Tutuklulara ve yakınlarına

Tutuklulara ve yakınlarına

   baskılar sürüyor

Tutuklulara ve yakınlarına baskılar sürüyor
F tipi cezaevlerindeki tecride son verilerek ölümlerin durdurulması talebiyle basın açıklaması yapmak isteyen tutuklu yakınlarına izin verilmedi. Dün Çemberlitaş'ta biraraya gelen ailelere müdahale eden polis, Özgür Han, Yıldız Gerçek, Hayriye Tepeli ve İsmail Karagöz'ü gözaltına aldı.
Elbistan Cezaevi'ndeki tutuklular ölüm orucunun 145. gününe girdiler. Tutuklu yakınları tarafından yapılan açıklamada, ölüm orucunda olan tutukluların durumlarının her geçen gün kötüye gittiği belirtildi. Elbistan Cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarının devam ettiğinin de dile getirildiği açıklamada, ölüm orucunda olan tutuklularda kanlı ishal ve kısmi felç görüldüğü belirtildi.
Çanakkale Diyalog Grubu da dün ölüm oruçlarıyla ilgili olarak İHD Çanakkale Şubesi'nde bir basın toplantısı yaptı.
İHD, EMEP, ÖDP ve HADEP temsilcilerinin katıldığı toplantıda, devletin cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşamından doğrudan sorumlu olduğu hatırlatıldı ve "Bizler yaşam hakkına saygı istiyoruz, ölümleri durdurun diyoruz. Devletin inatlaşma diye bir tutumu olamaz" denildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Köye dönülecek ama nasıl?
HADEP, ÖDP, İHD, TMMOB, TİHV, TOHAV ve Göç-Der temsilcilerinden oluşan heyetin Van'da köye dönüş üzerine yaptığı inceleme gezisinin raporu, İHD Genel Merkezi'nde basın toplantısıyla açıklandı.
Geziye ilişkin gözlemlerini aktaran İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, 1990'lı yılların başlarında yoğunlaşan köy boşaltma ve zorla göçettirme olgusunun 1999'a kadar devam ettiğini, bu dönemde yaklaşık 3700 yerleşim alanından 3 milyondan fazla insanın iradeleri ve denetimleri dışında yaşam ortamlarını terketmek zorunda kaldığını, boşaltılan ve yıkılan yerlerde, yol, su elektrik gibi temel altyapı olanaklarının da yok olduğunu söyledi.
Köykent projeleri zorlama
Yayla yasaklarıyla bölgede hayvancılığın da yok olduğuna işaret eden Öndül, göç etmek zorunda kalan insanların barınma, iş, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerden yoksun kaldığını dile getirdi. Göç edenlerin gittikleri yerlerde kimliklerinden ötürü baskı ve saldırılara maruz kaldığını belirten Öndül, köyüne geri dönmek isteyen mağdurların önüne çeşitli engeller çıkarıldığını ifade etti.
Hükümetin "Köy-Kent" ve "Merkez Köy" uygulamalarının bir başka zorlama olarak ortaya çıktığını kaydeden Öndül, "Köy-Kent uygulamasıyla, kullanılamayan tarım arazilerinin kullanımı da olanaklı değildir. Köy-kentler sosyo-ekonomik açıdan da doğru değildir" diye konuştu. Geri dönüş izni verilen yerleşim yerlerine dönüşün güvenlik güçlerince engellendiğini dile getiren Öndül, göç mağdurlarının can güvenliklerinin de tehdit altında olduğuna vurgu yaptı.
Bölgede döşenmiş olan mayınların yerlerinin belirlenmesi ve temizlenmesi ile ilgili hiç bir çaba gösterilmediğine işaret eden Öndül, köylerine geri dönmek isteyen mağdurların, köylerine geri dönmek için valilik ve kaymakamlıklar tarafından hazırlanan format dilekçelerindeki "Köylerini terör nedeniyle terkettiklerine" ilişkin maddeyi işaretlemeye zorlandığını belirtti. Göç mağdurlarından maddi ve manevi tazminat isteklerinde bulunmayacaklarına dair taahhüt istendiğine dikkat çeken Öndül, hak arama özgürlüğünün ihlalinin söz konusu olduğunu belirtti.
'Baskılarla karşılaştık'
Bölgedeki güvenlik güçlerinin soruna çözüm yolu arayan kuruluşlara da kuşkuyla yaklaştığını söyleyen Öndül, heyet üyelerinin inceleme sırasında olağanüstü denetim uygulamasına maruz kaldığını bildirdi. Öndül, ziyaret edilen ve edilmesi düşünülen köylerde yaşayan halkın güvenlik güçlerinin baskısına maruz kaldığını belirterek, Van Valiliği ile görüşme taleplerinin kabul edilmediğini kaydetti. Öndül, 17 Ağustos depreminde toplumun büyük bir duyarlılık gösterdiğini hatırlatarak, aynı duyarlılığın 15 yıl süren "sosyal deprem" için de gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Umut sürüyor
TMMOB adına inceleme gezisine katılan Celal Beşiktepe ise bölgedeki izlenimlerini dia eşliğinde anlatarak, köyler hakkında bilgi verdi. İncelemelerde bulundukları yakılan ve boşaltılan köylerin, doğasının oldukça bereketli olduğunu kaydeden Celal Beşiktepe, inceleme yaptıkları sadece 3 köyde önceden 7000 küçükbaş ve 1200 büyükbaş hayvan yetiştirildiğine vurgu yaptı.
Celal Beşiktepe, "Bölge halkı dimdik ayaktadır ve umudunu yitirmemiştir" diye konuştu. HADEP Genel Başkan Yardımcısı Hamit Geylani de, köye dönüşlerin sağlanmasının demokratikleşmenin olmazsa olmaz koşulu olduğunu vurguladı.
www.evrensel.net