Yaşama inatla sarılıyor

Yaşama inatla sarılıyor

19 Mayıs 1986 doğumlu olan Döndü Erdoğan, çocuk bayramından altı gün sonra, gençlik bayramına da iki hafta kala gözaltına alındı. Çünkü, polisler sokakta bir terörist arıyordu ve Döndü gözlerine 'terörist' olabilecek kadar büyük gözükmüştü. O, evin en neşelisiydi.

Yaşama inatla sarılıyor
Rojda İldan
Halil Erdoğan, 7 yıl önce, eşi Yıldız Hanım ve 6 kızıyla birlikte işsizlik ve parasızlık nedeniyle Maraş'tan İstanbul'a zorunlu olarak göç etti. İstanbul'a geldikten sonra, bir süre bakkallıkla uğraşan Halil Erdoğan, daha sonra tekstil atölyesi açtı. Erdoğanlar, altı yıl önce açılan bu atölyede sabahtan akşama kadar ailece çalışıyorlardı. Çünkü Erdoğan atölyeyi, "Kızlarıma bir şey olmasın, yanımda olsunlar, başka yere gitmek zorunda kalmasınlar, onlara kol kanat gereyim" diyerek açmıştı. Sokaklarına, yollarına güvenemediği bu yabancı şehirde kızları Tijen, Gülsüm, Demet, Gülşen, Döndü ve Ebru'nun başlarına bir şey gelsin istemiyordu Erdoğan. Ama yıkım onları yolda, sokakta değil; karakolda buldu.
Ailenin sondan ikinci kızı Döndü, 14 yaşında, suçsuz yere, polislerin gözüne 'büyük gözüktüğü', Erdoğan ailesinin artık varlığına inanmadığı 'teröristler'e benzeterek gözaltına alındı. 14 yaşındaki Döndü'nün karakolda yaşadıkları tıpkı cüssesi gibi yaşıtlarından farklı; ama Türkiye gibi çocuk ve gençlerine özel önem gösteren bir ülke için olağandı. Döndü Erdoğan'ı, gözaltına alındıktan sonra giriştiği intihar nedeniyle 20 gün kaldığı yoğun bakımdan çıktıktan sonra, evinde ziyaret ettik. Anne ve babası Yıldız ve Halil Erdoğan ile yaşadıklarını üzerine görüştük.
Duvara dayayıp elepçelediler
Döndü Erdoğan, haftanın çalışmadığı tek günü olan pazar günü, ablasının aldığı tencereyi değiştirmek üzere pazara gidiyordu. Tarih, 29 Nisan'dı. Tekke Sokak'taki gecekondunun önünde polisler tarafından durduruldu. Polislerin sonradan aileye söylediğine göre; "Maraşlı bir kadın terörist aranıyordu." Döndü, güpegündüz, bütün mahallenin gözü önünde durduruldu. Görenlere göre, polisler, iki minübüs ve dört ekip arabasıyla gelmişti. Döndü'yü gecekondunun duvarına dayadılar. Yüzü duvara dönüktü, elleri arkadan kelepçeli. Üstünü aradılar, ellerindeki çantalara baktılar. Aramaların ardından Döndü, elleri kelepçeli olarak arabaya bindirilip götürüldü; Yenibosna 75. Yıl Polis Karakolu'na.
Neler yaşandığı bilinmiyor
19 Mayıs 1986 doğumlu olan Döndü'nün karakolda yaşadıkları -onu intihara kadar götüren- tam olarak bilinmiyor. Döndü, henüz tam olarak anlatamıyor. Ailenin karakolda yaşadıkları, gördükleri ve duydukları ise Döndü'ye neler yapıldığı konusunda bizi fikir sahibi yapıyor. Döndü evden çıktıktan sonra aradan saatler geçmesine rağmen pazardan dönmeyince, aile telaşlanıyor. Ablasında, evinde yok; akrabalarında yok. Bunun üzerine akşam saat 21.00'de karakola gidiliyor, ablası Döndü'yü orada görüyor ama tanıyamıyor. Döndü'nün saçları darmadağın, yüzü kıpkırmızı, bileklerinde polislerin takmadık dediği 'kelepçelerin' izleri.
Döndü, polislere kızıyor, bağırıyor, küfür ediyor, sürekli "Benim suçum ne?" diye soruyor. Bu esnada bir sivil polis, kocası ve diğer kardeşiyle Döndü'yü aramaya gelen ablaya "Kardeşine söyle çok konuşmasın, onu filistin askısına götürürüm, orada asarım, daha da kımıldayamaz, ne o yana, ne bu yana" diyor. Polisler sonra Döndü'yü yan odaya alıyorlar. Abla daha sonra kardeşine bakmak istediğini söyleyerek yan odaya gittiğinde, kardeşinin ellerinde kelepçe olduğunu kendi gözleriyle görüyor. Bu arada polisler, "Siz gidin beklemeyin, onun işi uzun sürer" diyorlar. Abla itiraz edince, aynı sivil polis, bu sefer diğer kızkardeşini göstererek "Döndü'ye yaptıklarımızı buna yapsaydık, bu yapmadıklarını ben yaptım derdi. Ama bu hiçbir şey demiyor" demiş. Aile, "Ne biliyor ki kabul etsin" diye itiraz edince, polisler bu sefer "Alevi mi Sünni misiniz?" sorusunu yöneltmişler. Ayrıca polisler Erdoğanların Maraşlı olduklarını öğrenince de, "Tü, rezil Maraşlılar" demişler.
İlk girişim karakolda
Bu konuşmaların ardından Döndü'nün büyük ablası ve kocası, araba almak için eve gitmiş. Eve girer girmez telefon gelmiş. Arayan karakolda bekleyen Gülsüm'müş. "Abla çabuk gel. Döndü kötü, hastaneye götürdüler" demiş. Bu Döndü'nün ilk intihar girişiminin haberi olmuş. Döndü su istemiş, su gelince kelepçelerini çıkarmışlar, Döndü o arada bardağı kırarak, bileklerini kesmiş. Gelen telefondan sonra karakola giden Yıldız Erdoğan, bu sefer karşılaştıklarını şu sözlerle dile getiriyor: "Biz kalktık gittik ki kızı götürmüşler. Polis 'Senin kızını eve götürdük, çabuk git, durumu durum değil' dedi. Biz oradan taksi tuttuk, buraya geldik ki kız yerinde oturamıyor, kafasını koltuklara gömüyor. Döndü kızım kalk ne oldu dedim. 'Elini verme anne, her tarafım acıyor' dedi. Artık ne yapmışlar, ne etmişler, biz bilemiyoruz daha."
Kelepçe izleri bileklerinde
Anne ve babası bu olaylardan sonra, belki rahatça açılabilir düşüncesiyle Döndü'yü ablasının evine yollamış. Ama Döndü, orada dördüncü kattan kendini atmış. Yirmi gün yoğun bakımda yatmış, daha sonra Baltalimanı Hastanesi'ne gönderilmiş, orada kırıkları alçıya alınmış ve evine yollanmış. Bir haftadır evde. Birçok yeri kırılmış, akciğerleri ezilmiş, rahat nefes alması için boğazından delik açılmış. Kelepçe izleri hâlâ bileklerinde; yoğun bakımdayken önceden kıvır kıvır olan saçları kesilmiş, tuvaletini yapamıyor, görenler onu tanıyamıyor.
Anne Yıldız Erdoğan, Döndü'nün eve gelince konuşamadığını, bir gün yataktan düştükten sonra yavaş yavaş konuşmaya başladığını söylüyor. Döndü'nün anlattıklarını annesi, " 'Döndü sana ne yaptılar?' diye soruyorum, 'Gözlerimi bağladılar, beni çıplattılar, copla dövdüler' diyor, kökünden kopan dişinin boşluğunu göstererek 'Polisler yaptı' diyor. 'Beni duvardan duvara vurdu' diyor." diyerek bize aktarıyor. Döndü, annesine anlattıklarını odasına yaptığımız kısa ziyarette bizlere de anlatmaya çalışıyor. Yatakta dönüyor, 'Kaldırın, yatırın, acıyo, kelepçe' diyor. Peltek peltek konuşuyor, söyledikleri henüz anlaşılmıyor. Kolundaki kelepçe izini, kırılmış dişini gösteriyor. Arada bir ağlıyor, ama her şeye rağmen gülüyor, umudu ve yaşama sevinci gözlerinden okunuyor.
'Kanun kanun değil ki!'
Döndü'nün başına gelenler, Erdoğan ailesini epey etkilemiş. Erdoğan ailesinin sosyal güvencesi yok, yaklaşık 7-8 milyar liralık hastane masraflarını yeşil kartla karşılamışlar, ama günde 400-500 milyonu bulan ilaç masrafları maddi güçlerini elinden almış. Ailenin manevi olarak aldığı yaralar ve duyduğu öfke ise yaralarına tuz basıyor. Halil Erdoğan kızını bu hale getirenlere 'resmi eşkıya' diyor ve ekliyor: "Artık terörist olduğuna inanmıyorum, sokaktan alsın çocukları öldürsün, sonra terörist desin. Var mı böyle bir şey?"
Anne Yıldız Erdoğan da eşi gibi öfkeli. Hastanedeyken sahte bir avukatın kendilerine yollandığını, Döndü Erdoğan'ın 'suç'unu itiraf ettiğine dair bir kasedin kendilerine 'yutturulmaya' çalışıldığını ve hatta kendilerine Döndü'nün kendisinin karakola geldiğini söylediklerini belirten Erdoğan, "Çocuğumun suçu yok, varsa niye bıraktınız? O daha çocuk. Fiziki tipine bakarak mı aldınız? O zaman bütün büyük görünen çocukları alın, karakola tıkın. Kanun kanun değil ki!" diyor. Erdoğanlar şimdi çocuk hayatları söndürmede tereddütsüz davrananlara karşı hukuk savaşı yürütmeye hazırlanıyor.
www.evrensel.net