Çöpte ekmek kavgası

Çöpte ekmek kavgası

Adana sokaklarında ekmeğini çöplerde arayanların sayısı her geçen gün artıyor. Çoğu Doğu illerinden göçen Kürt yoksulları. Harallarıyla düştükleri sokakların ardından, biraz sohbet, biraz soluk almak için depoda bir araya geliyorlar.

Çöpte ekmek kavgası
Sinan Araman
İçerde düzgünce sıralanmış ve üst üste dizilmiş, dolu çuvallar. Duvarlarda çöplerden toplanmış tablolar, posterler, süs eşyaları, antikalar... İçerdeki ortam bir sanat galerisi ya da bir resim atölyesini andırıyor. Oysa burası ne bir sanat atölyesi ne de bir galeri. Çöplerden ekmeğini kazananların, topladığı yararlı atıkları kilosunu 35-40 bin liradan sattıkları depo...
Bu depolar aynı zamanda gece gündüz harallarıyla (iki tekerlekli genişçe çuval) Adana'nın dar ve çarpık sokaklarını gezinerek çöpleri yoklayanların buluşma ve sohbet mekânı. Sokaklarda uzun ve yorucu bir serüvenden sonra, topladıklarını depoya satan gençlerin, evlerine gitmeden önce soluklanıp arkadaşlarıyla muhabbete daldıkları yer burası.
Tüttürdükleri sigara ve yudumladıkları çayla yaptıkları sohbetlerin gündemleri ise zengin; futbol maçları, Kemal Derviş ve Amerika'lı karısı, topladıkları atıklar, polisten yedikleri cop, anlam veremedikleri göç, sıla hasreti, gidemedikleri ya da erken bırakmak zorunda kaldıkları okullar...
Yenileri katılıyor
Önceleri nerede yaşayıp nasıl barındıkları belli olmayan, sokaklarda birer ayrıntı gibi "çöpçü çocuklar", krizden sonra göz aşinası bir görüntü artık. Krizin derinleşen etkileri, her gün yeni insanları sokaklarla tanıştırıyor. Çocukların ekmek kervanına gençler ve işten çıkarılan emekçiler de eklenince, elinde haralıyla çöpleri aralayanların görüntüsü bütün kenti kaplıyor. Yoksulluğun ve sefaletin olduğu kadar bir başka gerçeğin de resmini çiziyor sokaklar; çöp toplayanların çoğunluğu köylerinden göç edip büyükşehirlere sığınmak zorunda kalan Kürt yoksulları..
Ekmek alacak para yok
"Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum" diyor Diyarbakır'lı İlyas. İlyas Kaya, 18 yaşında. Adana'nın Denizli mahallesinde oturuyor. 11 kardeşin üçü bu işi yapıyor, diğerleri ise tarlada...Kardeşlerinin hiçbirinin okuyamadığını söyleyen İlyas, "Maddi durumumuz kötü. İnsanlar bizi hor görüyor. Hırsızlık olsa polis hırsızı değil bizi yakalıyor" şeklinde konuşuyor.
Polislerin kendilerini yakalayıp bu işi yapmamaları için korkuttuğunu belirten İlyas, kendilerinin de "Ne yapalım, keyfimizden yapmıyoruz, işsiziz. Bize iş bulun. Bizde başka işte çalışalım" diye yanıtladıklarını söylüyor. Bu işi zorunluluktan dolayı yaptığını ifade eden İlyas, "Çoğu zaman ekmek alacak para bile bulamıyoruz. Bir gün çalışmasak on gün aç kalıyoruz" diyor.
En büyük isteği okumak
Deponun içinde yere uzanarak sohbeti dinleyen İbrahim, İlyas'ın kardeşi. "Daha önce marangozda, berberde ve bakkalda işe girdim, ama yaşım küçük diye hepsi beni işten çıkardı. Ben de ağabeyimin yanında bu işe başladım" diyen İbrahim 10 yaşında. İbrahim, "En çok istediğim okumak. Okuyup büyük adam olmak istiyorum. Halk başkanı olup bu ülkeyi düzeltmek istiyorum" diyor.
16 yaşında, Tunceli'li olduğunu söyleyen Hakan Doğan, ilkokul beşten terk. Denizli Mahallesi'nde oturan Doğan, 5 yıldır bu işi yaptığını belirtiyor."Geçinmek zor. Günde iki üç milyon kazanabiliyoruz ancak. Sabahın yedisinden çıkıp gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Bazen geceleri de çalışıyoruz. Yazın sıcaklardan bunaldığımızda kendimizi kanala atıp, serinlemeye çalışıyoruz" diye konuşan Hakan, bu işe başlamadan önce mobilya, oto kaporta, çaycılık gibi birçok işte çalıştığını belirtiyor. Mardin'li olduğunu, okul okuyamadığını söyleyen yirmi yaşlarında Yılmaz Gümüş ise dört kardeş bu işi yaptıklarını belirtip "Akşam yediden sonra çalışmamıza yasak deyip engelliyorlar. Polislerden çok dayak yedik." diyor.
Oturduğu yerden bizi sessiz bir şekilde dinleyen 46 yaşında, Enver Yiğin ise Van'lı ve yedi çocuk babası. Çocuklarının ikisinin erkek, beşinin kız olduğunu, erkek çocuklarında kendisiyle birlikte aynı işi yaptığını belirten Yiğin, en çok çocuklarını okula gönderemediği için üzülüyor. "1965'ten beri Adana'dayım. Ne okul yüzü gördüm ne de bir sanat. Adana'ya geldiğimizden beri bu işten geçinmeye çalışıyoruz" diyen Yiğin, Dumlupınar mahallesinde oturduğunu, evlerinin depremde yıkıldığını, sadece 350 milyon kira parası alabildiğini söylüyor.
'Ne yapsınlar, insanlar aç'
Adana'da çöplerden toplanan pet şişe, naylon, kağıtların paketlenip satılmak amacıyla depolandığı atölyenin sahibi Mardin'li Nazmi Tekin ve kardeşi Remzi Tekin topladıkları yararlı atıklarla sanayiye geri dönüşüm sağladıklarını belirtiyorlar. Çocukluktan bu yana kendilerinin de bu işle uğraşıp depo açtıklarını söyleyen Tekin kardeşler, sayılarının giderek artmasını şu sözlerle açıklıyor: "Ne yapsın insanlar, aç, sefil. Herkes işten çıkarılıyor. İş kapıları kapalı. Hele Doğulu'ysan iş açısından hiç şansın yok. İnsanlarda çöpten ekmeğini çıkarmaya çalışıyor"
www.evrensel.net