokrat ve işadamlarının yargılandığı Beyaz Enerji davası, dün, Ankara 1 No'lu DGM'de başladı.
Eski Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in istifasına neden olan Beyaz Enerji davasında Savcı Talat Şalk toplam 15 kişinin "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" ve "oluşturulan teşekküle yardım etmek" suçlamalarıyla DGM'de yargılanması için dava açmıştı. Ancak, DGM'nin 5 kişi hakkında görevsizlik kararı vermesiyle dava ikiye bölünmüş, 5 kişinin "rüşvet almak" suçlamasıyla yargılanması için dosya Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de "görevsizlik" kararı vermesinin ardından dosya Yargıtay'ın gündemine girmişti.
Beyaz Enerji davasının dünkü duruşmasında 9'u tutuklu 10 sanık hazır bulundu. Duruşmaya Savcı Talat Şalk yerine Savcı Hakan Kızılarslan katıldı. Kızılarslan, Yargıtay'da incelenilen 5 sanık ile ilgili dosyanın hangi mahkemede görüleceğine ilişkin kararın beklenilmesi için davanın ertelenmesini talep etti. Sanık avukatlarından Ali Keleş ise davanın görülmesini talep etti. Mahkeme heyeti, Kızılarslan'ın talebini reddederek duruşmaya başladı. Kızılarslan, iddianameyi okuyarak, sanıkların Türk Ceza Kanunu (TCK)'nun "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmayı" düzenleyen 313. maddesi ve "teşekküle yardım etmek" suçunu düzenleyen 314. maddesi uyarınca 9 ile 14 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep ve mütalaa etti. Ardından sanıkların savunmalarına geçildi.
Hayır işlemek için almışlar!
Sanık TEAŞ eski Genel Müdürü Muzaffer Selvi, jandarma sorgulamasında baskı ve tehdit gördüğünü ileri sürerek, rüşvet aldığı yönünde verdiği ifadeleri reddetti. Devlet Eski Bakanı işadamı Birsel Sönmez'den 40 bin doları, haklarında daha önce açılmış davaların masrafı olarak aldığını kabul eden Selvi, memuriyet hayatını da anlatarak TEAŞ'ın suç işlemek için teşekkül oluşturmakta uygun olmadığını ileri sürdü. Eski TEAŞ Genel Müdür Yardımcısı Ünal Peker, iddianamede yer aldığı gibi Yamula Barajı yapımı için rüşvet almadığını, çocuklarına şirket kurmak için Nuri Doğan Karadeniz'den 18 bin dolar, Birsel Sönmez'den de 15 bin dolar borç aldığını savunarak, daha önce jandarma, savcılık ve mahkeme huzurunda verdiği ifadelerin baskı ve tehditle alındığını ileri sürerek suçlamaları reddetti.
İşadamı Birsel Sönmez ise yaşlı ve hasta olduğunu, sorgulamada baskı gördüğünü iddia ederek, suçlamaları reddetti. Ünal Peker'e şirket kurması için borç olarak 15 bin dolar borç verdiğini, rüşvet vermediğini ileri süren Sönmez, Yamula Barajı ile ilgili evrakların dosyada bulunmadığını, sorgulama esnasında jandarmaların bir kasetten söz ettiğini, ancak kendisinin böyle bir kasedi görmediğini savundu. Karadeniz Termik Santralleri Sahibi Nuri Doğan Karadeniz ise hayırsever bir kişi olarak Selvi'ye hayır işleri için 50 bin dolar verdiğini, girdiği 17 ihaleden sonuç alamadığını ve Ünal Peker'e 18 bin dolar borç para verdiğini kabul ederek, doğu illerinde yaptığı hizmetlerden dolayı ödül aldığını, iyi bir vatandaş olarak mağdur olduğunu savundu.
Sanıktan teşekkül iması
Park Enerji Şirketi'nin ortağı Erhan Aygün, Eski Enerji Bakanı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Mendilcioğlu, Enerji Bakanı Eski Genel Müdür Yardımcısı Osman İlhan ve Yavuz Gürsoy ise savunmalarında suçlamaları reddederek, beraat ve tahliyelerini istediler.
Değişik Enerjiler Eski Genel Müdür Vekili Hasan Hüseyin Çoğalan de Yavuz Gürsoy ve ekibiyle amir-memur ilişkisinde sorunlar yaşadığını belirterek, "Değil bu şahıslarla birlikte teşekkül oluşturmak, onların yaptıklarına karşı hep muhalefet oldum. Onlar benim yabancı dil eğitimimden kaynaklı, müdür olabileceğimi, yerlerine geçebileceğim düşüncesine de sahiptiler. Bu olaylarla ilgim olmadığı gibi yapılan yanlışlara da her zaman karşı çıktım" dedi. Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz'in Çoğalan'ın Bakanlık içindeki teşekkül olduğu yönündeki imasını araştıran sorular sormaması dikkat çekti.
Rüzgar enerjisinde tekelleşme
Tutuksuz yargılanan YAPISAN ve Bilgin Elektrik Enerji Firması sahibi Mehmet Vehbi Bilgin, Rüzgar Enerjisi Sanayicileri Derneği Başkanı olduğunu vurgulayarak, rüzgar enerjisi için ihaleye girildiğini ancak Demirer Firması'nın bu alandaki tekelleşmesinden kaynaklı zarara uğradığını ifade etti. Bilgin, Demirer Firması'nın sahibi Önder Demirer'e 50 bin dolar hava parası verdiğini kaydererek, "Devletin ucuz enerji alması gerekirken, biz rüzgar enerjisinde fiyatları düşürmüşken, ihale bir yıldır sonuçlanmıyor. Bu durum Demirer'in tekelleşme isteğine bağlı. Biz 50 bin doları verdikten sonra, projenin hayata geçme şansı da ortadan kalkınca, mağdur olduk" diye konuştu. Söz konusu ihalede 9 proje için 20 firmanın ihaleye girdiğini ancak bir ayda sonuçlanabilecek ihalenin bir yılı aşkın süredir sonuçlanmadığının altını çizen Bilgin, Rüzgar Enerjisi Şube Başkanı Nazan Öztürk'ü suçladı ve sanıkların hataları olduğunu ancak ellerinden bir şey gelmediğini ileri sürdü.
Bilgin'in savunmasının ardından tanıkların dinlenmesine geçildi. İlk dinlenen tanık Nazan Öztürk'e Avukat Zafer Kilislioğlu, "Yetkinizdeki işlerde ihale usulune neden karşı çıktınız" sorusunu yöneltti. Öztürk de tek fiyat işlemini şahsi olarak uygun gördüğünü söyledi. Daha sonra tanıklar sırasıyla çağrılarak, savcılık ve jandarmada verdikleri ifadelerinin doğruluğu ve ek bilgiler soruldu.
www.evrensel.net