Üniversiteden manifesto

Üniversiteden manifesto

Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES), aktif bir eylem sürecine girme kararı alarak, 10 maddelik manifesto yayınladı.

Üniversiteden manifesto
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES), üniversitelerde yaşanan kan kaybı göz önüne alınarak, araştırma görevlisi kadrolarının artırılmasını ve gençlere kendilerini ve bilimi geliştirebilecekleri koşullar sağlanmasını talep etti.
Öğretim Elemanları Sendikası, öğretim üyelerinin özerk-demokratik üniversite taleplerini içeren 10 maddelik bildirgeyi kamuoyuna sundu.
Dün saat 11.00'de Yıldız Teknik Üniversitesi'nde basın açıklaması yapan öğretim elemanları, hükümetin izlediği IMF ve Dünya Bankası patentli politikaların ülkeyi krizden krize sürüklediğine ve egemenliğimizin ayaklar altına alındığına dikkat çektiler. ÖES Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu'nun yaptığı açıklamada, kamu üniversitelerin 'öteki Türkiye'nin öteki üniversitelerine' dönüştüğü kaydedilerek, araştırma olanaklarının imkânsızlaştırıldığı ifade edildi. Rektörlerin, öğrenci harçlarının 650 dolara yükseltilmesi suretiyle öğretim elemanlarının yaşam şartlarının düzeltilmesi taleplerinin yanlış olduğunu dile getiren Kozanoğlu, parasız eğitim taleplerini sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.
Öğretim elemanlarının talepleri
ÖES üyesi öğretim elemanlarının on maddelik talepleri şöyle:
1- Şimdiye kadar öğretim elemanlarının sorunlarına pek duyarlılık göstermeyen rektörlerin dahi üniversite personelinin maddi yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebiyle ortaya çıkması, durumun vahimiyetinin açık kanıtıdır. Ama bu ülkede emeğiyle geçinenlerin hak taleplerine kulak vermeyen, yalnız kendisi için "ayaklanan" bir üniversite, hem toplumdan yeterli desteği görmeyecek hem de sorunun kaynakları doğru saptanamayacaktır.
2- Bizler uzun yılların çabasıyla kamu kaynaklarını kullanarak yetiştik. Şartlar ne olursa olsun kamu üniversitelerini terk etmemeye kararlıyız. Talebimiz devletten, sermayeden, dinden bağımsız özgür akademisyen kimliğimizi koruyarak mesleğimizi yürütmektir.
3- Bunun için emeğimizin karşılığı olan hak ettiğimiz ücreti alma çabasındayız. ÖES olarak KESK'in şemsiyesi altında grevli, toplusözleşmeli sendika mücadelesi veriyoruz. Ancak bu amaca ulaşınca hiç kimseye minnet duymadan hakkımız olan insanca bir yaşam düzeyine kavuşacağımıza inanıyoruz.
4- Ülkemizde yirmi yılı aşkın süredir uygulanan neoliberal politikalar, bu politikaları dayatan IMF ve DB ile ülkeyi yönetemeyen hükümetler, gerek yaşadığımız ekonomik krizlerin, gerekse öğretim elemanlarının gittikçe bozulan yaşam koşullarının baş sorumlusudur. Bu nedenle sendikamızın tüm üyeleri gelecek ders yılından başlayarak derslerinin ilk on dakikasını bu politikaları teşhire ayıracak, eylemimizin dozu koşullara göre gittikçe artırılacaktır.
5- Üyelerimizin de katkısıyla hazırlanan Emek Programı'nın anlatılabilmesi, geliştirilebilmesi için yaz aylarında da çabalarımızı sürdüreceğiz. İktisatçı meslektaşlarımız iktisat politikalarını, ziraatçılar tarım, veterinerler hayvancılık, eğitim bilimciler eğitim politikaları, tıpçılar sağlık politikaları, kısacası tüm meslektaşlarımız kendi alanlarıyla ilgili teşhir faaliyetine ağırlık vereceklerdir.
6- Rektörlerin öğrenci harçlarının 650 dolara çıkartılarak öğretim elemanlarının yaşam şartlarının düzeltilmesi talebini çok yanlış buluyoruz. Biz parasız eğitim talebimizi sürdürmeye kararlıyız, öğrencilerimizin cebine saldırarak yapılacak düzenlemelere şiddetle karşı çıkacağımızı, öğrencilerimizle birlikte tepki koyacağımızı açıkça ilan ediyoruz.
7- Yüzde on paralı öğrenci kontenjanını da hem Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olacağı hem de kamu üniversitelerinin ticarethane haline getirilmesinin son adımını teşkil edeceği için kabul edilemez buluyoruz.
8- Üniversitenin saygınlığına gölge düşüren, kendisiyle aynı düşünmeyen öğretim üyelerine sıfatı rektör bile olsa en ağır iftira ve suçlamaları yöneltmekten çekinmeyen YÖK Başkanı Kemal Gürüz sözcülüğünde yapılan bir hak arama mücadelesinin inandırıcılığı azalmaktadır. Kemal Gürüz hemen istifa etmeli, kendi yönetiminde tarihinin en kötü dönemini yaşayan üniversitelerden elini çekmelidir.
9- Ekonomide fonların tasfiyesi bütçe ve mali disiplini bozulan uygulamalar olduğu için yerindedir. Üniversite araştırma fonları özellikle fen bilimlerindeki arkadaşlarımızın çalışmalarını sürdürebilmeleri için hayati önemdedir. Bu araştırmaların üniversite genel bütçesi içersinden sürdürülebilmesi, kaynaklardan yararlanabilmenin objektif koşullara bağlanması gereklidir.
10- Ülkemizde bilimin geleceği, gençlerin öğretim üyeliği mesleğine kazanılmasına, mesleğimizin hem maddi yaşam koşulları hem de toplumsal saygınlık açısından cazip hale getirilmesine bağlıdır. Üniversitelerde yaşanan kan kaybı da göz önüne alınarak araştırma görevlisi kadroları artırılmalı, gençlere kendilerini ve bilimi geliştirebilecekleri koşullar sağlanmalıdır.
www.evrensel.net